Sene 2050… bir temmuz ayı. Sıcaktan ortalık kavrulurken insanlar bir damla su bulma telaşında. Başta İstanbul olmak üzere bütün Türkiye küresel ısınmadan nasibini almaktadır. İstanbul’un yaklaşık 2 haftalık suyu kalmış insanlar nispeten daha serin ve sulak olan kuzey ülkelerine göç ettirilmektedir. Anadolunun büyük bir bölümü göç ettirilmiş son olarak sıra İstanbula gelmiştir. Emniyet kuvvetleri sıcaklığın 45 dereceyi bulduğu İstanbulda buldukları insanları otobüslerle Bulgaristan üzerinden Rusya veya daha kuzeyine sevk ettirmektedirler. Ligler tatil edilmiş oyuncular Türkiyeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Bu sırada semtimiz( Beşiktaş) gençleri kazanda toplanmış ne yapacaklarını düşünüyorlardır. Ortam sessizdir ---terk mi edicez?? Sorusu sessizliği bozar. İçlerinden biri hayır diye haykırır biz çArşıyız isteyen gider ama biz burada semtimizde Beşiktaşımızın kucağında ölücez. Diğerleri bunu tasdik edercesine başını sallar. Güvenlik güçleri Kadıköy Mecidiyeköy gibi semtleri boşaltırken en ufak bir sorun yaşamaz hatta onlar polisi bile beklemeden semtlerini terk etmişlerdir. Vee sıra semtimizdedir işte. Polisler semtin girişinde bir gurup gençle karşılaşırlar. Polisin elindeki megafondan şu anons yankılanır; Arkadaşlar sizi birazdan alacak olan otobüsler Rusya üzerinden kuzey ülkelere aktarmasız ***ürecektir lütfen hafif eşyalarınızla birlikte Kabataşın önünde olun. Gençlerde bir tepki göremeyen polis ses tonunu tam yükseltecekken gençlerin önünden nispeten daha yaşlı olan Beşiktaş formalı biri çıkar ve kendinden emin bir sesle;GİTMİYORUZ. der Polis şaşkınığını gizleyemez ;nasıl gitmiyorusunuz? ----Gitmiyoruz biz Beşiktaş çocuğuyuz biz Beşiktaşımıza, siyaha ve beyaza aşığız. Bizi diğerlerinden ayıran kelime AŞK memur bey A-Ş-K bizim baba diye hitap ettiğimiz insanlar kapalıyı kaptırmamak için canlarını ortaya koymamışlar mı zamanında. Polis gözyaşlarını gizleyemez ; çocukar ben 41 yaşındayım ama böyle bir aşka tanık olmadım. Siz resmen bir takım uğruna canınızı hiçe sayıyorsunuz. --- O sadece bir takım değil memur bey o birçok gencin uğruna hiç düşünmeden canını verdiği siyah beyaz bir aşk hikayesi. Polislerin tamamı ağlamaklı çaresiz geri döner içlerinden en babacan görünümlü polis --- Çocuklar siz gerçekten aşıksınız. Ertesi gün Türkiyenin tamamına yakını boşaltılmıştır artık. Ancak gazetede çıkan haberler evrensel bir şok etkisi yaratır. Gazateler İstanbulda bir gurubun ülkeyi terk etmediğini yazar. Avrupadan yayın yapan bazı gazeteler de durumu öğrenmiş ve başlıklarını insanları ağlatır cinsten ;ÇARŞIDAN SON GÖREV –şeklinde atmışlardır. Gençler bir yandan susuzluk bir yandan da sıcakla mücadede ediyorlardır şimdi. Ama onların hiçbirşey umurlarında değildir….
