ÇOCUĞUN OKULA UYUM SORUNUNUN ÇÖZÜMLENMESİNDE
ANNE-BABA VE ÖĞRETMENLERİN TUTUMLARI

Çocuk yaşamının en önemli aşamalarından birisi de okula ilk başlamada doğabilecek olası sorunlardır.Okula yeni başlayan çocuk, yepyeni ve farklı bir toplumsal ilişkiler ağının içine girmektedir.Anne – baba ve öğretmenlerin bu kritik başlangıcın önemini çok iyi irdelemelerinde yarar vardır. Çünkü bir işin başlangıcı hep önemlidir. Bazen de o kadar önemlidir ki bir yanlış başlangıç, bundan sonraki ilişkilerin de yanlışlar dizisine dönüşmesine neden olabilir.

Okula başlamadan önceki aile ortamında; ailenin merkezinde olan, bir dediği iki edilmeyen ve ben merkezli bir kişilik yapısı oluşturmuş olan çocuğu, yeni ortamda yepyeni ve karmaşık bir ilişkiler ağı beklemektedir. Bundan önceki dönemde anne-baba sadece kendisine aitti; ama bu yeni ortamda öğretmen, herkesin öğretmeni olmak zorunda. Bundan önceki ortamda kendisine ait eşya ve oyuncakları vardı; ama bu yeni ortamda sınıf eşyaları ortak. Önceki ortamda evin sevimli yaramazı olarak istediği yere oturur, istediği şekilde yatar yuvarlanırdı; ama şimdi yapması gerekenler kurallara bağlı. Kısacası bu yeni ortam, daha çok paylaşmayı ve kurallarla yaşamayı gerektiriyor.

Bu yeni ortam, çocukların okula uyum sürecini bazen öylesine zorlar ki bazı çocukların “okul fobisi” denilen bir depresyon dönemini yaşamalarına neden olabilir. Bu krizi yaşayan çocuklarda -okula gitme saatlerinde- karın ağrısı, mide bulantısı, ateş yükselmesi ve kusma gibi fizyolojik rahatsızlıklar görülebilmektedir. Bazı çocuklarda ise bu belirtiler görülmediği halde, çocuğu çok daha derinden etkileyen psikolojik rahatsızlıklar ve sıkıntılar da yaşanıyor olabilir. Bu durumda olan çocuklar için, elbette alınması gereken birçok önlem olabilir. Ancak asıl düşünülmesi gereken, çocuklarda bu krize girilmeden önce neler yapılabileceğidir.

Okula başlama döneminde çocuğun -bedensel, zihinsel, toplumsal ve psikolojik yönden- belli bir ölçüde olgunluk düzeyine gelmesi gerekir. Bedensel olgunluk düzeyi, çocuğun daha çok biyolojik yönü ile ilgili olup onun genetik yapısı ve beslenmesiyle ilgilidir. Bu durumda çocuğun bu olgunluk düzeyine ulaşmasını beklemenin dışında, okula başlama döneminde alınabilecek çok fazla önlem olmayabilir. Ancak çocuk okula başlarken onu zihinsel, toplumsal ve psikolojik yönden okula; yani yeni toplumsal çevreye hazırlayabilecek çok fazla önlem alınabilir. Bunları şu noktalarda toplamak mümkündür:

1. Yapılacak ilk işlerden birisi, çocuğu okula hazırlamaktır. Bunun için çocuğun okul öncesi aile ortamında geçireceği yaşam deneyimleri zenginleştirilmeli ve çocuk, adım adım aile dışı toplumsal çevreye açılmalıdır. Bu, çocuğun yakın çevredeki akran gruplarıyla buluşturulması; park, bahçe ve oyun vb. ortamlara açılmasıyla sağlanabilir.

2. Çocuğun okul öncesi aile ortamında, geleceğe yönelik bir amaç oluşturulabilir. Bu amaç, okula gitmeyi ve orada ve başarılı olmayı içerirse sorun, kendiliğinden aşılabilir. Okula başlayacak çocuğu olan ailelerin bu konuda bilinçli olması, çocuklarıyla birlikte geleceğe yönelik bir amaç belirlemesi ve bu amacın içine okul başarısını da alması, çocuğun okula kavuşmadaki özlem duygusunu harekete geçirebilir. Böyle bir özlemi olan çocuk ise, okula kavuştuğunda korku duymayacak, sadece mutlu olacaktır.

3. Okula başladıktan sonraki dönemde en önemli görev, öğretmene düşmektedir. Okul korkusunun temelinde yatan nedenlerden birisi, belki de en önemlisi, çocuğun okul ortamında yaşayacağı başarısızlık korkusudur. Bu durumu aşmak için öğretmenler okulun açıldığı ilk günlerde, eğlenceye ve oyuna daha fazla zaman ayırmalı, çocukların yapmakta zorlandığı etkinliklerin yerine, kolayca yapabilecekleri, yüreklenecekleri ve başarı tadı alabilecekleri, kendilerine olan inançları ve özgüvenlerini geliştirebilecekleri etkinliklere yer vermelidirler.