İnsanlığın, sevgi ve dostluk üzerine binlerce yıldan bu yana
mitolojilerinde, şiirlerinde, türkülerinde ve
öykülerinde geniş yer verdiklerini biliyoruz.

Toplumdan topluma farklı anlayışlar içeren dostluk kavramı,
insan doğasındaki bir özelliktir.
ünümüzde sanayileşmenin getirdiği yaşam biçimi,
insanı doğadan, çevresinden ve
kendinden kopararak bunlara yabancılaştırıp,
bunalıma sürüklediğine tanık oluyoruz.

Kentli, yüzlerce daireden oluşan beton yığını apartmanlarda,
birbirinden iletişimsizlik nedeniyle kopmakta ve
büyük bir yalnızlık içinde yaşamaktadır.
Televizyon bilgilenmeleriyle beyinleri şartlandırılanların yanında,
İnternet aracılığı ile sanal dostluklar ya da
gönül bağları kurmaya çalışan binlerce insan görüyoruz.

Romalıların dediği gibi “ Büyük kent, büyük yalnızlık “

Bu çarpık kentlerin varoşları ise, merkezin birkaç katına ulaşmaktadır.
Buralarda yaşayanlar ise, kırsal yörelerin kültürünü sürdürmek için büyük çaba harcıyorlar. Kimliklerini yitirmemek için,
aynı yörenin insanları mahalleler, semtler oluşturmaktadırlar.
Yitip kaybolmamak için, komşuluk ilişkilerini ve
dayanışmasını sürdürmeye çaba gösteriyorlar.

Bu kaos, bazılarımızı arayışa, bazılarımızı da başkaldırı,
intihar gibi bir çok olumsuz yollara itmektedir.
Bu arayışlardan en önemlisi dostluktur.

İnsan doğası “ Ben “ merkezlidir.
Temel içgüdümüzün birinci istemi, varlığımızı olabildiği kadar uzun,
rahat, zevkli ve güven içinde sürdürmektir.
İkinci istem de, çoğalma ve bunun getirdiği cinsel hazlardır.
Varoluş programının bu iki temel ana noktası,doğal olarak ortadan kaldırılamaz.
İnsan olmanın sorumluluğu, bunların kölesi değil,efendisi olmaktır.
Bu nitelik ise uygarlığın ölçüsüdür kanımca.

Bu nedenle dostluk, dostluğun önemi ve
dostluk arayışının çok eskilere dayandığını görüyoruz.

Günümüzün yaşam koşullarında, birliktelik ve
onun oluşturduğu dostluklar çok az olduğundan, insan,
sorunlarını paylaşacak kimse bulamadığında,
psikologlara başvurmaktadır. Parası ya da dostları olmayanlar sıkıntılarını
içlerine gömüp, zaman içinde ruh sağlıklarını yitirmektedirler.


Bu insanların bir bölümü de dostluğa ve
sadakate duydukları özlemle evlerinde evcil hayvanlar,
özellikle köpek beslemektedirler.
Büyük kentlerin varsıl semtlerindeki parklarda,
köpeklerini gezdirenlerin büyük çoğunluğunun yaşlı olmaları,
yaşlılıkta dostlara ve dostluğa özlemin kanıtı olabilir.
Doğal olarak bu yaklaşım, her köpek ya da
evcil hayvan besleyen yaşlının dosttan yoksun olduğu anlamına gelmez.

Bu sosyal olgu, Batı’da çok daha yoğun olarak yaşanmakta,
eskiden papazlara açtıkları iç dünyalarını, şimdi psikiyatristlere açmaktadırlar.
İntihar oranlarının Batı ülkelerinde,
Doğu ülkelerine oranla çok daha fazla oluş nedenlerinin temelinde,
insan ilişkilerindeki kopukluktan ileri geldiğini görebiliriz.

