Gökyüzü dalışı olarak bilinen Skydiving’e meraklı gençlerin sayısı her geçen gün artıyor. Birinci Dünya Savaşı yıllarında uçak pilotlarının hayatını kurtarmak amacı ile kullanılan paraşütler günümüzde insanlara serbest düşüşün tadını yaşatan bir eğlence aracına düşündü.

Ama bu sporun gelişmesini sağlayan en büyük teknolojik devrim, NASA`nın her kalkışı milyonlarca dolara mal olan uzay mekiklerini, sağ salim yere indirebilmek için geliştirdiği `RAMAIR` adı verilen kanat paraşütler oldu.

Kiraladıkları helikopterle yüksek dağlara tırmanan çılgın gençler, en yüksek noktadaki uçurumlardan kendilerini boşluğa bırakıyor. Yerden yüzlerce metre yükseklikte kendilerini boşluğa bırakanlar sürekli arayışta. Kimi baraj gövdesinden, kimi viyadükten, kimi yol kenarındaki uçurumdan ölüm atlayışları yapıyor. Buralara ulaşmak içinse dik yamaçları ustalıkla tırmanılıyor. En küçük bir hatayı affetmeyen bu atlayışlarda paraşütler hep son anda açılıyor.

Gökyüzü dalgıçlığında ulaşılan maksimum oksijensiz atlayış yüksekliği 5 bin metre olarak biliniyor. Oksijenle maksimum atlayış yüksekliği ise yaklaşık 12 bin metre. Bu normal yolcu uçaklarının seyrettiği bir yükseklik. Bir gökyüzü dalgıcının ulaştığı hız, bu sırada aldığı pozisyona göre saniyede 200 kilometre ile 350 kilometre arasında değişebiliyor.

Güvenliği sağlayan yedek paraşüt, ana paraşütün açılmaması veya arızalanması durumunda yüzde 100 açılma garantisine sahip. Ayrıca uçuş takımları içinde `cypres` adı verilen ve paraşütçünün hangi nedenle olursa olsun paraşütünü açamaması durumunda, otomatik olarak yedek paraşütü açan bir mekanizma bulunuyor.