Gittigidiyor Reklam

1 Dünya Savaşı sürerken 1914-1915 tarih arası Sarıkamış Harekatı | 90 bin askerimiz şehit oldu

1. Dünya Savaşı sürerken 1914-1915 tarihleri arasında düzenlenen Sarıkamış Harekatı'nda giysisiz ve donanımsız kaldıkları Soğuk kış şartlarının dikkate alınmadığı harekatta büyük çoğunluğu donan 90 bin askerimiz şehit oldu için zorlu kış koşullarına yenik düşerek çoğu donarak şehit düşen (22 Aralık 1914) 23 gün sürecek Sarıkamış Harekatı’nda askerimiz şehit oldu. 22 Aralık 1914′te Harbiye Nazırı ve Erkanı Harbiye Umumiye Reisi Enver Paşa’nın, Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak ve

Bu konu 3322 kez görüntülendi ve 2 yorum aldı ...

    Konuyu değerlendir: 1 Dünya Savaşı sürerken 1914-1915 tarih arası Sarıkamış Harekatı | 90 bin askerimiz şehit oldu

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 3322 kez incelendi.


Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1

    Post 1 Dünya Savaşı sürerken 1914-1915 tarih arası Sarıkamış Harekatı | 90 bin askerimiz şehit oldu

    1. Dünya Savaşı sürerken 1914-1915 tarihleri arasında düzenlenen Sarıkamış Harekatı'nda giysisiz ve donanımsız kaldıkları Soğuk kış şartlarının dikkate alınmadığı harekatta büyük çoğunluğu donan
    90 bin askerimiz şehit oldu için zorlu kış koşullarına yenik düşerek çoğu donarak şehit düşen (22 Aralık 1914) 23 gün sürecek Sarıkamış Harekatı’nda askerimiz şehit oldu.

    22 Aralık 1914′te Harbiye Nazırı ve Erkanı Harbiye Umumiye Reisi Enver Paşa’nın, Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak ve Rusya içlerine ilerlemek amacıyla planladığı Sarıkamış Harekatı başladı.



    ABDÜLHAMİT’İ İNDİRDİLER, HER TARAFTA SAVAŞA GİRDİLER

    1909′daki darbeyle cennet mekan Sultan Abdülhamit Han’ı tahttan indiren İttihat ve Terakki Partisi, başa gelir gelmez girdikleri maceralarda hem büyük toprak kayıplarına hem de binlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep oldu. Başa gelir gelmez Balkanlar’da harbe giren ve buralardaki topraklarımızın büyük bir bölümünün kaybedilmesine sebep olan İttihat ve Terakki Partisi’nin yetkilileri, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’na girmesine de ön ayak olmuşlardır.

    ASKERLERİMİZİN ÇOĞU DONARAK ŞEHİT DÜŞTÜ

    Birinci Dünya Savaşı’nın sonucu her tarafta açılan cephelerden biri de Doğu Cephesi’dir.

    Doğu illerimizden Kars, Ardahan ve Batum’un Rusların eline geçmesi üzerine, İttihat ve Terakki’nin önde geleni ve dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa, Doğu illerini kurtarmak ve Orta Asya’ya açılma düşüncesiyle Sarıkamış Harekatı’nı başlatmış ve bu harekat tarihimizin en acı olaylarından birine mal olmuştur.

    Soğuk kış şartlarında başlatılan harekatta büyük çoğunluğu donan askerlerimizden 90 bini şehit oldu.


    Mezarlarını arayan Sarıkamış şehitlerinin gizli kalmış günlüğü

    Kütüphanemde, senelerden beri itina ile sakladığım bir günlük vardır:
    1914′teki Sarıkamış faciası sırasında Allahuekber Dağları’nda eriyip giden 3. Ordu’nun kumandanı Hafız Hakkı Paşa’nın günlüğü.

    Bugüne kadar bırakın kitap haline getirmeyi, bir yazıda bahsetme fırsatını bile bir türlü bulamadığım bu günlüğün bazı bölümlerini,
    öncülüğünü seneler boyu binlerce kişiye hayat veren Sarıkamış doğumlu kalp cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez’in yaptığı ‘90. yılda 90.000 şehit anılıyor’ sloganıyla başlayan Sarıkamış programı sayesinde yayınlayabiliyorum.

    İşte, Sarıkamış faciasının sorumlularından olan Hafız Hakkı Paşa’nın kaleminden Birinci Dünya Savaşı’na girişimizin ve Allahuekber Dağları’nda yaşanan büyük hüznün öyküsü.