Voltaire, Felsefe ansiklopedisinin

“ Dostluk “ bölümünde, Batı’daki dostluk anlayışını şöyle açıklıyor.
“ Dostluğa düşkünlük Yunanlılarla Araplarda bizdekinden daha güçlüdür.
O ulusların dostluk üzerine kurdukları hikayeler hayran olunacak şeylerdir.
O hikayelerin bizde hiç benzeri yoktur, biz her şeyde biraz kuruyuz.

Avusturalyalı Öğretim görevlisi, felsefeci ve
yazar Sandra Lynch “ Dostluk Üzerini “ adlı yapıtının Türkçe basımına yazdığı önsözde “ Dostluk ve dostluğu yeşertip sürdürmek yeteneği,
eleneksel Batı felsefesi araştırmalarında pek öne çıkmamıştır.
Dostluk üzerine eskiçağda yazılan yazılar ise onu özellikle erkeklere özgü,
“ tarzında düşüncelerini açıklamaktadır.

İnsanlığın dostluk hakkındaki düşüncelerini geriye dönüp araştırdığımızda,
en ilginç, düşündürücü ve
en eski kaynak olarak Gılgamış destanında görüyoruz.

Destanda, Gılgamış ve Enkidu arasındaki dostluk dile getirilir.
Homeros’un İlyada’sından en az bin beş yüz yıl önce yazılmış bu destan,
Gılgamış’ın serüvenlerini, ahlak, dostluk ve
ölüm anlayışını trajik bir tarzda dile getirir.

Destanda ana tema özetle şöyledir.

Gılgamış’ın yaptıklarından usanan halk,
tanrı Anu’ya içlerini döktükten sonra,tanrılar,
“ Onu yapan sensin. Ey Arura. Şimdi de öyle birini yarat ki,
ona denk düşsün, onun yansısı, onun öbür yanı olsun,
coşkun bir gönüle karşı, coşkun bir gönül çıksın.
Varsın birbirleriyle çekişip dursunlar. Yeter ki Uruk’a huzur gelsin.

Yaratılan “ doğal adam “ anlamındaki Enkidu’dur
Doğada vahşi hayvanlarla büyüyen Enkidu,
kentten gönderilen bir kadin tarafından baştan çıkarılır ve
ehlileştirilerek kente getirilir.
Gılgamış’la boy ölçüşebilecek güçte olan Enkidu,
yaptıkları bir güreşte Gılgamış’a yenilir,
fakat aralarında büyük bir dostluk da başlamış olur.

Böylece Enkidu, Gılgamış’a bir erkek kardeş,
sevgili bir dost olur. Destanın ikinci bölümünde,
Enkidu’nun hastalığı ve ölümüne çok üzülen Gılgamış’ın
ölümsüzlüğü arayışı yer alır.
Destanda işlenen ana tema arkadaşlık,
dostluk ve sadakat dır.

Homeros’un döneminde, toplumsal karışıklıklar nedeniyle daha çok,
“ Konuk-dostluk “ üzerine durulmuştur.
Rekabet eden aileler arasında sınırlı dengeyi sağlamakta
rol oynadığını görüyoruz. İlyada da bu tür dostluklarla karşılaşıyoruz.

erkekler arası erotik dostluk ele alınır.
O dönemin ahlak anlayışına göre pek aykırı bir ilişki olmamasına karşın ,
aton “ Yasalar “ adlı yapıtında bu ilişkilere karşı çıkar ve
bu ilişkilerin doğaya aykırı olduğu ve yasalarla yasaklanmasını önerir.

Aristotales’in Nikomakhos’a Etik adlı yapıtının
“ Dostluk “ bölümünde, dostluğa yaklaşımını şu başlıklarda özetleyebiliriz.



“ Üç çeşit dostluk vardır;
çıkara dayalı dostluk,
hazza dayalı dostluk ve iyi ye“ erdeme“ dayalı dostluk.”

