Türk Tarih Kurumu
Türk tarihinin ilk kaynaklardan araştırılması amacı ile
Atatürk’ün direktifiyle 1931 21 Eylül 1940 gün ve
2/14556 sayılı Bakanlar Kurulu
kararnamesiyle kamu yararına çalışan
dernekler arasına alınan Türk Tarih Kurumu,
yılında kurulan araştırma kurumudur.
11 Ağustos 1983 gün ve 2876[1] sayılı yasa ile T.C. Atatürk Kültür,
Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'na bağlı bir kuruluş durumuna gelmiştir.

Türk Tarih Kurumunun Kurulması (15 Nisan 1931)
Türk inkılabının iki temel öğesi milliyetçilik ve laikliktir.
Milliyetçilik bir milletin kökü ve
zengin bir tarihe sahip olması ile büyük bir önem taşır.
Türk milleti ise dünyada en zengin tarihe sahip olan millettir.
Tarihte Türkler kadar çok sayıda devlet kurmuş
bir başka millet daha yoktur.Buna rağmen Osmanlılar döneminde
Türk tarihi sadece Osmanlı tarihinden ibaretmiş gibi gösterilmeye çalışılmıştı.

Bununla birlikte Osmanlı devletinde yazılmış olan
tarih kitapları İslam Tarihi özelliklerini taşımakta ve
İslamiyet’in kabulünden önceki Türk devletlerinden bahsetmemekteydi.
Bu yönüyle teokrasi ile yönetilen (dini devlet modelinin bulunduğu)
Osmanlı’da Ümmetçi ve ümmete dayalı bir tarihsel yaklaşım benimsenmiştir.

Atatürk Türk tarihinin İslamiyet’in kabulünden sonraki
dönemle sınırlandırılamayacağını ve daha önceki dönemlerde
Türklerin binlerce yıllık bir geçmişi olduğunu ortaya koyarak
Türk tarihinin dini motiflere bağlı kalmaksızın bir bütün olarak
incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Böylelikle Mustafa Kemal ATATÜRK bu yanlışlığı yok etmek
yani ümmete dayalı tarih anlayışını,
milli tarih anlayışına uygun hale getirmek istemiştir.

Bunun nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:
• Türklerin uygarlıktan yoksun bir toplummuş gibi gösterilmesi
• Türk toprakları üzerindeki yabancıların tutarsız iddiaları
• Türklerin sarı ırktan geldiklerinin söylenmesi


Yukarıda sözü edilen nedenlerden dolayı 15 Nisan 1931’de
Türk Tarih Kurumu kurulmuş,
Türk Tarihinin aydınlatılması ve
bu olgunun genç kuşaklara aktarılması sağlanmaya çalışılmıştır.
Bu amaçla Atatürk çalışmalarına katılarak büyük önem verdiği
Türk Tarih Kurumunun şu konuları aydınlatmasını istemiştir:
• Türk kültürünün en eski uygarlıklardan biri olduğunun ispatlanmasını
• Türk tarihinin bir hanedan yada din tarihiyle sınırlandırılmayıp
milli tarih anlayışıyla araştırılmasını
• Türklerin dünya medeniyetine katkılarının belirlenmesini
• Türk yurdu hakkındaki kuşkuların giderilmesi ve
yabancıların Türk yurdu üzerindeki emellerinin önlenmesini
• Türklerin sarı ırktan olduğu ve bu nedenle her türlü gelişme ve
kabiliyetten yoksun olduğu yolundaki tezlerin çürütülmesini
• Atatürk tarih anlayışındaki bu değişikliklerle
ümmetçi tarih anlayışı yerine “milli ve laik tarih anlayışını getirmiştir.