Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof.Dr. İzzet Er, camilerin 'cazibe merkezleri'ne dönüşmesi için fiziki şartların yanında sosyal donatılara da önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Er, "Herkes caminin yanındaki internet kafeye çocuklarını göndermek ister. En ufak bir tereddüt duymaz. Bugün pekçok marketlerde çocuklar için özel mekanlar niye hazırlanıyor? Buraya gelen hanım müşteriler rahat etsin diye. Aynı şey camiler için de yapılırsa, camileri daha cazip hale getirecektir" dedi.
Camilerin bulundukları yerlerin 'cazibe merkezi' olması konusunda İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Er, "Camilerimiz herkese hitap eden mekanlardır. Ama ibadet maksadıyla gelen vatandaşlarımıza olduğu kadar, o anda ibadet edemeyen yada 'camiyi bir görelim' diyen vatandaşlarımız içinde bir cazibe merkezi olabilmesi için çevresinin, mimarisinin çok dikkat çekici olması gerekir" dedi.

Bu kapsamda, fiziki ve çevre düzenlemelerinin yanında camilerde sosyal donatılara da yer verilmesi arzu ettiklerini belirten Er, "Burada önemli 4 unsur var. Bunlar, cami mimarisi, caminin sosyal donatıları, cami çevresinin düzenlenmesi ve herkese rahat ibadet ortamının sunulması" diye konuştu.
Cami inşaatlarının Diyanet kontrolünde bulunmadığına işaret eden Er, cami mimarisinin göz estetiğine uygun olması gerektiğine işaret ederek, "Özellikle Mimar Sinan'ın camileri dikkate alındığında, her şeyin bir ölçüsü ve uygunluk var. Ama yeni yapılan camilerde bunlar genelde ihmal ediliyor" şeklinde konuştu.

'OYUN ALANLAR VE DİĞER SOSYAL DONATILAR'
"Biz burada fiziki koşulların yanında sosyal donatılarında herkesi kapsayacak tarz da olmasını arzu ediyoruz" diyen Er, şunları kaydetti:
"Toplumsal hayatın bütünlüğünün dikkate alınması gerektiğini özellikle teşkilatımıza anlatmaya çalışıyoruz. Sosyal hayat bir bütün olduğuna göre, Müslümanlık sadece erkekler için gelmiş bir din değil. Hanımlarda ibadet edeceklerdir. Çarşıda caminin yanından geçerken ezan okunuyorsa, caminin hanımlarında rahatlıkla ibadet edebileceği tarzda düzenlenmesi lazım. Daha önce yayınladığımız genelgelerde camilerde hanımlar içinde abdest alma mekanları oluşturulmasını istedik.
Hanım çocuklu ise çocuğunu nereye bırakacak? O zaman diyoruz ki, imkanı olan, yeni yapılan camilerde, hanımların çocuklarını rahatlıkla koyabilecekleri ve burada çocukların oyun oynayabileceği bir küçük mekan olursa, hanımefendilerde çok rahat abdestini alır, ibadeti yapabilir. Bugün pekçok marketlerde çocuklar için özel mekanlar niye hazırlanıyor? Buraya gelen hanım müşteriler rahat etsin diye. Aynı şey camiler için de yapılırsa, camileri daha cazip hale getirecektir."

'CAMİ AVLUSUNDA İNTERNET KAFE'
Camileri, sosyal hayatın bir parçası olarak düşündüklerini vurgulayan İzzet Er, bu çerçevede cami çevresinde olabilecek sosyal donatıları şu şekilde sıraladı:
"Buralarda Kur'an Kursu olabilir, yaşlı insanlarımızın oturabileceği mekanlar olabilir, internet alanları bulunabilir. Herkes caminin yanındaki internet kafeye çocuklarını göndermek ister. En ufak bir tereddüt duymaz. Orada çocukların aydınlanabileceği, ödevlerini yapabilecekleri küçük bir kütüphane, her zaman gitmesini arzu ettimiz yerdir. 'Çocuğumuz nerede?', 'Caminin oradaki kütüphane de, internet kafe de.' Oradan çocuğuna zarar gelmeyeceğini, olumsuz birşeyle karşılaşmayacağını bilir. Onun için içinde yaşadığımız dönemin şartlarına göre, camilerimize yeni unsurların ilave edilmesi, adeta orayı bir külliye gibi düşünmemiz, ecdadımızdan devraldığımız bir mirastır" diye konuştu.