“Dostluk, sevgiyi almaktan çok vermektir. “

“ İyi insan kendine karşı olan tutumun aynısını dostuna da gösterir.
Çünkü dost başka bir BEN ‘lik tir. “


“ Dostluk; o ya bir erdem ya da erdemle birlikte giden bir şey.
Ayrıca yaşam için son derece zorunlu. Bütün öteki iyilere sahip olsa bile,
hiç kimse dostluktan uzak bir yaşamı tercih etmese gerek. “

“ Gerek yoksullukta, gerek başka talihsiz durumlarda tek sığınağın dostlar olduğuna inanılır.
Dostluk gençlere yanılgıya düştüklerinde,
yaşlılara bakım için ve güçsüzlük yüzünden ortaya çıkan eylem eksikliğine yardım için; yetişkinlere ise güzel eylemler için gerekli.
Çünkü iki kişi birlikte olunca, hem daha iyi düşünebilir
hem de daha iyi eğlenebilirler. “

“ Fikir birliği dostluğa benzeyen bir şey. “

“ Dostlar olduktan sonra adalete bile gerek yok,
ama adil olanlar dostluğa gereksinim duyarlar.”


“ Çelişkinin yararlı olduğuna, en güzel uyumun karşıtlardan ve
her şeyin çatışmasıyla olduğunu söyleyen Herekleitos.
Bunların karşısında Empedokles gibi başkaları da var.
Benzerin benzerini aradığını söylüyor.
O söyleyişi acaba dostluk herkeste ortaya çıkmaz mı?
Kötüler dost olmaz mı? Yine acaba yalnız bir tür dostluk mu var?
Yoksa daha çok mu? Acaba insanlar
iyi yi mi yoksa kendileri için iyi olanı mı seviyor? “

“ Yarar için dost olanlar yararla birlikte dostluklarını da keser,
nitekim birbirlerine değil, çıkarın dostudurlar. “


“ Yer uzaklığı saltık anlamda dostluğu değil,
yalnızca onun etkinliğini bozar. Ayrılık süresi
Bu yüzden iletişimsizlik bir çok dostluğu sona erdirmiştir derler. “

“ Öyle geliyor ki, yaşlılar ve çetin kişiler de dostluğa uygun değil.
Bunlarda hazla ilgili şey pek az,
hiç kimse de üzüntü verici ya da hoş olmayan kişiyle gününü geçirmez.
Doğa özellikle acı verici şeylerden kaçıyor,
hoş şeylere yöneliyor;
görünen bu.

“ Eşitliğin dostluğun ruhu olduğu söyleniyor,
bu da en çok iyilerin dostluğunda söz konusu.
İktidarda olan kişilerin ise iki gurup dosta gereksinim duydukları görülüyor.
Bir gurubu kendileri için yararlı olanlar,
bir gurubu da hoş olanlar. Onlar erdemin eşlik ettiği hoş kişileri
ya da güzel şeylere katılan yararlı kişileri değil,
hoşluğu aradıklarında şakacı kişileri,
emredileni yapacak becerikli kişileri arar. “

“ Çoğunluğun “ saygı, sevgi “
yüzünden sevmekten çok sevilmeyi istediği görülüyor.
Bunun için çoğu kişi dalkavuk sever.
Çünkü dalkavuk aşırı dosttur ya da dostmuş gibi davranır.
Sevildiğinden çok seviyor görünür. “


“ Dostların erdemi “ sevmek “ olsa gerek.
Kendi içinde tutarlı olanlar, birbirine karşı da tutarlı olurlar. “


“ Yarar üzerine kurulmuş dostluklar suçlanacak bir şey;
bu tür dost olanlar, yarar açısından birbirini kullandıkları için,
hep daha çoğuna gereksinim duyarlar,
hep gerekenden azını elde ettiklerini düşünürler. “

