Çocukluk ne kadar güzel şeymiş, şimdi o kadar özlüyorum ki...

Ne saftık o zamanlar; hepimiz eşittik, hepimiz yakışıklıydık, güzeldik, hepimiz zekiydik, hepimiz çalışkandık... Hiç birimiz diğerinden üstün değildi. Hiç birimiz bir diğerimizden üstün olduğunu düşünmezdik bile.
Gerçektik... Yani olması gerekendik... Kompkles nedir bilmezdik, kimseyi ezmezdik, dünde takılmaz yarın olmayacak gibi yaşardık, anımızın kıymetini bilirdik, paylaşmayı bilirdik ve severdik...
Kavga edince barışmayı severdik, duygularımızı dile getirmeyi severdik...
Mantıktan daha akıllı olan duygularımızı severdik... Evet demeyi de Hayır demeyi de bilirdik...
Canımız her istediğinde güler, her istediğimizde ağlardık...
Ayıp mı olacak, havamız mı bozulacak? demezdik; Hissederdik çünkü yalındık... Karmaşık değildik... Olması gereken gibiydik...

Yalın ayak asfalt üzerinde koşarken ayağıma hiçbirşey batmayan çocukluğumu özledim...
Erik ağacına dalarken arkadaşımın, abimin, ablamın, kuzenimin "eriğe dalan vaaaar!" diye bağırdığı çocukluğumu özlüyorum...

Keşke hep çocuk kalabilseydk te sadece düştüğümüzde acıyan dizlerimiz olsaydı başka acıLar olmasaydı...
ya da mutluluk bı çikolata paketinde saklı kalsaydı hep...
herşey büyüseydide biz büyümeseydik...

Biz uğur böceklerinin tereyağı sevdiğine inanır gelip onların konmasını beklerdik...
Biz uçan kokarcalara inanırdık...

"Çünkü biz çocuktuk"

Fiş yazarken süt içen çocuktan, ÖSS’ye hazırlanırken bira, vodka, rakı, viski içen çocuğa…
Ne çabuk geçti 12 sene…
Ne de kolaydı oysa büyümeyi hayal etmek,
Büyümenin bu denli zor olduğunu bilmeden…
Acemi bir yetişkin olmak ihtiyarlığa ilk adım gibi…
Büyümek geçti bizden, yaşlanıyoruz sanki ne dersin,
Susar mısın yine ey çocukluğum…
Üstüm başım toz olmuş toprak olmuş umrumda mıydı hiç…
Bilemedim terliğimin hangisi sol tekiydi hangisi sağ teki…
Sol sağ neydi ki…
En çok istediğim en çok beklediğim şey aslında ne zormuş,
Ne kadar yorucuymuş büyümek ve ne kadar uzun zaman alıyormuş…
Geçmişe küstüm ben en çocuk halimle,
Ama büyüklük ya affetmek ve büyümek istiyorum ya, ben
Affettim hemen….
Sonra barıştım gelecekle,
Anlaştım da onunla;
İçimde her daim fırlama kalacak,
Sağını solunu bilmeyen,
Hoşça kal giderken mi söylenirdi kalırken mi karıştıran,
Yatmadan önce ılık süt içen,
Ve en güzel şeyi uyumdan önceki masal olan bir çocuk olacak,
İşte o zaman yaşlanmak için büyümeyeceğim benim masum çocukluğum…


"Biz büyüdük ve kirlendi Dünya" sözü ne kadar da doğruymuş aslında.

Büyüyünce kendimizi birşey sandık... Diğer insanlarla eşit olduğumuzu unuttuk... Onlardan üstün olduğumuzu sandık...
Nefreti gördük acıyı öğrendik... Sorumluluk gönderdik saygıyı öğrendik... Kıyaslamayı öğrendik... Öğrenince ne yaptık?? Ezmeyi öğrendik...
Hepimizin insan olduğunu unuttuk, karşımızdakinin kırmayı öğrendik... Duygularımızı unuttuk... Duyguları ess geçmeyi öğrendik...

Büyüyünce akıllanıyoruz mu gerçektende? Neden "çocuk gibisin" diye küçümseriz karşımızdakinizi?
Büyükler küçüklerden daha mı zeki yani? Kesin mi yani? Neden daha akıllı olduğumuzu düşünüyoruz çocuklardan?
Yoksa savaş çıkaran onlar mı? Yoksa nefret duygusunu onlardan mı öğrendik biz büyükler? Ya da parayla adam oldum sanmayı?
Yoksa, yoksa "Sınıf atlama" dedikleri biz insanları sınıflara ayıran oluşumuda mı onlardan öğrendik?
Bomba yapmayı da onlar öğretti demeyin sakın??
İlk silahı kim buldu acaba bir büyük mü, bir küçük mü?
Kim bilir çocukluğumda ben şimdikinden daha aptaldım ve de ağaç dallarından oyuncaklar yaparken daha da Zeki(!)
Bir çocuk silah yapıyordu, olabilir mi? Neden olmasın?
Çocukluk zekanın henüz yeni gelişmekte olduğu dönemi kapsamaz mı?
Bombalar, silahlar, nefretler, savaşlar, kompleksler, küçük görmeler.. Zeki insanın yapacağı icatlar mı?

dipnot:sözüm meclisten dışarı