Milli futbolcu Tuncay İngiltere'ye uyum sorununu aştı. Oynadığı futbol ve attığı gollerle Middlesbrough'luların gönlünü fethetti. Takımının "cesur yüreği" Türk futbolcu, üstelik takım arkadaşlarına Türkçe öğretiyor.

Çok farklı bir coğraya İngiltere. Değil Türk futbolcular, kıta Avrupa'sından gidenler bile neye uğradıklarını şaşırıyorlar.

Havası, suyu, insanları, yemekleri, ekonomisi, yaşantıları, oturuşları, esprileri, ilişkileri, dünyaya bakışları, hatta sokakta yürüyüşleri bile çok farklı. İşte böyle bir ülkeye gitti Tuncay.

Bilmiyordu bunları.. Yaşayarak öğrendi bu devreyi. Ama sancılı geçti ilk zamanlar.

İlk 1-2 ay kabus gibi geçmişti. Ardından Emre ve Tugay'ın moral motivasyonuyla toparlandı. Golleri sıraladı. O İngilizler'e İngilizler de ona alıştı.. O sıkıntılı günlerdeki duygularını, hocasının ve takım arkadaşlarının desteğini unutmuyor:

- Evet dediğim gibi oldukça zor geçen, uzun bir süreç yaşadım. Ancak bu zor dönem içinde futbolcu arkadaşlarım ve hocamdan büyük destek aldım. Birbirlerinden ayırmak istemem ancak O’neil, Wheater ve Downing’in yerleri bir başka diyebilirim.

En kritik nokta beyaz bayrağı çekti mi? İnternetspor yazarı Erden Aktoğu'nun bu hassas sorusuna futbolcunun cevabı şöyle oluyor:

-Yaşadığım o zor dönemde bile hiç, “Keşke İngiltere’ye gelmeseydimdemedim. Şimdi hem takımım hem de benim adıma işler iyi gidiyor. Yani tüm sorunlar geride kaldı, kısacası çok mutluyum.

Bunları söylerken gözlerinin içi parlıyor, tebessüm ediyor.. Buradan onun samimi olduğu sonucuna varıyoruz.. Zaten öyle olmasaydı bugünlere gelmesi mümkün değildi işin açıkçası..

Peki arkadaşlarıyla, taraftarlarıyla arası nasıl? Dil sorununu halletti mi? Anlattıklarına bakılırsa Middlesbrough'ta Türkçeyi bilmeyen kalmayacak. Bakın neler diyor?



-Taraftarla aram çok iyi. Beni çok seviyorlar. Ben de onları çok seviyorum. Zaten bizim taraftarımız, takımına oyuncusuna, kısacası, o Kırmızı – Beyazlı renklere yürekten bağlı bir taraftar. Ancak takımına bu kadar bağlı olan Boro taraftarı ne içeride, ne de dışarıda en küçük bir taşkınlığa imza atmayan bir olgunluk düzeyine sahip taraftar. Yeri geldiğinde, içeride aldığımız yenilgi sonrası rakip takımı alkışlama olgunluğuna sahipler. Dil sorunu ilk günlerde vardı. Ancak şu anda pef fazla dil sorunu yok. İngilizcemi geliştirdim. Bu arada ben de arkadaşlarıma bazı Türkçe kelimeler öğrettim. Gel, kaç, haydi, vur vb. gibi."

Peki Chelsea maçı için neler diyor? Eski takımına şans veriyor mu? Sarı lacivertli taraftarlara moral veriyor. Chelsea'nin eski gücünde olmadığını söylemesi dikkat çekici..

-En fanatik Fenerbahçe taraftarından bile daha fazla seviniyorum başarılara. Tüm maçları büyük bir keyifle izliyor, maç öncesi ve sonrası eski takım arkadaşlarımla telefonla görüşüyorum. Chelsea’nın iyi olmaması ve takım içindeki gözle görülür uyumsuzluk, Sarı Lacivertlileri çok önemli bir başarıya taşıyabilir. Az gol yiyen ve aynı orada da az gol atan bir takım. Bu özellikleri herkesçe biliniyor. Zico’nun bu unsurları göz önünde bulunduracağını sanıyorum.

Ve son olarak gelecekteki kariyeri.. Anlaşılıyor ki onun için Middlesbrough bir basamak. Daha büyük takımları düşlüyor. Onu ileriki senelerde Arsenal veya Chelsea'de görürseinz sakın şaşırmayın. Türkiye defeterini futbol hayatının son yıllarında açacak:

-Gelecek yıllarda çok daha önemli başarılara imza atmış bir Türk futbolcusu olarak anılmak istiyorum. Bu hedef doğrultusundaki ilk etap ta Middlesbrough’da başarı. Yani anlayacağınız, mutlu ve umutlu yarınlar için, “Çoook çalışmam lazım çookk”. Pek tabi ki birgün Türkiye’ye dönmek, futbolu orada beni Tuncay Şanlı yapan topraklarda bırakmak isterim. Bir aksilik olmadığı taktirde o formanın rengi Sarı Lacivert olacaktır büyük bir ihtimalle… Kolay olmadı ilk haftalar. Sapır sapır dökülüyor, Türk spor basını onun için dönüş bileti kesiyordu.