“ Değişen kişiyle dostluğu yürütmek olanaksız olunca ayrılınır.
Öte yandan dostlardan biri aynı kalır, öteki daha doğru olursa ve
erdemce farklılık çoğalırsa dostluk korunmalı mı?
Yoksa olanaksız mı? Bu durum en çok, farklılık büyük olunca açıklık kazanıyor.
Söz gelişi, çocuklardaki dostluklarda.
Biri kafaca çocuk kalır, öteki olabildiğince güçlü bir adam olursa,
aynı şeylerden hoşlanmayıp, aynı şeylerden haz ve
acı duymadıklarına göre, nasıl dost kalabilirler? “

“ Dost insanın bir başka kendisidir. “

“Tüm gücümüzle kötülükten kaçmalı, doğru kişi olmaya çalışmalıyız.
Ancak bu şekilde, dost olabilir, başka biriyle dostluk kurabiliriz. “

Aristotales , dönemindeki dostluk kavramını, etik ve felsefe açısından ele aldığını görüyoruz. Bu gün de geçerli olan bu yaklaşımlar,
insan doğasındaki evrimleşmenin çok yavaş oluştuğunu da kanıtlamaktadır.

Geç Roma döneminde politikacı ve adlı yapıtında,
bu günde gördüğümüz ve yaşadığımız politik dostlukları dile getiriyor.

“ Dostluk konusunda düşündüğüm zaman,
hep şu noktayı göz önünde tutmalı diye düşünürüm.


Acaba dostluğu artıran neden, zaaf veya ihtiyaç mıdır?
Acaba karşılıklı yardımlaşmaya girişirken insanların amacı tek başlarına pek başaramayacakları şeyi, bir başkasının yardımıyla elde etmek,
sırası gelince karşılığını yapmak mı dır?
Yoksa bu yardımlaşma dostluğa hastır da, dostluğun daha derin,
daha asil, sırf doğanın yarattığı başka bir sebep mi? “

“ Dostluğa adını veren sevgi, teveccüh ( değer verme )
hisleriyle birbirine bağlanmasında başlıca sebeptir. “

“ Başkalarını mihnet altına sokmak için;
iyiliksever ve cömert değiliz. Çünkü

iyilik faize verilmez,
bizi cömert olmaya tabiatımız ( doğamız ) zorlar.

Aynı şekilde, bizim fikrimize göre, ödül görmek kaygısıyla değil,
"dostluğun bütün kazancının sırf o sevgide olduğu için o dostluğu aramalıyız.

“ Dostluk için bir çoklarımızdaki para hırsından ,
olgun insanlar arasındaki mevki ve
şöhret mücadelesinden daha büyük bir felaket olamaz. “


“ Dostun bizden yardım istemesini bile beklemeden,
yardım isteği daima hazır, tereddüt uzak olsun. “

“ Taros’lu Arkhytas’un sözü doğrudur.
Biri göğe yükselip evreni ve yıldızların güzelliğini seyretseydi,
bu seyir ona hoş gelmeyecekti. Ama yanında gördüklerini anlatacak
bir dostu olsaydı bundan büyük bir zevk duyacaktı.
Evet doğa yalnızlığı sevmez,
daima bir desteğe dayanmak ister.
Çok samimi dostluğun en tatlı tarafı da budur. “

“ Kendi kendine dalkavukluk eden,
kendi kendini çok beğenen inan, dalkavukların sözüne kulak verir. “


Cicero dostu Aticus’a yazdığı bir mektupta dostluk hakkındaki
düşüncelerini şöyle açıklar.

“ İnan bana, şu anda her şeyimi hemen hiç endişe duymadan paylaşacağım,
sevgi dolu ve sağduyu sahibi, yapmacıksız, açık ve
hiçbir şey gizlemeden konuşabileceğim biri kadar istediğim başka bir şey yok.
O derecede yalnız bırakıldım ki,
bir tek ailemin yanında geçirdiğim anlarda huzur buluyorum.

Yüce ve göstermelik dostlarım şan, şeref ve
şöhret getirmiş olsa da, özel hayatımda bunlardan hiç doyum elde etmedim.
Evim sabah ziyaretleriyle dolup taşardı,
Forum’a bir sürü dostumla birlikte giderdim,
ama koca gurupta serbestçe şakalaşacağım,
samimiyetle fısıldaşabileceğim hiç kimse yoktu.”

