Diablo 3

PC
Dil/Language :
Multi


Release Date | Çıkış Tarihi : 2011(belli değil)

Üretici Firma : Blizzard Entertainment
Platform : PC










http://www.gamespot.com/pc/rpg/diablo3/index.html



Alıntı

Blizzard sadece oyun sektöründeki değil, dünyadaki bütün sektörlerdeki şirketler arasında en farklı üretim politikasına sahip şirket olsa gerek. Her şirketin amacı kâr etmek olduğundan, özellikle üretim sektöründeki şirketler bu amaca yönelik olarak mallarını en hızlı şekilde üretip bir an önce piyasaya sürmek isterler. Elbette bu süreç içerisinde satış ve pazarlama politikası gereği bazen beklemeler veya geciktirmeler yaşanabilir, ancak bunların hepsi planın bir parçasıdır.

Blizzard’a baktığımızda bu politikanın işlemediğini, fakat garip bir şekilde zararının da dokunmadığını görüyoruz. Acemi ya da profesyonel her oyuncunun bildiği, her yerde adını duyuran, kendi turnuvası olan, oyun dünyasında en çok tanınan şirketler arasında ilk beşte yer alan Blizzard’ı, gözlerini oyun dünyasına yeni açmış bir kişiye anlattığınızda aklından ilk geçen şey büyük olasılıkla firmanın yıllardır oyun yaptığı olacaktır. Yıllardır kısmı doğru, oyun ürettiği kısmı da, ancak bu ikisi yan yana gelince oluşan o genel kanı hakkındaki gerçeği söylediğiniz de ise alacağınız cevap büyük olasılıkla “Sadece üç oyunla mı, bu şekilde büyüdü?” olacaktır.

“Blizzard nasıl bir firmadır?” sorusuna verilebilecek bir cevap da bu aslında, sadece üç oyun markası ile milyarlarca dolar kazanan bir firma. Başka bir cevap ise basitçe; oyuncuya Çin işkencesi çektiren firma olabilir.

Bu arada unutanlar, merak edenler veya hepsini bir arada görmek isteyenler için işte size Blizard’ın oyun kronolojisi:

Diablo: 1997 Ocak ayında çıktı
StarCraft: 1996 baharında duyuruldu, 1998 Nisan ayında çıktı (2 yıl sonra)
Diablo II: 1997 Eylül ayında duyuruldu, 2000 Haziran ayında çıktı. (2 yıl 9 ay sonra)
Warcraft III: 1999 Eylül ayında duyuruldu, 2002 Temmuz’da çıktı (2 yıl 10 ay sonra)
World of WarCraft: 2001 Eylül ayında duyuruldu, 2004 Kasım’da çıktı. (3 yıl 1 ay sonra)
StarCraft II: 2007 Mayıs’ta duyuruldu, 2010 Temmuz’da çıktı (3 yıl 2 ay sonra)
Diablo III: 28 Haziran 2008 tarihinde duyuruldu, gerisi Allah Kerim

Böyle bir tablo zaten Diablo 3’ü bekleyen oyuncunun neler çektiğini az çok gösterir durumda. Blizzard son oyuncağı ile halen oynaya dursun gelin biz öğrendiklerimiz, beklentilerimiz ve Blizzard’ın potansiyelini harmanlayarak Diablo 3’ün nasıl olacağına dair biraz beyin fırtınası yapalım.
Peki seni bu kadar özel kılan şey nedir ey yaratık?

Diablo 3’ün hikayesi ikinci oyundan 20 sene sonra geçiyor. Mephisto, Diablo ve Baal yenilgiye uğratılmış, ancak Santcuary adlı dünyanın yaşayanlarını hem cehennemin hem de cennetin güçlerinden koruyan Worldstone yok edilmiştir. Burning Hells ordusunun yarattığı katliamdan sağ kurtulan kahramanlar yaşadıkları zorluklar karşısında delirmiştir, dolayısıyla kötülük tekrar baş gösterirse, onu yok etme işi yeni nesil kahramanlara kalmıştır. Ve kötülük bir kez daha Tristram’da boy gösterir.