2. haftaya girilirken suyu tükenmiş olan gençler bir karar alır ;ÖLÜM KAPALIDA GELSİN. Her biri sanki Köyiçinden stada yürür gibi kolkola yola çıkarlar hepsi her bir ağızdan haykırır İnönü yolunda ;HERZAMAN HERYERDE SENİNLE BİRLİKTE ÖLÜM GELSİN İSTERSE. GÖZLERDE BİR DAMLA YAŞ KALBİMİZDE BİR AŞK SENSİN BEŞİKTAŞ. Ve artık kapalıdadır herbiri. Haykırırlar hep bir ağızdan Mecnun ve kerem aşkı bizden öğrensin diye. Artık susuzluktan dilleri damaklarına yapışmış olmalarına aldırmalarından alayına isyan hakırırlar; SENİNLE AĞLADIK SENİNLE GÜLDÜK BİZ SEVDAMIZ UĞRUNA CANLAR VERDİK BİZ SİYAHIN ZİNDAN OLSUN BEYAZ AYDINLIK HERKESE NASİP OLMAZ BEŞİKTAŞLILIK. Son kez kartal gol gol çeker kapalı alt-üst son kez haykırır üst taraf çıldırt bizi alt taraf diye. Ve çıldırırlar hep birlikte son kez.. Desibel onların aşkını ayakta alkışlıyordur.
Ve neredeyse 1 ay olmuştur.. .Avrupalılar ve daha önemlisi Türkler bu gençlerin en azından cenazesini oraya aldırmalarını umuyorlardır . 200 kişilik profosyonel bir gurup Kievden İstanbula gençlerin en azından cenazesine ulaşabilmek için hareket eder. Semte geldiklerinde gençleri bulamadıklarına çok şaşırırlar İnönü stadının kapalısında bir kalabalık göze çarpar Beleştepe semalarından. Stada geldiklerinde inanılmaz bir manzarayla karşılaşırlar. Binlerce genç kapalıda cansız yatıyor üstlerine bir pankart; RUHUMUZ YETER. Hemen altında AŞK TANRISI BİZİZ. Yazılı pankartlar ve hemen altında yatan binlerce cansız beden. Orada bulunan Türkü yabancısı herkes ağlıyordur şimdi. Çarşı yine yapmıştır yapacağını. Ancak orada bulunan nispeten daha yaşlı olan adamın elinde bir yazı bulurlar ; ÇARŞI OLARAK TEK VASİYETİMİZ ÖLÜNCE BİZİ İNÖNÜYE GÖMÜN. Altında küçük bir not HEPİMİZ BİRER MEHDİYİZ. Türk gurup bunu okuyunca hıçkırıklara boğulmuşlardır artık yabancılarında yanaklarından yaşlar süzülmektedir.
Bu olayın üzerinden 2 yıl geçmiştir TFF Türkiye ligi maçlarının Rusyanın başkenti Kievin Totsporter stadında devam etmesine karar verir. Ve ilk maç Beşiktaşımızındır. Futbolcular RUHUNUZ YETER pankartıyla çıkarlar sahaya. Kievin TOTSPORTER stadının kapalısı boş bırakılmıştır. Çünkü kapalının birtek sahibi vardır ;ÇARŞI. Ruhunuz yeter pankartı oaraya yerleştirilir. Maç esnasında bazıları kapalıdan kartal gol gol sesleri yükseldiğine yemin ediyorlardır. bazıları ise bu yabancı stadın kapalısının üst katında boş olmasına rağmen bir gurup gencin ölümüne bağırdığına yemin ediyorlardır. Ve bunu söyleyen bir kişi de değildir. Evet sevdaları uğruna can veren binlerce genç kartal takımlarını yine yalnız bırakmamışlar anlaşılan hem nasıl yalnız bıraksınlar canlarından çok sevdikleri kartallarını. Öyle ya onlar Artık Karakartallarını gökyüzünün en üstünden izliyorlardır. Ve yine küçük bir kaçamak yapıp en sağlam mekanları olan kapalıya geldiklerini herkes biliyordur her birinin beyaz kadar temiz siyah kadar isyankar ruhu her Beşiktaş maçında kapalıda oldukları hissedildiği için Totsporterın kapalısı Beşiktaş maçlarında boş bırakılmaktadır. Çünkü herkes onların Karasevdalarını yalnız bırakmayacaklarını biliyordur….