“ Shakeskpeare, Atina’lı Timon adlı yapıtında , varlıklı bir insanın etrafındaki dalkavuk dostlarının öyküsünü anlatır.
Varlık yitirildikten sonra,
çevresinden kaçan sahte dostlara Timon’un verdiği bir derstir bu yapıt.

Francıs Bacon,
Denemeler adlı yapıtında dostluk hakkında düşüncelerini şöyle açıklar.

“Gönlünüzdeki tıkanıklığı, üzüntümüzü,korkumuzu,
umudumuzu, gizlerimizi, içimizi karartan
buna benzer her şeyi sayıp dökebileceğimiz
bir dosttan başka hiçbir şey iyileştiremez.”


“ Pythagoras; “ Yüreğini yeme der “.
Ona göre içini dökecek arkadaşı olmayan, kendi yüreğini kemiren bir yamyamdır.
Ama dostluğun iki yararı konusundaki sözlerimi bitirirken,
belirtmek istediğim en güzel ve en önemli şey,
bir dosta içini açmanın iki karşıt sonucudur;
dosta söylenen sevinç iki kat olur, acı ise yarıya iner.”

“ İnsanın en büyük dalkavuğu kendisidir,
bu dalkavuktan kurtulmanın en iyi yolu da bir dostun içtenliğidir. “

“ İnsan ruhunun sağlıklı kalabilmesi için en gerekli şey,
bir dostun candan uyarılarıdır. “

“ Dost insanın ikinci benliğidir. “

“ Sevginin olmadığı yerde, kalabalık insanı yalnızlıktan kurtarmaz.”

Voltaire’e göre dostluk,
“ Duygulu, erdemli iki insanarasında kendiliğinden meydana gelen
bir anlaşmadır. Duygulu diyorum,
çünkü
bir keşiş, dünyadan el etek çekmiş biri,
hiç kötü olmaz da dostluk nedir bilmeden yaşayabilir.

Erdem diyorum,
çünkü kötülerin olsa olsa suç ortakları olur,
haz düşkünlerinin sefahat arkadaşları,
çıkarlarını arayanların ortakları vardır.


Siyaset adamları, fitne fücurları toplarlar.
Prenslerin de dalkavukları olur; erdemli insanların,
yalnız onların dostları olur.”


Montaigne de dostluk kavramı çok duygusaldır.

“ Dost ve dostluk dediğimiz,
çokluk ruhlarımızın beraber olmasını sağlayan bir rastlantı
ya da zorunlu edindiğimiz ilintiler, yakınlıklardır.
Benim anladığım dostlukta ruhlar o kadar derinden uyuşmuş,
kaynaşmıştır ki onları birleştiren dikişi silip süpürmüş ve
artık bulamaz olmuşlardır. “


“ Aristotales şu sözleri sık sık kullanırmış “
Ey dostlarım, dünyada dost yoktur, “

Halil Cıbran ;
Ermiş adlı yapıtının dost bölümünde, şu uyarıyı yapıyor.

“ Dost size kendi fikrini anlatınca, içinizden gelen
“ hayır “ veya “ evet “ i ondan esirgemeyin. “

“ Dost susunca, kalbiniz onun kalbini dinlemeye devam etsin.
Çünkü
dostluk aleminde bütün düşünceler,
arzular, ümitler, sözler doğar, paylaşılır ve
bunların sevinci alkışlanmadan yaşanır.”

Dostluğu, uzun bir zaman dilimini içeren değişik ülkelerdeki
düşünürlerin yapıtlarından örnekler alarak,
dostluk kavramını irdelemeye çalıştık.
Son olarak da, konuya girerken de belirtildiği gibi,
bir felsefeci ve yazar olan. Sandra Lynch’in

Dostluk Üzerine adlı yapıtı bir master tezi,
titizlikle hazırlanmış ve bir çok kaynak taranmış.
Bu yapıt Homeros’dan başlayarak günümüze
kadar dostluğun incelenmesidir.


