Sözün Bittiği Yerdeyiz. Hayat Bizi Neden Yoruyorsun.!

Herşeyin "sıradanlaştığı"
bir dünyada
bazen kaybetmek
en doğru seçimdir.!

Evet yine sözün bittiği yerdeyiz..
Oysaki alışmıştık biz,
yada kendi adıma söyliyeyim alışmıştım playofflarda kaybetmeye.
hani kursağında kalır hani insanın dilinde düğümlenir ya kelimeler.
Aynen öyle.işte!
Sözün Bittiği Yerdeyiz.
Hayat Bizi Neden Yoruyorsun.!

Ne vakit bir yerde mutluluk görsem dudağımdan “uzun ömür”
dileği dökülüyor artık.Bir yerde, birinin gözünde, bir omuzda,
sevdiklerini sarmalayan bir kolda mesela,
bir mutluluk görsem, hep aynı şey.
“Uzun ömürlü olsun” diye fısıldıyorum.
Farkında bile olmadan, kendiliğinden.
Çünkü biliyorum, mutluluk uçucudur.
Kaçıcıdır, biticidir...
Zamansızdır, boyutsuzdur.
Olmadık anda gelir, beklenmedik bir sabah çıkıp gidiverir.
Ne tetikte olmak; ne “bir gün bitecek biliyorum”
diye hazırlanmak ne de “bitmesin” diye paralanmak.
Hiçbirinin faydası yoktur, siz de bilirsiniz.
Eskici kılığında gelir mutluluğun tırpanı.

Yıpranmış günlerin rengi solmuş anılarını alır eline.
“Güçlü ve sağlam olduğu iddia edilen bir gelecek”le değiş tokuş önerir.
Öteki kadın ya da öteki erkek kılığında çıkagelir.
Kariyer ya da işsizlik çarşafına bürünür.
Hastalıkla giriş yapar kimi zaman.
Ama her defasında alır gider mutluluğu.
Çünkü mutluluk bir kaba sığmaz, saklanamaz,
miras bırakılamaz. Bilirsiniz, kırılgandır.
Bilirsiniz işte; ederi yüksektir!
Ne vakit bir yerde bir mutluluk görsem dilimde aynı dua artık:
“Uzun ömürlü olsun.” En son onlarda görmüştüm galiba.
Karısını kucaklamış, kızına sarılmıştı.Mutluydular, değil mi?
Siz de görmüştünüz o resmi.

Günümüzde kaç erkek bunca uzun yıl sarabiliyor aynı kadının omzunu,
kaç kadın uzun yıllar tutunabiliyor aynı omza,
kaç çocuk anne babasıyla birlikte büyüyebiliyor huzur içinde?
Kaç aile “biz mutluyuz” diyebiliyor yirmi,
otuz yılın sonunda?Demeseler de,
kaç kişinin yüzünde görebiliyorsunuz yer etmiş bir huzuru,
mutluluğu ve sükûneti?
Nerede bir mutluluk görsem aynı dua dilimde:
“Bari bu uzun ömürlü olsun...”

Mutluluğun tırpanı bazen tam da adı üzerinde, ölümle geliyor.
Güneşli bir tatilin, güzel bir yemeğin, dostlarla bir sohbetin sonunda.
Tak diye bitiriyor işini.
Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan’ın ani ölümü
işte tam da bu sebeple, mutluluğun kırılan resminin tam ortasında
hayatta kalanlara daha da acı geliyor.
O resmi hatırlıyorsunuz değil mi?
Anne-baba-çocuk ne güzeldiler,
ne güzeldiler karı koca birbirlerine sarıldıklarında.
Artık hiçbir film mutlu sonla bitmiyor evet ama.
Hiç olmazsa film uzun sürseydi diye kederleniyor.

İCLAL AYDIN

Söz bitti
Şimdi susma zamanı
..