Nihat ile ilgili sportif bir değerlendirme yapacağıma söz verdim.

Bunun için sizlerden 1 haftalık süre Rica ettim.

Ancak bu yorumu yapmadan önce genç okurlarımız için bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Bu hikaye benim şahsen tanıklık ettiğim bir hikayedir.

Bu hikayenin genç Beşiktaşlılar tarafından bilinmesi gerekir.

Işte Nihat`ın hikayesi...

* * * * * *

Daum`un ikinci kez geldiği meşhur "kokain" sezonu.

Serdar Bilgili kulübün Başkanı, yönetim sistemi oturtmaya çalışıyor.

Kulüpte benimde içinde bulunduğum profesyonel bir kadro göreve başlamış.

Yönetim henüz dağınık, fazla demokratik.

Bu yüzden hır gür çıkıyor.

Takım halen Fulya`da çalışıyor.

Pisuarlar sidikten sararmış, idman sahasını egzos dumanı basıyor, herşey köhnemiş...

Büyük bir ekonomik kriz var, zırnık para yok.

Ödeme falan hak getire, Gençler`den gelen, Samsun`dan gelen topçu bile şikayetçi.

Bizim tesisler daha iyiydi, paralar daha iyi ödenirdi falan diyorlar.

İbrahim Altınsay ile beraber harıl harıl sponsor ve para arıyoruz.

Takım Stavrum, Baya, Sertan, Necat,Myhre falan....

Veit diye bir Adam 1 hafta gelmiş ve gitmiş.

Pascal var AMA ona DA DAUM kıl olmuş sürekli üstüne dönüyor.

Ortam işte bu, çok değil 8 sene önce.

* * * * *

Alt yapıdan medaharı iftaharımız Nihat.

Bu kadar düzgün, terbiyeli, dürüst ve en önemlisi Beşiktaşlı çocuk AZ bulunur.

Kazanamadığı maçtan sonra ağlayan, yenilgiyi asla Kabul etmeyen tipte bir ruh.

John Benjamin Toshak haber yolluyor, 5 milyon Dolara almak istiyor.

O zaman EURO tedavülde bile değil, çok büyük para.

Daum göndermek istemiyor, AMA durum ortada...

İşin enteresanı Nihat gitmek istemiyor, hem de hiç..

Her hafta bütün takım Sociedad maçlarını takip ediyor, Sociedad düştü düşecek.

Nihat iyice gitmek istemiyor, ısrarla ben Beşiktaşlıyım diyor.

Bütün takım para dertlerinin kurtuluşu olarak Nihat`ı görüyor, herkes süzgün gözlerle Nihat`a bakıyor.

Durum bu...

* * * * *

Toshak Sociedad Başkanıyla Nihat`ı almak için İstanbul`a özel olarak geliyor, Bilgili satmaya kararlı.

Swissotel`de kamp kurmuşlar, Bilgili şahsen Sociedad Başkanı ile ilgileniyor.

Erdil Arpacı`yı ise Sociedad`ın avukatları ile kontrat görüşmelerini sürdürmesi için görevlendirmiş.

Nihat hala gitmek istemiyor.

Swissotel`in lobisinde Sinan Engin, Nihat, babası, Toshak ve ben kanepelerde karşılıklı oturuyoruz.

Sahne aynı "kız isteme" kıvamında...

Nihat hala gitmek istemiyor, yukarı katta kontrat yazılıyor, Başkanlar dışarıda yemek yiyorlar.

Hepimiz karşılıklı birbirimizin suratına bakıyoruz, Toshak sessizliği bozuyor,

-Söyle ona diyor bana Toshak, ona dediği Nihat`ın babası.

- Senin oğlun benim oğlum, ona kendi oğlum gibi bakacağım. endişe etmesin.

Kanapenin diğer ucunda Sinan ise Nihat`a çalışıyor..

-Ne demek oğlum ben Beşiktaşlıyım? Sen git, döndüğünde Beşiktaş`a başkan olursun.

Belki de haklı diye geçiriyorum içimden, belki de haklı...

* * * * *

Şartlar bunu gerektiriyor, Nihat ispanya`ya gidiyor.

Yıllarca kötü giden Beşiktaş`ın gururu olarak adeta bütün onurumuzu ayakta tutuyor.

Onun haberleri, onun başarıları ve her zaman gurur duyduğu Beşiktaşlılığı yıllarca yaralarımıza merhem oluyor.

Her zaman bir tek söz veriyor.

Eğer bir gün Türkiye`ye dönecek olursam, bu yer sadece Beşiktaş olacaktır.

Sözünü tutuyor, yıllarca teklif edilen servetleri elinin tersiyle bir kenara itiyor.

Şimdi Nihat aramızda.

* * * * *

Şimdi Nihat aramızda ve bunun sportif başarıların ötesinde çok büyük bir önemi var.

Bütün bir Beşiktaş futbol sistemine örnek teşkil etmesi var.

Geçmişte bu kulübü çıkardığı Dar boğazın telafisi var.

Dar boğazdan çıkmak için onu zorlamış olmamızın telafisi var.

İspanya`daki muhteşem tecrübenin bu kulüp bünyesine aktarılması var.

Dünyanın tanıdığı bir Türk`ün bu kulübü geleceğe taşıması umudu var.

Belki bir gün Başkan olması ihtimali var.

Var oğlu var...

Bir kulüp tarihi lejyoner oyuncularla dönmez.

Baba Hakkı gerekir, Metin Oktay gerekir, Can Bartu gerekir.

Nihat işte bu mevkidedir.

Genç okuyucularımın bunu bilmesini istedim.

Sportif değerlendirmemi söz verdiğim gibi haftaya yapacağım.

RÜZGAR SAĞNAK