BANA BİR MASAL ANLAT


Ne anlatır Yunan şarkıları
Geceye dair, aşka dair
Ne anlatır Yunan şarkıları
Hayatımıza dair
Ne anlatır Yunan şarkıları
İnsani tepeden tırnağa saran bu hüzünle
Sanki hep anlatılmayan bir şey kalmıştır
İçimizi ne kadar döksek de
Ne anlatır Yunan şarkıları
Biten bir aşk mı, başlayan bir aşk mı
Bir kız mı, yüzünü hiç görmeyeceğimiz
Çayırlarına hiç uzanamayacağımız kırlar mı
…(Ataol Behramoğlu)


Bir deniz; iki insan gibi kıyı …İki aynı ama başka kıyı,hiç birleşmeyen...Yalnız çarpan iki acılı yürek gibi durur karşı karşıya.Bir yürek atışı kadar yakın olup da kucaklayamayan birbirini…

”Bir vakitler karşı kıyıda,denizin yumuşak başlı olduğu zamanlar,pencereleri denizi kucaklayan bir evde otururduk…”diye başlayan hüzünlü yaz başı hikayeleri söylenir denize.Sonra sözcükler rüzgara bırakılır,götürsün diye deniz aşırı sevgililere.Hasrettir artakalan o eski yıllardan.Hiç kavuşmayan iki sevgili değil midir bu şarkıları deryaya mırıldanan?Çok acı çekmiş iki deli aşık değil midir?Yüreğini sevdanın oduna yandırmış iki tutkun sevgili…Sahi ne anlatır Yunan şarkıları bu tekrarlanan hüznüyle,bu özlem yüklü sözleriyle,bu mestane ritimleriyle?Bu bize uzak;ama bir o kadar da kendimizden ezgileriyle…

Sonsuz denizlere açılma duygusuyla boğuşur bedenim; bu ritimlerin yüreğimin kıyısına vuran dalgasıyla.Dilim lal olur,konuşan buzukinin titrek telleri olur:”Kalimera,kalimera kıyıdaki dostlara…”.Konuşur buzuki,hayallerimi sahiplenir ve ben müziğin büyüsüne kapılır,düşler kurarım.Azığında bir gülümseyiş,güle benzeyişle çıkıp gelen düşler…Barış üstüne,sevgi üstüne,yaşamak üstüne;yani hep insan üstüne…Güzelliklerin kıyısından tutan düşler.Sonra bir masal anlatılır,karşılıklı kıyılarda.Bir masal başlar zamanın birinde ve bitmeyen melodisiyle sürer gider;geceler ve gündüzler boyu.Ellerde karanlığı yırtan bir meşale,sevgi üstüne bir masal anlatılır gerçek olması umuduyla.Bu masalda sevdalılar yaşar durur.Bir gün dünyanın,toprakların kimsenin tekelinde olmadığı,sevgiye,insana sınır konmadığı günlerin özlemiyle göğün Atlas’ına yoldaş; yaşar dururlar.Çünkü göğün bile memleketi olmuştur.Mavisi ufku yalayan koca deniz bile bölünmüştür çünkü ikiye.Bir deryaya bakıp türkü söylemek kalmıştır sevgiliye..


Deniz engin ve acımasız..Ulaşmak zor eski sevgiliye.Senelerdir tutuşmuş yürekleri Ege’nin mavisinde söndürmek zor.Yedeğinde hep beyaz bir bulut taşıyan gözlerimi susturmak zor .Kirpiklerimdeki nemlilikti bana kar kalan Yunan şarkılarından.Her melodi yüreğimin kuytusunda yer edinmek ister gibi sığınır ücrama.Gözyaşlarım öksüz kalır,denize karışır,bir memleket bulamaz Yunan şarkılarında.Gözlerimin kıyısından çaresiz,fırtınaya yakalanmış bir yelkenli geçer.Yardım bekler.Bulunmaz bir ses veren, ucsuz bucaksız deryada.Durmaksızın gergefini işler yelkenlideki kadın.Hayatı işler bembeyaz,tertemiz kumaşa.Biraz denizin mavisinden koyar,sonrası hep insan..Yaban ellerinin derisi kırışmış.Sanki tüm hayatını ellerinin üzerinde yaşamış gibi..Dile gelir elleri.; acılı bir şarkı söyler :”Akdeniz ,Akdeniz…Senden aslımız..Masmavi bir aydınlıktan gelir neslimiz”.Ve sonra kadın yüreği mavi aydınlığa geri döner,deryada bir köpük olur.Karışır sonsuza.Elinde kadeh, bir adam acılı bir şarkı söyler kıyıda Bir ayrılık şarkısı mırıldanır.Denize dökülür sözcükleri.Tek bir damla gözyaşı,acı çektiğinin kanıtı derin yüz çizgilerini kendine yol edinir Denize dökülür gözyaşları.Bu mavi sonsuzluğa söylenen anonim acılardır Yunan şarkıları.Ondandır uykuları bölüp,her gece sevgililere fısıldamaları.

Egenin deli mavisine sis olup çöker bir kadının ruhu.Hiç durmaz,işler yaban elleri.Kanı karışır kumaşın beyaz dokusuna.Elleri bir türlü durmayan bir kadın başı….Beyaz,ince boynu gerdanlıklı, saçlarını rüzgara salmış,bir kadın başı uyur.

Uyur sonsuz uykusunu
aşkın mavi olduğu zamanlardan kalma güzel Smyrna’nın ruhu..

-Alıntı-