Yazarına göre bu kitap, dostluğun karmaşıklığını teslim etmektedir.
Onu belli düzeyde diplomasi gerektiren bir sanat;
kısmen bir meydan okuma ve belli yönlerde çaba gösterirken,
bir kendini adama, kısmen de koşullara bağlı bir durum olarak
hak ettiği yere koymaktadır.

Sandra Lynch, çağdaş bakış açısından dostluğu şu yaklaşımlarla açıklıyor.

“ Dostluk duygusal bir bağdır. Dost derin duygular beslediğimiz kişidir.
Bundan başka dostluk gönüllü bir ilişkidir.
Özgürce kurulur ve yine özgürce bitirilir.
Seçim unsuru dostluk için çok önemlidir; zorla dost olunmaz. “

“ Dostluk yalnızca duygu değil, bilgi de içerir.
Bu yalnızca iki tarafın birbirini sevmesine ilişkin bir bilgi değil,
aynı zamanda karakter özelliklerine ve kişiliğe ilişkin bir bilgidir.
Dostlar birbirinin en gizli yönlerini bilirler
ya en azından bilmek isterler.
Dostluk bir kendini adamadır.

“ Ayrılığın birliğe üstün geldiği modern dünyada hayatın parçalanması,
dostluğu çok daha fazla tehdit eder bir unsur haline gelmiştir. "

“ Dostluk, sadece başlangıç olarak gelişmesini
sağlayan benzerleri kabul etmeyi değil,
farklılığa hoşgörü göstermeyi de gerektirir.
Dostlar her konuda tam bir anlayış ve
anlaşma içinde olmak zorunda değildir.
Dahası, bazen bir yanlış anlam ya da sürtüşme kaynağı da olsa,
farklılığı acıyla hissetmektense, ona değer verebilirler. “

“ Modern bireyin ilgi alanları, istekleri, ihtiyaçları ve
sorumluluklarının çeşitliliği, dostlar arasında,
özellikle de birbirini giderek daha iyi tanımaya başladıktan sonra, birtakım anlaşmazlıklara yol açabilir.

Dostluk, daha kişisel meselelerde olabileceği gibi yasal,
ticari, siyasi ya da çevresel konularda kolayca anlaşmazlığa düşülebilir.
Bu nedenle, modern dostlar, dostluklarının sürmesini istiyorlarsa eğer,
kendileriyle dostları arasındaki belli
bir düzeye kadar olan farklılığa hoşgörü göstermelidirler.
Yani dostlarının farklı ihtiyaç, istek ve sorumluluklarını
en azından bir dereceye kadar kabul edebilmeli ve
anlayışla karşılayabilmelidirler. “

“ Kadınlar arasındaki dostluğun bu görüşe uymayacağını,
Montaigne ve Simone de Beauvoir öne sürmektedir.
Kadın psikolojisi hakkında bir çok yapıtı olan Beauvoir’e göre,
“ dişil dostluklar; erkekler arasındaki ilişkilerden tür olarak çok farklıdır.
Erkekler birer birey olarak iletişim kurarlar;
oysa kadınlar birer dişi olarak paylarına düşenle kısıtlanmış ve
içkin bir suç ortaklığıyla birbirine bağlanmışlardır.
Buna karşın, kadın ilişkilerindeki şefkat ve
sempati unsurunu vurgulayan, hatta idealleştirenler de vardır.

