Dünyanın İlk Asker Arıları Keşfedildi

Barışçıl özellikleriyle dikkat çeken bal arılarının
yuvaları korumakla görevli ilk asker cinsi bulundu
‘Etkili İngilizce Öğreniyorum’ Eğitim Seti
Brezilya'da araştırmalarını sürdüren bilim insanları,
barışçıl özellikleriyle dikkat çeken bal arılarının, yuvaları korumakla görevli ilk asker cinsini bulduklarını duyurdu.

İngiliz Sussex Üniversitesi ile Brezilya'daki Sao Paulo Üniversitesi'nin
ortak araştırmasına göre,
Güney Amerika'da 'Jatai' adıyla da bilinen 'Tetragonisca angustula' arılarının bir kısmı asker olarak doğuyor.
Yuvanın girişindeki tüplerde duran asker arılar,
hem kapıyı koruyor hem de olası bir düşman saldırısında erken uyarı sistemi işlevi görüyor.

Bu muhafız arılar, diğer işçilere göre yüzde 30 oranında daha ağır.
Bacakları daha uzun ve kafaları ise diğer arılara oranla küçük.
Asker arılar, yuvayı koruma görevlerini 3 haftadan uzun bir süre boyunca sürdürebiliyor.

Her anlamıyla bir muhafız gibi hareket eden arıların en büyük düşmanı ise
'Lestrimelitta' adıyla da bilinen iğnesiz bir arı cinsi. Lestrimelittalar,
Jatai kolonilerine yiyecek için ani baskınlar düzenleyip yuvaları yok edebiliyor.
Saldıran arının kanatlarını kafasıyla kenetleyen ve bacaklarını kullanan Jatai asker arısı,
düşmanının uçmasını engelleyebiliyor ve onu etkisiz hale getiriyor.

Ağaç ve duvarlardaki oyuklara yuvalanan Jatai bal arılarının her kolonisinde bir kraliçe arı ve
10 binin üzerinde işçi arı bulunuyor. İşçi arı nüfusunun yaklaşık yüzde birini asker arılar oluşturuyor.
Araştırma sonuçları, Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Tutanakları Dergisi
(PNAS)'ın bugünkü sayısında yayınlandı.

BİRBİRLERİNİ KOKULARINDAN TANIYORLAR

Genel olarak bal arıları topluluk halinde yaşamlarını sürdürürler.
Bal arısı kolonisi, bir kraliçe (Ana arı), birkaç yüz erkek arı ve
10-80 bin işçi arıdan oluşur.

Görünüş olarak birbirinden farklı olan bu üç arıdan kraliçe arı ve
işçi arılar dişidir.
Dış görünüş olarak arılar birbirlerine çok benzerler.
Bu benzerliğe rağmen kovana giren herhangi bir yabancı arı tanınır ve
kovandan dışarı atılır ya da öldürülür.

Her kovanda kraliçenin salgıladığı bir kimyasal madde vardır ve
kovandaki bütün arılar bu maddeyi kraliçeden alırlar yani kraliçe ile aynı kokuya sahip olurlar.
Bu madde sayesinde aynı kolonideki bütün bireyler birbirlerini kolaylıkla tanırlar.

Bal arılarını ilginç kılan özelliklerden biri de;
koloni, herhangi bir nedenle kraliçe arısını yitirirse,
koloninin devamını sağlayan kraliçe arının yokluğu işçi arılar tarafından 1-2 gün boyunca anlaşılmaz.
1-2 günün sonunda kraliçe arının yokluğunun farkına varan arılar

kraliçe arı olarak beslemek üzere günlük yumurta da bulamayacaklarından,
kendi aralarından bir işçi arı seçerek onu arı sütü ile beslemeye başlarlar.
Arı sütü ile beslenen işçi arının üreme organları yumurtlamaya yetecek kadar gelişse de
bu gelişim yalancı kraliçe arı haline gelen işçi arının erkek arıyla çiftleşmesine olanak verecek ölçüde değildir.

Bu nedenle yalancı kraliçe arının petek gözlerine bırakacağı yumurtalar döllenmemiş yumurtalardır.
Döllenmemiş yumurtalardan ise dişi işçi arı çıkması mümkün değildir.
Bu yumurtalardan çıkacak bütün arılar erkek arı olacağından koloni kısa bir süre içinde yok olacaktır.

Arıcılıkta bu sorun koloniye yeni bir kraliçe arı (ana arı) edindirmek suretiyle çözülür.
Yalancı kraliçe arının görünümü, gerçek kraliçe arının aksine, herhangi bir işçi arınınkinden farksızdır.
Petek gözlerine bırakılan yumurtalar gözlenerek kolonide yalancı kraliçe arı bulunduğu kolaylıkla anlaşılabilir.
Gerçek bir kraliçe arı her petek gözüne sadece bir adet yumurta bırakırken,
yalancı kraliçe arı petek gözlerine düzensiz sayıda yumurta bırakır.

( Ajansı) 10.01.2012