Oyunda onaylanan tek NPC karakteri Deckard Cain. Her iki oyunda da hem bilge hem de ukala bir akıl hocası olan Cain ve kızı, bu ikiliye ek olarak zaman zaman görevlerde kahramanımızın yanında boy gösterecek bir karakter olacak. Oyunun resmi sitesindeki açıklamaya göre Cain kahramanımıza ilk iki oyunda gerçekleşen olaylar hakkında bilgi verecek.
Grafikler

Bilinenler: Diablo 3’ün kendine has yeni bir 3D motoru ile hazırlandığını biliyoruz, motorun henüz bir adı olmasa da ilk ekran görüntüleri ve oyundan bölümleri görünce yeni motorun ağzımıza bal çaldığını da itiraf etmemiz gerek. Oyundaki dünyanın derinliği aşikar. Örneğin ekranın dışında spawn olan yaratıklar yerine, ghoul adlı yaratıklar Forgotten Tombs’un derinliklerindeki mezarları kırarak karşımıza çıkıyorlar ve öldüklerinde köprüden düşüp sisin içerisinde kayboluyorlar. Ancak yine de nesneler 3D alanında yapılmış olsa da etraftaki çoğu element sanki boyanmış gibi duruyor özellikle de Leoric Highlands adlı bölgenin o sonbaharımsı havasındaki görüntü. Bilek hizasındaki su birikintileri, bulanık yağmur, sis, duman ve dalgalanan otların hepsi yeni geliştirilen teknolojinin nimetlerinden faydalanıyor. Hele ki öldürdüğümüz yaratıkların parçalanan vücutlarından fırlayan kan ve uzuv parçalarını anlatmaya gerek bile yok. Diablo 3, hem DirectX 9’u hem de 10’u destekleyecek dolayısı ile son iki yıldır sisteminizde
herhangi bir yükseltme yapmamış olsanız bile çok da sıkıntı yaşamayacaksınız.
Çevre

Bilinenler: Yok edilebilir çevre artık günümüzün olmazsa olmazı ve bu sistem 3D motoru ile çok uyumlu bir şekilde çalışıyor. Bazısı sadece göz zevki için yapılıyor, örneğin büyük bir büyüsel saldırının etkisiyle parçalanan mobilyalar, menteşelerinden kopup parçalanan kapılar, yere düşen antik kitaplıkların düşmesi ile etrafa dağılan tozlu kitap ciltleri ancak bazıları ise taktik olarak kullanılması için hazırlanmış. Örneğin bir Barbar Forgotten Tombs’da bir duvara vurup arkasından geçen yürüyen ölüler ordusunun onlarca bireyini tek hamlede öldürebiliyor. Bir duvara hamle yaptığında duvar parçaları zeminin kenarlarından düşebiliyor. Konsept sanat çalışmaları bize gösteriyor ki ikinci oyundaki Lut Gholein tarzı çöl üzerine kurulmuş mağara benzeri evlerin olduğu bir şehir, Arap masallarından çıkmış zindanlar ve yeni bir Tristram kasabası yeni oyunda bizlerle olacak.
Düşmanlar

Bilinenler: Walking Corpses, Dark Berserkers, hayat emen Wraith’ler, hantal hantal dolaşan boynuzlu yaratıklar... Eğer özellikle iğrenç tipli ölümcül yaratıklar arıyorsanız bakmanız gereken yer Diablo 3’tür. The Grotesque, birbirine dikilmiş et parçalarından oluşan ve patlayan et topları, Dark Vessels, şeytanlar tarafından hükmedilmeyi beklenen ve aktif olduklarında çok daha tehlikeli bir hale gelen zayıf tarikat üyelerinden oluşan Acitvate Vessels ve dur durak bilmeden gelen acımazı MoonClan keçi başlı ve ayaklı yaratıklar (satir) Bunların yanında iki tane boss tarzı karakter de gördük; elindeki iki gürzü birbirine vurarak inanılmaz bir hasar veren ve kurban verilerek yapılan bir ayin sonucu bu dünyaya çağırılmış bir şeytan olan Thousand Pounder ve üzeri diken kaplı zırh eldivenleri olan altı adet uzuva sahip ara sıra kahramanların kafasını ısırarak kopartan ekranı kaplayacak büyüklükteki Siegebreaker Assault Beast.
Müzik, Ses ve Seslendirmeler

Bilinenler: Diablo 3’te tam anlamıyla bir ses kuşağı mevcut. Kulağı alışık birisi düşen eşyaların veya altının sesini tüm seslerin arasından çekip çıkartabilir, maceramıza yön vermek için bizi yalnız bırakmayan Deckard Cain’in sesi ise artık daha cılız ve pörsümüş. WarCraft III’ün birçok ses işlemlerine imzasını attığı gibi Burning Crusade’in de tema müziğini yapan kişi Russel Brower bu oyundaki ana müzik görevini üstlenmiş ve söylenenlere göre tıpkı büyük bütçeli bir film gibi müzik işi büyük bir orkestra tarafından yapılıyormuş.

Bence Kötü yanları
Aşırı uzun zamandır bekletiyor.
Renk çümbüşü gibi bir oyun olacak gibi geliyor.