    SARIKAMIŞ’taki şehitlikte bugün büyük bir heyecan rüzgárı esmekte.
    Karlarla kaplı Allahuekber Dağları’nda 1914 Aralık’ının son günlerinde yaşanan, tarihlerimize ‘Sarıkamış faciası’ diye geçen ve onbinlerce Mehmetçik’in canına málolan büyük bozgunun 90. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen anma törenine katılan binlerce kişi,
    şu anda şarkılarla, marşlarla ve dualarla şehitlerimizi yádediyorlar.

    Öncülüğünü bugüne kadar binlerce kişiye hayat veren Sarıkamış doğumlu kalp cerrahı Bingür Hoca’nın yani Prof. Dr. Bingür Sönmez’in yaptığı ‘90. yılda 90.000 şehit anılıyor’ sloganıyla başlayan böylesine geniş çaplı Sarıkamış programı, bana kütüphanemde senelerden beri itina ile sakladığım bir günlükten sözetme fırsatını verdi:
    Sarıkamış bozgununun önde gelen isimlerinden olan Hafız Hakkı Paşa’nın günlüğünden.

    ‘Sarıkamış bozgunu’nun ayrıntılarını bilmeyebilirsiniz, zira bahsi pek geçmeyen bir faciadır, bu yüzden kısaca anlatayım:

    Kars ve Ardahan, ‘93 Harbi’ diye bilinen 1876-1877 Osmanlı- Rus Savaşı’nda Ruslar’ın eline geçmiş ve Sarıkamış kasabasına kuvvetli bir Rus garnizonu yerleştirilmişti.

    SARAYIN DAMATLARI

    Birinci Dünya Savaşı’na girmemizden hemen sonra, o günlerde devletin en güçlü adamı olan ve ‘Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili’ ünvanını taşıyan Enver Paşa, Anadolu’nun doğusunu Rus işgalinden kurtarıp Kafkaslar’a uzanabilmek için Sarıkamış’ı hedef alan bir harekát hazırlığına girişti. Paşa’yı bu harekáta yönlendirenlerin başında, onun gibi ‘sarayın damadı’ olan bir başka asker, Albay Hafız Hakkı Bey vardı.



    Enver Paşa ve Naciye Sultan

    Ve, çoğumuzun hálá bilmediği bir husus: Türkiye’nin o günlerdeki genelkurmay başkanı Türk değil, bir Alman generaliydi: General Bronsart von Schellendorf!

    Enver Paşa, diğer kumandanların ‘ordu hazırlıksız, üstelik kış bastırmak üzere’ yolundaki uyarılarına dinlemedi, Erzurum’a gitti, komutayı üstlendi, 10. Kolordu’nun başına Albay Hafız Hakkı Bey’i getirdi ve harekát 22 Aralık 1914′te başladı. İşin sonunun kötü olacağını kestiren bazı komutanlar, o günlerde ardarda istifa etmişlerdi.

    DAĞLARA TIRMANDILAR

    Paşa’nın savaş plánına göre, üç kolordudan meydana gelen 3. Ordu’nun bir bölümü Allahuekber Dağları’nı yürüyerek aşacak ve Sarıkamış kuşatılacaktı. Ama bazı komutanların ‘Sarıkamış’a ilk giren olma’ hayaliyle kendi başlarına harekete kalkışmaları, Hafız Hakkı Bey’in kaçan Rus birliklerini takip ederek kuşatma hattını lüzumsuz yere genişletmesi ve onbinlerce askeri kışlık elbiseleri olmadan karlarla kaplı Allahuekber Dağları’na tırmandırması büyük feláketi getirdi.


    Birliklerimizden bazıları Sarıkamış’a girmeyi başarmalarına rağmen Ruslar tarafından yokedildiler ama asıl facia dağlarda yaşandı: Ruslar’a karşı henüz tek bir kurşun bile atmamış olan onbinlerce askerimiz soğuktan donarak sonsuz bir uykuya daldı, binlercesi de tifüsten kırıldı.

    25 ve 26 Aralık günlerinde vaziyetimiz çok daha kötüleşti ve 3 Ocak’ta artık herşeyin bittiğini anlayan Enver Paşa, Albay Hafız Hakkı Bey’i ‘Paşa’ yaparak 3. Ordu’nun başına geçirdikten sonra Erzurum’a döndü.
    Daha birkaç gün önce onbinlerce askeri Allahuekber Dağları’na süren
    Hakkı Paşa 4 Ocak’ta geri çekilme emri verecek ve Sarıkamış harekátı böylesine büyük bir hüzünle noktalanacaktı.

