HAKKI YETEN KİMDİR?





Hakkı Yeten WikiPedia


Beşiktaş’ın sembolü Baba Hakkı, 1910 yılında Vodina’da doğdu. Henüz 1 yaşındayken ailesi İstanbul’a yerleşti. Babası Binbaşı Mahmut Nedim Bey, 1914’te Çanakkale’de şehit düştü.

5 kardeşiyle birlikte yaşam savaşı veren Hakkı Yeten askeri okula yazıldı. Bu dönemde Beşiktaş Muradiye semtinde futbola başladı. Maltepe, Halıcıoğlu ve Kuleli askeri takımlarında oynadı. Beşiktaş Futbol Şubesi’nin kurucusu Şeref Bey tarafından Siyah-Beyazlı renklere kazandırıldı. Bu arada askerlik mesleğini bırakarak avukat oldu.

17 yıl Beşiktaş forvetinde özellikle sağ iç olarak yer aldı. Otoriter ve teknik oyunculuğuyla kısa sürede kaptan oldu. Özellikle disipline verdiği önem nedeniyle kısa süre içinde “Baba” lakabını aldı. Saha dışında da tam bir beyefendi olan Hakkı Yeten, güçlü yapısıyla rakip oyuncularla ikili mücadelelerde kollarını açar ve karşı takım oyuncusu önüne geçemezdi.

1945’te futbolu bırakana kadar, 1 Türkiye Birinciliği, 2 Milli Küme, 1 Başbakanlık Kupası, 7 İstanbul Ligi, 1 İstanbul Şildi, 2 İstanbul Kupası şampiyonluğu yaşadı. 17 yıl formasını giydiği Beşiktaş’ta 439 maçta 382 gol kaydederek inanılması güç bir sayıya erişti. Derbilere de damgasını vuran Baba Hakkı, hem Galatasaray hem de Fenerbahçe’ye 30’ar gol atarak tarihe geçti.

İkinci Dünya Savaşı nedeniyle A Milli Takım çok az sayıda maç yaptığından Hakkı Yeten de yalnızca 3 kez ay-yıldızlı formayı giyebildi. 27 Eylül 1931’de Bulgaristan’a 5-1 yenildiğimiz maçta tek golümüzü Baba Hakkı atmıştı.

Futbolu bıraktıktan sonra Futbol Federasyonu’nda Asbaşkanlık yaptı. Beşiktaş’ta 3 dönem başkanlık yaptı. Daha sonra yönetimi kurulu tarafından şeref başkanı seçildi. Hakkı Yeten, 16 Nisan 1989 tarihinde yaşama veda etti.







ANILARI

- Bir maçta taraftarın ıslığı sonrası “Bu formayı bana taraftar giydirdi, şimdi onlar isteyince de çıkarırım” diyerek futbolu bıraktı.
- Kırmızı kart gören önce Baba Hakkı’ya döner “Çıkayım mı?” diye sorardı.
- Ankara’daki Harp Okulu ile oynanan maçta Beşiktaş ilk yarıyı 3-0 yenik kapatır. Baba Hakkı soyunma odasında “Dönüş biletlerinizi yırtarım, yürüyerek İstanbul’a dönersiniz” der ve ve Beşiktaş maçı 6-3 kazanır.




"HAKKI"NI VEREMEDİK

Beşiktaş’ın ve Türk futbolunun önemli değeri ‘Baba Hakkı’ lakaplı Hakkı Yeten bugün ölümünün 20. yıl dönümünde anılacak. Beşiktaş Kulübü Onursal Başkanı Süleyman Seba, Baba Hakkı’yı, bugünleri, olaylı derbiyi şöyle anlattı. Tedavisini erteleyip Ankara’ya gitmeyen ve bugün Baba Hakkı’nın anma törenine katılacak olan Seba, Baba Hakkı’yı özlemle andı, olayları ise nefretle kınadı.



