Maalesef bildik senaryo yine değişmedi. Cibona'ya bu sezon 3. maçta da yenildi Efes Pilsen. Son 6 maçta ise 5. yenilgi oldu bu Hırvat ekibine karşı. Ters geliyorlar diye özetlemek mümkün ancak bunun çok net görünen bir nedeni var.





Cibona kadro açısından çok üst düzey bir takım olmayabilir. Ancak basketbolü çok iyi bilen ve birkaç pozisyonu birden oynayabilen bir takım. İyi de stratejik hazırlık yapınca rakibin planlarını önceden görüp bunları bozabiliyorlar. Bunu yapabilmek için de standartın dışında çok risk alarak savunma yapıyorlar. Bu savunmalarını "organize bir kaos" havasına sokuyor. Ancak eğer Cibona'nın bu aldığı riskleri cezalandırmazsanız, onlar cezayı kesiveriyorlar. Dün de aynı şey oldu.

Efes'in en büyük gücü takım olma olgusu. Ancak dün işte tam bu nedenden, takım oldukları, takım halinde oynadıkları, çalıştıkları düzeni uygulamaya çalıştıkları için bocaladılar. Hoş bu sezon oynanan üç maçın hangisinde hücumda bocalamadık ki? Üç maçta üç yenilgi ve ortalama Efes'in attığı sayı sadece 61. Dün de 63 atarken 4 çeyreğin hiçbirinde 18 sayının üzerine çıkamadı temsilcimiz. Maç sonunda %37 ile hücum etmiştik.

Bu tip bir rakibe karşı oyuncuların biraz düzenin dışına çıkmaları, bireysel olarak bu karmaşık savunmanın zaaflarını zorlamaları gerekiyor. Ne yazık ki Efes'in iki dış skoreri Domercant ve
Granger düzen dışında oynamayı çok başaramayan, savunmayı hiç okuyamayan isimler. Dün en iyi savunma yorumu yapan Prkaçin de bu ikiliye ayak uydurunca Efes'in lokomotifi olan üç yabancısı toplam 30 atışta sadece 9 isabet bulabildi. Yorum yapabilen ve riskleri cezalandıran tek isim Ender'di ama o da tek başına ne yapabilir ki?

36 sayı üçlükten
Yine de her şeye rağmen Efes'in diğer en önemli özelliği olan savunma direnci temsilcimize az daha galibiyeti getiriyordu. Cibona'yı tam 21 top kaybına zorladı Efes. Ancak Hırvat ekibi özellikle şutlarda çok özel bir gününde olup çoğu el üstünden olmak üzere 12/22 üçlük isabeti bulunca o çok direnen savunma da yetmedi. Böylesine ağır bir maçta 69 sayının 36'sının üçlüklerden gelmesi kapatılamayacak bir fark. İlk iki maçta toplam 55 sayı atan Scoonie Penn dün
de üç çeyrek 11 sayı attıktan sonra Hırvat ekibinin son çeyrekteki 16 sayısının 12'sine imza koyarak bir kez daha Efes'e bitirici darbeyi vuran isim oldu.

Liglerde hep 'uzun maraton' klişesi kullanılır. Ancak Top 16 sadece 6 maçtan oluşan bir orta mesafe koşu gibi. Efes arka düzlüğün başında sendeledi. Şimdi son 250 metrede çok daha büyük bir efor harcaması gerekecek. Ama belki de ilk yapması gereken onu sürekli sendeleten şu Hırvat rakibinin çelmesinden nasıl kurtulacağını öğrenmek galiba.