    GÖRÜLMEMİŞ SANSÜR

    Enver Paşa, Erzurum’dan İstanbul’a dönüşünde Türkiye’de örneğine
    bugüne kadar bile rastlanmamış olan bir sansür uyguladı ve basında Sarıkamış harekátı ile ilgili olarak tek bir satır haber yahut resim çıkmadı.

    Sansür öylesine yoğundu ki, halk, Sarıkamış’ta nelerin yaşandığını seneler sonra öğrenebilecekti.

    Ders kitaplarında bile sadece birkaç satırla geçiştirilen ama bizler için aslında Çanakkale Savaşı kadar önemli olan Sarıkamış faciası, Prof. Dr. Bingür Sönmez’in senelerdir devam eden çabaları sayesinde gündeme
    bu sene böyle yoğun bir şekilde geldi ve çoğumuz belki farketmedik ama, bu hatırlayış Türkiye’de bir ilke de öncülük etti: Şimdiye kadar sadece zaferlerini ve mutlu günlerini hatırlayan Türkiye, geçmişindeki bir bozgun feláketini de ilk defa Bingür Hoca’nın sayesinde anıyor!

    Prof. Bingür Sönmez neşteriyle bugüne kadar binlerce kişiye hayat vermişti, öncülük ettiği Sarıkamış organizasyonuyla da şimdi onbinlerce şehidin ruhunu şádetti.

    Hakkı Paşa cephede öldü karısı sürgünde can verdi

    HAFIZ Hakkı Paşa, sorumlularından olduğu Sarıkamış faciasını 16. asırda düşmanlarına esir düşen Fransa Kralı Birinci Fransuva’nın ‘Şereften başka herşey mahvoldu’ cümlesiyle özetlemişti.

    1879′da Manastır’da doğan Hafız Hakkı Paşa,23 yaşında kurmay yüzbaşı oldu, Balkanlar’daki çetelerle uğraştı, bir ara Viyana’ya askeri ataşe olarak yollandı ve 1914′te henüz yarbay iken Genelkurmay İkinci Başkanlığı’na getirildi.


    7 Aralık 1914′te Kafkas Cephesi’ndeki 10. Kolordu’nun kumandanı oldu ve Sarıkamış bozgunundan sonra ‘Paşa’ yapılarak 3. Ordu’nun kumandanlığına tayin edildi. Ancak paşalığı 1,5 ay kadar sürecek, akıbeti Alahuekber Dağları’nda can veren askerlerin akıbetiyle aynı olacak ve tifüse yakalanan Hafız Hakkı Paşa hayata 1915′in 15 Şubat’ında, Erzurum’da veda edecekti.

    ‘Vicdani’ takma adıyla gazetelere çok sayıda makale yazan, ‘Şanlı Asker’ ve ‘Bozgun’ adında iki de kitabı olan Hafız Hakkı Paşa,
    Sultan Beşinci Murad’ın torunlarından Behiye Sultan ile evlenmiş ve ‘Dámád-ı Şehriyári’, yani hükümdar damadı olmuştu.

    Kocasının hatırasına hayatının sonuna kadar sıkı sıkıya bağlı kalan Behiye Sultan, 1924′te Osmanlı Hanedanı’nın bütün mensuplarıyla beraber Türkiye’den sürgüne gönderilecek ve hayata 1940′lı senelerde Kahire’de büyük bir yokluk içerisinde veda edecekti.

    Hafız Hakkı Paşa’nın Osmanoğlu ailesi vasıtasıyla bana intikal eden günlükleri, 1915′in 12 Ocak günü yazılan satırlarla nihayete eriyor, zira Paşa, o tarihten itibaren kendisini ölüme götürecek olan hastalığın pençesine düşmüş bulunuyor.


    Şehit askerler

    Aşağıda, Hafız Hakkı Paşa’nın günlüklerinden Birinci Dünya Savaşı’na girişimizin ve Sarıkamış Harekátı’nın öncesi ile sonrasının anlatıldığı bazı bölümleri, diline ve üslubuna dokunmadan naklediyorum:

    KASIM 1914: Mateessüf, sabah, donanmamızın düşman donanmasıyla harbe tutuştuğu haberi geldi ve hemen Alman erkán-ı harbiyyesi (genelkurmayı) ile temas edildi.

    Mezkur erkán-ı harbiyyenin bizden şunları istediğini anladık:

    - Hemen, Karadeniz’de hareket.
    - Mısır istikametinde mümkün mertebe çabuk ilerlemek.
    - Cihad-ı mukaddes (kutsal savaş) ilán etmek.