SONUÇ :

Konunun başında da vurgulanmaya çalışıldığı gibi,
Gılgamış destanındaki Gılgamış ve
Enkidu arasındaki dostluğun içeriği çok anlamlı.
Konuya psikolojik açıdan bakıldığında , burada Enkidu’nun yaratılış nedenleri, ki
Enkidu ‘nun anlamı“ doğal adam “ demektir,Gılgamış’a
benzerinin yaratılması, kadinin Enkidu’yu baştan çıkarması ve
Gılgamışla oluşan dostluk sembolizmasının ışığında diyebiliriz ki,
Enkidu Gılgamışın ilkel Ben’i dir. Hepimizde bulunan doyumsuz ve
bencil BEN
.
Gılgamuş o ilkel ben’ini yenerek onunla özdeşleşip dost olmuştur.


İçimizdeki o ilkel duygu olan benliği yenip, ehlileştirdikten sonra onu dostluğa yönlendirebiliriz. Kendi özüyle dost olmasını bilmeyen birinin, kimseyle gerçek anlamda dost olamayacağı kaçınılmaz bir gerçektir.
Bu yaklaşım, “ insanın en büyük dostunun kendisi olduğu gibi, en büyük düşmanının da kendisi olabileceğini” pekiştiriyor.

Dostlukta temel olan ilkenin sevgi ve
erdem olduğunu görüyoruz, zaten dost Farsça’ dır ve
“sevilen” anlamında.

Siyasal, sosyal ya da ekonomik güce sahip olanların etrafındaki dost görünenleri,
o güçler yitirilince artık ortada görünmezler .
Bunlar maskeleri düşmüş dalkavuklardır.
Geçmişte olduğu gibi bu gün de bunları görüyor ve yaşıyoruz.
Belki de sahtesi en çok olan ilişkilerden biri de dostluktur.

İnsanlar bir şeyi çok dile getiriyorsa,
bu o şeylerin azlığı ya da yokluğunun bir sonucudur.
Özdeyişler, öyküler ve türkülerde dostluğa duyulan
özlem de bunların bir sonucudur. Dostluğa duyulan özlem ve
aranan eski dostlar şu ölümsüz dizelerle çoğumuzun belleğindedir.

Unutulmuş birer birer Hayal meyal düşler gibi
Eski dostlar eski dostlar Uçup giden kuşlar gibi
Ne bir selam ne bir haber Yosun tutan taşlar gibi
Eski dostlar eski dostlar Eski dostlar eski dostlar

Unutulmuş birer birer
Bilinmez ki nasıl nerde
Şimdi yalnız resimlerde
Eski dostla eski dostlar.

Bir insanın aynası onun dostlarıdır,
onun yansımasıdır.

İslam halifesi Ali’nin
“ Arkadaşlarını göster bana, sana kim olduğunu söyleyeyim.
“ özdeyişini “ Bana dostlarını göster sana kim olduğunu söyleyeyim “
şeklinde de ifade edebiliriz.

Her şeye karşın dostluk, kavrayabilenler için yaşamın anlamıdır.
Anadolu tasavvuf felsefesinin özündeki anlayışa göre dost,
aynı zamanda Rapbin sıfatlarından biridir.
Ozan eline sazını alır,
dost dost diye onunla bütünleşir.

Hadi ya, dost benim tende canımdır
Canımdan içeri canda canımdır
Daima ben kulum, dost sultanımdır
Dostun cemalini gördüm EYVALLAH.

İşte bu içsel aydınlanmanın sonucu dostluk anlayışı Anadolu insanının değerli niteliklerinden biridir.
HALKI HAKTA,HAKKI HALKTA GÖRMENİN eşsiz güzelliğidir bu.


Anadolu humanizmasının 1100-1300 yılarında tüm insani güzellikleri geliştirirken,
yani aydınlanmasını yaşarken ;
Batı’nın ne durumda olduğunu çoğumuz biliyoruz.
Batı’nın bu gün yaşadığı sevgisizlik, dostluk kavramına yabancılığı,
onların sosyal bilimcileri tarafından da dile
getirilmekte olduğunu yapıtlarında izliyoruz.

