ÖYLE ÇOK "SEVDİĞİM" VAR Kİ...
çocukların gözlerini sevdim...
içinde huzuru, mutluluğu yaşattığı için...
dinmeyecek sanılan fırtınaları sevdim...
yaşamın her döneminde savaşmam gerektiğini öğrettiği için...
başarısızlıkları sevdim...
başarıya giden yolu gösterdikleri için...
geceleri sevdim...
tüm günümü nasıl geçirdiğimi değerlendirme
olanağı verdiği için...
insanların sorunlarını dinlemeyi sevdim...
yaşamın gerçeklerini görüp daha olgun insan olacağımı
bildiğim için...
duyulan eksiklikleri sevdim ...
her şeye sahip olmanın insanı ne kadar mutsuz ettiğini
bildiğim için...
sabahın erken saatlerinde çalan çalar saatimin sesini sevdim...
bana bugün de yaşama olanağı verildiğini gördüğüm için...
buzlu yollarda yürümeyi sevdim...
yaşamda da atılan yanlış bir adımın,
insana ne denli acı vereceğini anımsattığı için...
uzakları sevdim...
özlemlerin duyguları pekiştirdiğini bildiğim için...
yaşamın renklerini sevdim...
yaşanılan tüm duyguları tablolara döktüğü için...
birşeylere inanmanın mutluluğunu sevdim...
kendimi iyi duyumsadığımda,
yanımda olacak insanların varlığını bildiğim için ...
her ne olursa olsun bir şeyin bittiği için üzülmek yerine
yaşandığı için sevinmeyi sevdim...
üzüntülere liman olursak,
mutluluğun başka yerlere demir atacağını bildiğim için...
sevmekten ve sevilmekten korkmayan insanları sevdim...
sevme ve sevilmenin yapaylıktan değil,
doğallıktan geldiğini bildikleri için...
arkadaşlarımla geçirdiğim zamanları sevdim...
içten bir sohbetin, tüm ağrılara iyi geldiğini bildiğim için ...


ve sevdiklerimin ellerini tutmayı sevdim...
avucumun içine bıraktığım yüreğime dokundukları için.



Şimdi sen SU olduğunu düşün.
Su kadar özel, su kadar faydalı ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün.
İnanıyorum ki gerçekten de öylesin
Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak;
Dibi olmayan bir kovayı durduramazsın
Yani seni dinlemeyenlere, sesini duyuramazsın
Unutma!
Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin
Gültünün parçası olursun sadece...
Suyun yanında olanlar, suyun en az içenlerdir.
Çünkü; su nasılsa burda , lüzum yok ki içmeye? diye dünürler...
Aynen, sesini sürekli duyanların, seni dinlemedikleri gibi!
Su gibi yaşatıcı ol;
Sel gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!
Sen bir su ol... Ama rahmet ol; Afet değil !
Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabilecğin;
Küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan ,
Hayat verirsin çevrene ...
Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe!
Yoksa hep duyulmayan , dinlenmeyen;
Korkulan ve kaçılan olursun,
Seller ve afetler gibi...
Tercih elindeydi hep ve hep de senin ellerinde olacak !
Ya tutmayı öğreneceksin dilini veya hiç durmdan konuştuğu için,
Sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu
Zannettireceksin çevrendeki insanlara!
Yapman gereken şey;
Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini ,
Düşüneceksin kimin dinleyip kimin dinlemediğini,
Düşüneceksin kimin anlayıp anlamadığını,
Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini,
Hatta anlayanların anladıklarında senin anlattıklarının
nekadarı olduğunu düşüneceksin.
ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek
En az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın!
Ağzını açık şelâleden dökülen suyu içmeye çalışan
Bir tavanşan gördünüzmü hiç?
Kaplanlar bile , içebilmek için suyun durulmasını bekler.
Beyni olan her yaratık gibi!
Şimdi sen , SU olduğunu düşün.
Su kadar özel , su kadar faydalı ve su kadar tükenmez
Su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün.
ve son olarak;

Su gibi bir küçük bardağın içine sığdır ki kendini;
Girebilmeyi öğren insanların damarlarına!

ve onlar için;
HAYAT VE VAZGEÇİLMEZ OL!