    Ben, bunların üçünü de saçma addediyorum fakat ne yapayım? Madem ki müttefik?
    Dik Alman kafasına láf anlatmak da kabil değil.
    Bir kerre de harp başlamış! Artık olacak!

    Harp nasıl başladı: Donanma kumandanına şöyle bir emir hazırlanmış idi: ‘Rus donanmasını mahvederek Karadeniz’de hákimiyet kazanınız’.
    Bu emir, benim kasamda duruyordu. Ancak icabında ve zamanında verilecekti. Bizim hareketimizden evvel, Nazır (Harbiye Nazırı Enver Paşa) emri istedi. ‘Şuson’a (Alman amirali) vereceğim. Kapalı bir zarf içinde. Lázım olduğu zaman emri aç! diyeceğim’ dedi. Ben şüphelendim, rica ettim, dinlemedi.


    Donarak şehit olan askerlerimiz

    Halbuki, iş büsbütün başka türlü imiş ve Şuson kendisi Alman kafasıyla yapmış, etmiş, bizi vakitsiz bir harbe sürüklemiş.
    Bundan sonra artık vaziyeti selámete çıkarmak için canla-başla çalışmak lázım.

    ARALIK 1914: Hastaların yemekleri ve háli bir türlü düzelemiyor.
    Bugün yine birçok adam dövdüm ve derken yine bir feláket karşısında bulundum:

    Hastahane yanında bir hasta nefer, titrek ayaklarıyla matarasını doldurmaya gidiyor !

    Sordum:
    - Niçin gidiyorsun?
    - Ne yapayım efendim, para ile su satıyorlar. Benim param yok!
    - Kim satıyor?
    - kim?
    - ….. ?
    - Hademe.

    - Haydi göster. Yürüdük. Zavallı, canlı cenaze gibi.
    Hastahaneden ahıra girdik. Yine iki ölü vardı.

    İçeride bir teláş. Su değil, ekmek satılıyordu. İri yarı bir çavuş. 60 para, beş kuruşa ekmek satıyordu.
    Öldüresiye vurdum. Taşla kafasını ezdim. Firara koyuldu (kaçmaya çalıştı).
    Yanımdaki mülázım (teğmen) Küçük Münir yetişti, herifi altına aldı.
    Bir kasatura buldum, kafasını gözünü parçaladım.

    10 OCAK 1915: Hava güzel, ben hastayım.
    Derece-i hararetim (ateşim) 37,5. Her tarafım ağrıyor.
    Vaziyet yine sakin. Yaralılara maaşlarına mahsuben 10 kuruş verdirdim.
    Yaralı çavuşların Erzurum’a sevkini emrettim.

    Ve, Bingür Hoca’ya küçük bir not:
    Paşa’nın günlüğünü o kadar istemenize rağmen
    25 Aralık’a yetiştiremedim ama merak etmeyin, yakında yayınlayacağım.

    TeAcHeR bunu beğendi.

  2. #2

    Standart

    Bu vatan nasıl savunuldu askerlerimiz nasıl uyuyorlar göstermek lazım bazılarına. Askerlik uyuma yeri değildir! diyen zihniyet bir baksında uyansın şu gaflet duygusundan. Atalarımızın bu vatan için nasıl mücade ettiğini görmeleri gerek. Kendi maaşlarına gelince 2 kat zam yapan zavallılara şu kahraman delikanlıları göstermek gerek. Daha niceleri var hali hazırda gerekirse donmak için bekleyen, Sürekli uyuyor denilen. Bu vatan aslında bu kahramanlarla gurur duyuyor çeteciler, sömürücüler, vatan düşmanları veya sahte kahramanlarla değil. Bu vatan için ölümü bile bile giden bu gerçek kahramanları asla unutmayacağız unutturmayacağız. Allah Gani gani rahmet eylesin.
    amazon bunu beğendi.

  3. #3

    Standart

    ''Tarihimizin her sayfasinda kahramanliklarla dolu destanlarimiz var.
    Destanlarin yani sıra bir de millettin bağrini delen acilar var.
    Sarikamiş da bunlardan biri.
    Bedelli askerligi bekleyen,kisadönem askerlik yapma ugruna ,bankalarin kredi kampanyasi
    ,sözde cürük raporu alan. okumalililar aslinda
    yigitlik neymis ,kimlere borclular ellerindeki
    Nufüs cuzdanini.
    TeAcHeR bunu beğendi.

+Sedat Yücel