Süleyman Seba
şunları söyledi:

“Baba Hakkı gerçek ve büyük bir kaptandı. Yalnız Beşiktaşlılar değil, F.Bahçe ile G.Saray taraftarı ve futbolcusu da ondan çekinir saygı ve sevgi beslerdi. Onu yalnız Türkiye değil bütün dünya tanırdı. Hakkı ağabeyin damadı beni rayıp ölüm yıldönümünü tekrar hatırlattı. Zaten biliyordum ama yaşlılık artık. Unuturum diye korktum. İnşallah yarın (bugün) oraya gidip görevimi yerine getireceğim. Ben de ölene kadar kendime onun yıldönümlerine gitme konusunda vazife edindim.




*-*-*-*-*-*-*-*
*-*-*-*-*-*-*-**-*-*-*-*-*-*-**-*-*-*-*-*-*-**-*-*-*-*-*-*-*
Tek aşkı Beşiktaş

Sözcüğün olumlu anlamındaki "babadan", genellikle adaletin olmadığı yerde ortaya çıkması beklenir. Futbolun adaleti olmadığına göre, zaten adaleti olmayan bir spora başka adaletsizlikler de musallat olursa, gözler sahada bir ağır ağabeyi arar. 1931-48 yılları arasındaki Beşiktaş maçlarında, ne zaman sahada ters bir durum olsa gözler hep Baba Hakkı'yı aradı. Hem sadece Beşiktaşlılar değil, rakip takım oyuncuları, hatta hakemler bile… Hakkı Yeten 1910 yılında, Bulgaristan'ın Vadina kentinde doğdu. Bir yaşında ailesi İstanbul'a geldi, Beşiktaş'a yerleştiler. Babası Binbaşı Mahmut Nedim Bey, Çanakkale Savaşı'nda şehit olunca, beş kardeşiyle yaşam mücadelesi veren Hakkı Yeten askeri okula yazıldı. 1931 yılında yönetici Şeref Bey tarafından Beşiktaş'a alındı. Bu transfer konusunda, Beşiktaşlıların anmaktan pek hoşlanmadıkları bir rivayet de söz konusudur. Hakkı Yeten'i seyreden Galatasaraylı yönetici Ahmet Kara'nın, "Beşiktaş Hakkı'yı alsın da güçlensin, lige tat gelsin," diyerek onu Beşiktaş'a götürdüğü rivayet edilir. Her nasıl gelirse gelsin, yere çok güçlü basan, bu top hakimiyeti güçlü forvet Beşiktaş'ta bir efsaneye dönüştü. Şükrü Gülesin (kornerci) ve Şeref Görkey'le (voleci) beraber müthiş bir hücum üçlüsü oluşturup, 1950'li yıllardan önce çoğu nağmağlup, 8 yılda yedi şampiyonluk görmüş, oynadığı 439 maçta 382 gol atarak Beşiktaş'ın gelmiş geçmiş en golcü futbolcusu olmuştur. Derbi maçların da en golcü oyuncusudur. Fenerbahçe'ye de Galatasaray'a da otuzardan fazla gol atmıştır. Bu arada hukuk fakültesini de bitirip, avukatlık diploması almıştır. Ama onu asıl efsane haline getiren saha içi ve dışındaki alçakgönüllülüğü, vakurluğu ve yeri geldiğindeki kabadayılığıdır.

Adam gibi oynamazsanız İstanbul'a yürüyerek dönersiniz!