Dostluğun sağladığı ruhsal dinginlik yanında,
dostluğun insanı ölümsüzleştirdiğini görüyoruz.
İnsan gerçek anlamda dostlarının belleklerinden silindikten sonra ölür.
Anılarımızda yaşattığımız dostlara ne mutlu.
Bunun örneklerinden biri de Aşık Veysel’in “

Dostlar Beni Hatırlasın “ adlı yapıtındaki şu dörtlükte görüyoruz.

Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram olur
Dostlar beni hatırlasın.
Ümit Yaşar Oğuzcan da şöyle yanıtlar

Doldurulmaz yerin senin
Dostlar seni unutur mu?
Hiç sönmedi nurun senin
Dostlar seni unutur mu?

Veysel’in şu dörtlüğü de İnsan ve
doğa arasındaki gerçek dostluğu inanılmaz bir güzellikte dile getiriyor.
Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yarim kara topraktır.

Dostluğun oluşması, gelişmesi ve
yaşayabilmesi için gerekli olan temel nitelikleri inceledik.
Bunların gerek bireysel gerek toplumsal ortamını,
mason topluluğunun amaç ve ilkelerinde görüyoruz.

Masonluğun temel ilkeleri olan erdem, sevgi, eşitlik ve kardeşlik,
dostluğun da temel ilkeleridir.
Masonluk, arasına alacağı adaylardan maddi yönden,
sadece aidatını ödeme ve
ailesini geçindirebilecek durumu dışında bir şey sormaz ve istemez.

Aynı şekilde sosyal statüsü için de belirli bir düzey şart koşmaz,
fakat adaydan belli bir kültür birikimi,
okuyan ve sorgulayan bir düşünce yapısı arar.
Ve hiçbir unvanı, kapısından içeri sokmaz.
En büyük ve değerli düzey “ kardeşlik “düzeyidir.

Dostluk ve kardeşlik ancak bu ortamda gelişip olgunlaşabilir.

Eşitliğin olmadığı yerde dostluk, dostluğun olmadığı yerde de masonluk yaşayamaz.
Tüm kuralların tartışılmaz tarzda uygulandığı resmi toplantıların bitiminin son sözlerinden biri de
“ tesviyede buluşalım “uyarısıdır.
Artık ondan sonra herkes kardeşliğin eşitliği ve
saygınlığı içindedir, masonluğun amacı da budur.
Bu eşitliğin bozulduğu yerde, bencillik ve
sürtüşmeler başlar.
Bu ise masonluk bağlarının zayıflamasına hatta kopmalara neden olur.
Dostluğun bir adı da masonluktur ya da masonluğun
bir adı da dostluktur diyebiliriz.

Masonluk bir yerde de dostluk sanatıdır,
o nedenle kendisiyle ve kardeşleriyle dost olamayan, gerçek bir mason olamaz ve
bu konuda kendini sorgulamak zorundadır.


Yeni yeni yürümeye çaba gösteren ve
yüzünde tanrısal gülücükler eksilmeyen torunumun,
yaşamıma anlam kazandırdığı kadar; masonluğun sevgi ve
dostluğu da yaşamıma anlam katmaktadır.
Dileğim belleklerinizde kardeşiniz,
dolayısıyla dostunuz olarak yaşamaktır.



Hadi ya, dost benim tende canımdır
Canımdan içeri canda canımdır
Daima ben kulum, dost sultanımdır
Dostun cemalini gördüm eyvallah.
Ali Rıza Hadi Baba 1277

Dostluğa adını veren sevgidir.
Cicero

Magna civitas, magna solituo,
Büyük kent, Büyük yalnızlık.
Roma atasözü

İnsan ruhunun sağlıklı kalabilmesi
için en gerekli şey,bir dostun
candan uyarısıdır.
F. Bacon

Dost insanın bir başka kendisidir.
Aristotales

Sevginin olmadığı yerde, kalabalık
insanı yalnızlıktan kurtarmaz.
F.Bacon
Dost size kendi fikrini anlatınca
İçinizden gelen “hayır” veya “ evet”i
ondan esirgemeyin.
Halil Cıbran