-Fetih Başlıyor:

--Asıl adı “Hz. Fatih Sultan Muhammed Han” olan Fatih'in derdi davası,
Allah'ın Dinini Hakim Kılmaktır.
Sultan Fatih, Boğaz'a bu muhteşem Mührü(Rumeli Hisarı) vurduktan sonra,
Fethin başlama tarihinin tesbitine sıra gelmişti. Hazırlıklarını yaptıktan sonra,
ne kadar Evliya, Ulema, Aşıklar, Salihler, Zakirler, Fakirler,
Dervişler, Sufiler, Tarikat Ehli varsa, hepsine Name(mektup) yazdı;
“Gelin İstanbul'un Fethine katılın” dedi.

--İstanbul'un bu günkü Ok Meydanı'nda büyük bir çadır kurdu,
Din Adamlarını orada ağırladı;
“Benim Askerlerim Ok atarken, Top Güllesi atarken,
siz de İstanbul'un Fethi için tespih çekip,
llah'a Dua edeceksiniz.” dedi. Sağ yanına devrin en büyük Alimlerinden ve
Evliyalarından Akşemseddin Hazretleri'ni aldı.
Sol tarafında kendisini küçükken terbiye eden ve
Askeri sahada yetiştiren Molla GÜRANİ yer alıyordu.

Edirne'de bir Meclis-i Meşveret açtı;
“İslam'ın Üç Kıta'ya hakim olması için İstanbul'u Fethetmemiz gereklidir.” dedi.
Sultan Fatih'in Başbakanı durumunda olan Çandarlı Halil PAŞA;
“ İstanbul'un Fethine karşıyım, mümkün değildir.
Hem İstanbul'u alsak da elimizde tutamayız.” diyordu.

--Akşemseddin Hazretleri kalkıyor; “Hz. Muhammed'in Müjdesi var, haberi var.
İstanbul'un Fethi müyesser olacaktır.” diyordu.
Molla GÜRANİ de; “Akşemseddin'in sözüne aynen katılıyorum.” dedi.
bir de dedikodu yayılıyor;
“ Fatih Sultan tecrübeli Paşaların, Beylerin görüşlerini redetti,
bir derviş parçası Akşemseddin'in sözüyle geldi gidiyor...”

--Fatih Sultan 100 bin kişilik ordusuyla Edirne'den yola çıktı.
Kasım Paşa yamaçlarında parıl parıl parlayan kılıcını sallayarak;
“Ya ben Bizans'ı alırım, ya Bizans beni! ! ! ”
diyerek bağırıyordu.