Baba Hakkı'ya dair en bilinen anekdot, bir maçta kırmızı kart gören Cihat'ın, "Çıkayım mı baba?" diye sormasıdır. Oyuncular ve hakem Baba Hakkı'ya bakar. Baba başını sallayıp, "Çık Cihat, çık!" deyince, Cihat çıkar. 1941 yılında, Ankara'da Harp Okulu takımıyla milli küme maçı yapılır. İlk yarıyı Beşiktaş üç sıfır mağlup kapatır. Baba Hakkı soyunma odasında tren biletlerini eline alır: "Adam gibi oynamazsanız dönüş biletlerinizi yırtarım, İstanbul'a yürüyerek dönersiniz," der. Baba Hakkı'nın şakası yoktur, maçı Beşiktaş 6-3 kazanır. Baba Hakkı için, galibiyetten daha önemli olan, adam gibi oynamak, formanın hakkını vermektir. Galibiyet için her yol mubah değildir. Bu erdemin en güzel örneği bir Fenerbahçe maçında yaşanır. Beşiktaş iki sıfır öndeyken Baba Hakkı Fenerbahçe kaptanının yakasına yapışır: "Kendinize çeki düzen verin, bu maçın tadı böyle çıkmaz. Bu kadar insan maç seyretmeye gelmiş, adam gibi oynayın." Maç 2-2 biter. 1946 yılı, Karagümrük maçı. Hakem Müjdat Gezen'in babası Necdet Gezen'dir. Baba Hakkı orta sahadan voleyle bir şut çeker, top fileleri yırtar. Tabi bu yırtılma olayında o zamanki filelerin plastik olmamasının da payı vardır. Ancak Necdet Hoca golü vermez. Bunun üzerine seyirci hakem aleyhinde tezahürat yapmaya başlar. Tabi şimdiki gibi, hakemin cinsel tercihlerine yönelik bir tezahürat değil, daha nahif bir protesto. Baba Hakkı tribünlere bir iki sefer susun işareti yapar ama Necdet Hoca o gün üst üste hatalı kararlar vermeye devam eder. Artık seyircinin tahammülü kalmamıştır, protesto her geçen dakika artar. Sonunda Baba Hakkı dayanamaz tribünün önüne gelir: "Çıkın dışarı!" der. Baba Hakkı'yı amigo Kafa Sebahattin yatıştırır, protestolar kesilir. Maçı Beşiktaş iki sıfır kazanır ama dışarıda iki bin kişi toplanmış, hakemi hacamat etmek üzere stat çıkışına konuşlanmıştır. Baba Hakkı yan hakem Fahri Somer'e der ki: "Necdet Abiye söyle yanıma gelsin." Necdet Hoca gelir, biriken kalabalığın arasından beraber çıkıp giderler, kimse bir şey diyemez. (Aktaran Hakan Dilek, O Gol Kaçmazdı, Karakutu Yayınları) Daha sevimli bir anekdot, Şükrü Gülesin'e dairdir. Şükrü Gülesin, futbol tarihinin kornerden en fazla gol atan oyuncusudur. Bir maçta yine korner olur, Şükrü topun başına geçer, ceza sahasına giren Baba Hakkı eline kaldırarak topu kendisine doğru ortalamasını ister, ancak Şükrü kaleye vurur ve 39. korner golünü atar. Golden sonra Baba Hakkı'nın üstüne geldiğini gören Şükrü kaçmaya başlar, öyle bir kaçar ki Baba Hakkı'nın: "Gel öpeceğim," dediğini duymaz.

Allahını seven ileri vursun...

Galatasaray defansının 1940'lı yıllardaki değişmez oyuncusu Adnan, bir uzun top çıkma "uzmanıdır". Topu sektirip Allah ne verdiyse ileriye gönderir, artık sol açık mı, sağ açık mı kimin önüne düşerse. Hatta bu yanlış anlayış Türk futboluna uzun süre yerleşmiş, kim daha ileri vurursa ondan iyi defans oyuncusu olacağı zannedilmiştir. Uzun çıkma işini abartan Galatasaray'ın sağ beki Saim'in bir maçta topu İnönü Stadı'nın kapalı tribünün üstünden dışarı gönderdiği de rivayet olunur. (Aktaran Memet Fuat, Tribünden Palavra Anılar, Adam Yayınları) Aslında o yıllarda böyle şeyler anlaşılırdı. Trabzonspor'un yakın dönemde arka arkaya şampiyon olduğu yıllarda "Allah'ını seven ileri vursun," düsturunu kullandığı bilinir. Ancak bu uzun top çıkma işinde, topu çıkanın ayağı fiziksel zorunluluklardan ötürü, yakınında bulunan futbolcuya çarpardı, bu istemsiz tekmeyi yiyen uzun süre yerden kalkamazdı. Galatasaray'lı Adnan, Şeref Stadı'ndaki bir Beşiktaş maçında yine uzun top çıkar ama yanında Baba Hakkı'nın olduğunu görmez. Top Beşiktaş ceza alanına girerken, bir tokat sesi gelir. Adnan'ı Baba'nın elinden zor alırlar. Baba Hakkı'nın en önemli özelliklerinden biri de, kollarını açıp, arkasındaki futbolcudan topu saklamasıdır. Rakip hangi taraftan hamle yaparsa, Baba ters tarafa dönüp onu atlatır. Rakip için Baba'nın topu bu tarz saklaması bir kısırdöngüdür. Bir Galatasaray maçında Eşref Aykaç bu kısır döngüyü kırmak ister, Baba Hakkı'nın iki bacağının arasından topa dokunur. Top bir metre öteye gider. Baba döner, Eşfak'la bir süre bakışırlar, kimse uzaklaşan topu almaya cesaret edemez. Baba gider, topu alır ve oyun yeniden başlar. Bu maçtan sonra kimse Baba'nın bacakları arasından topa vurmaya yeltenmemiştir.

Şeref Stadı

Baba Hakkı'yı en iyi anlatan sözleri kardeşi Sacide Ergül söylüyor: "Onun tüm hayatı ve aşkı Beşiktaş'tı. Hatta Beşiktaş'a olan bu aşkından dolayı evlenmedi. Avukattı, bütün kazancını Beşiktaş'a yatırdı." Ondan bayrağı devralan Süleyman Seba da aynı değerleri benimsemişti. Seba da hiç evlenmemiş, bütün memur maaşını Beşiktaş'a yatırmıştı. Baba Hakkı yaşarken vefasızlığı da gördü. 1948 yılında 37 yaşındayken bir maçta taraftarlar kendisini ıslıklayınca, soyunma odasında kalır, ne ikinci yarıya çıkar, ne de bir daha sahaya. Jübilesini "Bu formayı bana taraftar giydirdi. Şimdi onlar isteyince de çıkarırım," diyerek yapar. Ardından kulübe uzun süre teknik direktör ve başkan olarak da hizmet verir. Bütün kazancını Beşiktaş'a yatıran Baba Hakkı, ömrünün sonuna doğru, mavi kartıyla otobüse biner, her gün Beşiktaş'a gelir, vaktini Çarşı'da, müdavimi olduğu kahvelerde geçirirdi. Öldükten sonra heykeli dikildi ama yaşarken hiçbir yönetici Baba Hakkı'ya bir araba tahsis etmeyi düşünmedi. Şimdi, Baba Hakkı'nın en güzel gollerini attığı Şeref Stadı'nın yerinde Çırağan Oteli var. 60 yıl sonra o otelde Dünya Kupası elemelerinde Türkiye ile baraj maçı oynayan İsviçre Milli takımı kaldı. Baba Hakkı'nın öğretmeye çalıştığı futbol ahlakından nasibini almayanlar, rakibi psikolojik baskı altına alma bahanesiyle, o otelin çevresinde her türlü şovenistliği yaptılar. İşte Baba Hakkı'ya en büyük ihanet onun ruhunun sindiği bu yerde yapıldı, Baba Hakkı'nın tokadı en çok o zaman arandı.

‘KAPTANLAR NEREDE?’

"Ne derbiler geldi geçti bu köprüden. Hele bizim zamanımızda kolkola çıkardık böylemaçlara. Geçen haftaki olayları TV’den izledim. Futboldan nefret ettim. Ne demek bir oyuncu arkadaşını yumrukluyor. Bunlar bir de milli oyuncu. Bizim dönemimizde böyle bir olay olsa... Hakkı kaptan bizden yumruk atanı bir daha kulubün içinden sokmazdı. Bu takımların kaptanları nerede? Bizim zamanda örneğin F.Bahçe’de Fikret abi vardı. Aynı Baba Hakkı gibiydi. Bizden kimse ona karşı bir saygısızlık yapamazdı. İşte spor o zamandı. Yenersin, yenilirsin nedir birbirlerine karşı bu öfke. Yazık çok yazık. Bir eski futbolcu olarak o olaylardan dolayı utandım. Her şey kazanmak mı?”