Osmanlı İmparatorluğu´nun ve Türkiye Cumhuriyeti´nin
ilk kadın hakları savunucusu Halide Edip Adıvar olmuştur.
Özellikle yayınladığı makâleleriyle ve İstanbul´da işgale karşı yaptığı konuşmalariyla
sâdece kadın haklarını savunmakla yetinmedi ve Kuvayımilliye´yi destekledi.
Resimin orijinal metni (almancadan):„Türk kadınları bir protesto yürüyüşünde,
ama kadın hakkları için değil, vatan´ın istiklâli ve hürriyeti için yürüyorlar.
Bir siyasî yürüyüş olup işgal güclerine (ingiliz ve fransız) karşı“
İstanbul 1922
(Resim alman federal arşivlerinde bulunuyor)

Kadınlara siyasetin kapısını aralayan Belediye Yasası, 1930 yılında çıkarıldı.

Böylece kadınlar belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı kazandı.

Siyaset
Kadınlar siyasi hayatta da var olma mücadelesine ilk kez 1923 yılında başladı.
Kadınlar, ilk kadın partisi 'Kadınlar Halk Fırkası'nı, Nezihe Muhittin'in başkanlığında
1923 yılında kurmak istedi.
Ancak partinin kuruluşuna, kadınlara oy hakkı tanımayan
1909 tarihli Seçim Kanunu gereğince valilikçe izin verilmediği için
parti girişimi dernekleşme ile sonuçlandı.

29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte kadınların kamusal alana
girmesini sağlayan yasal ve yapısal reformlar hızlandı.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun 3 mart 1924'te çıkarılmasıyla tüm eğitim kurumları
Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanırken,
kızlar da erkeklerle eşit haklarla eğitim görmeye başladı.

Kadınlara siyasetin kapısını aralayan Belediye Yasası, 1930 yılında çıkarıldı.
Böylece kadınlar belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı kazandı.

8 şubat 1935'te TBMM Beşinci Dönem seçimleri sonucunda 17 kadın milletvekili,
ilk kez Meclis'e girdi. 1936'da yürürlüğe giren İş Kanunu ile
kadınların çalışma hayatına düzenleme getirildi.

Kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyaç meclisine seçilme hakları ise
1933 yılında Köy Kanunu'nda değişiklik yapılarak verildi. Kadınlara siyasetin kapısı 1934'te
yapılan Anayasa değişikliği ile seçme ve seçilme hakkı tanınmasıyla tam olarak açıldı ve
ilk kadın milletvekilleri TBMM'de yerlerini aldı.

1950 yılında ilk kadın belediye başkanı Müfide İlhan Mersin'den seçildi.
İlk kadın bakan Türkan Akyol, 1971 yılında göreve atandı.
1989 yılında kadınlara da kaymakamlık yolu açıldı.
İçişleri Bakanlığı, kaymakamlık sınavlarına kadınların da alınacağını açıkladı.
Kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan Medeni Kanun'un 159'uncu maddesi,
Anayasa Mahkemesi'nce 1990 tarihinde iptal edildi.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kadın vali Lale Aytaman,
1991 yılında Muğla'ya atandı. 1993'te İstanbul Üniversitesi'nde
ilk Kadın Araştırmaları Ana Bilim Dalı açıldı ve
yüksek lisans programı vermeye başladı. Aynı yıl Kadın Dayanışma Vakfı,
Altındağ Belediyesinin desteğiyle kadın danışma merkezi ve kadın sığınma evini açtı.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Başbakan koltuğuna ilk kez bir kadın oturdu.
Türkiye'nin ilk kadın başbakanı Tansu Çiller, 25 haziran 1993 tarihinde hükümeti kurdu.

Nüfusun yarısını oluşturan kadınların Meclis'teki temsil oranı ise
yok denecek kadar az seviyede bulunuyor.
Kadın milletvekili sayısı erkek milletvekillerinin sadece yüzde 4.2'sinde kalıyor.
Türk kadını seçme seçilme hakkına 74 yıl önce kavuştu.
Ancak 1935'ten 2009'a kadar Meclis'e 8 bin 794 erkek vekile karşılık sadece 236 kadın girebildi.

Cumhuriyet öncesi
1843: Türk kadınları ilk kez, Tıbbiye Mektebi bünyesinde aldıkları
ebelik eğitimi ile sosyal yaşamda yerlerini almaya başladı.
1847: Kız ve erkek çocuklara eşit miras hakkı tanıyan İrade-i Seniye yayımlandı.
1856: Osmanlı topraklarında kadınların köle ve cariye olarak alınıp satılmaları yasaklandı.
1858: yılında yayımlanan 'Arazi Kanunnamesi'nde mirasın kız ve
erkekler arasında eşit olarak paylaştırılacağı hükmü yer alırken,
kadınlar miras yoluyla mülkiyet hakkını kazandı.
Aynı yıl Kız Rüştiyeleri açıldı.
1869: Kadınlar ilk dergilerine 1869 yılında kavuştu.
Kadınlar için ilk sürekli yayın olarak nitelenen haftalık
'Terakk-i Muhadderat' dergisi yayımlanmaya başlandı.
1869: Kızların eğitimine ilk kez yasal zorunluluk getiren
'Maarif-i Umumiye Nizamnamesi' ise 1869 yılında yayımlandı.
Bundan bir yıl sonra da kız öğretmen okulu 'Dar-ül Muallimat' açıldı.

1871: Evlilik sözleşmesinin resmi memur önünde yapılması,
evlenme yaşının erkeklerde 18, kadınlarda 17 olması ve
zorla evlendirmelerin geçersiz sayılmasını düzenleyen
Hukuk-ı Aile Kararnamesi 1871'de çıkarıldı.
1876: 1876'da ise ilk anayasa olan Kanun-i Esasi ile kız ve
erkekler için ilköğretim zorunlu hale getirildi.
1897: Giderek sosyal yaşamda daha çok yer almaya başlayan kadınlar,
iş hayatına ilk olarak 1897 yılında 'ücretli işçi' olarak atıldı.
Kadınların devlet memuru olmak içinse bu tarihten itibaren 16 yıl beklemeleri gerekti.

1913: Kadınlar ilk kez 1913 yılında devlet memuru olarak çalışmaya başladı.
Bunun ardından bir yıl sonra kadınlar, tüccar ve esnaf olarak da iş hayatına girişti.
1914: Kızlar için ilk yüksek öğretim kurumu, 1914 yılında 'İnas Darülfünunu' adı altında açıldı.
1922: Kadınlar bilim dünyasıyla ilk kez 1922 yılında tanıştı.
Bu tarihte yedi kız öğrenci, Tıp Fakültesi'ne kayıt yaptırarak eğitime başladı.


Cumhuriyet Dönemi 1923-1950
1926: Türk Medeni Kanunu'nu ile erkeğin çok eşliliği ve
tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemeler kaldırıldı, kadınlara boşanma hakkı,
velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf hakkı tanındı.
1930: Kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı.
1930: Doğum izni düzenlendi.
1933: Kız çocuklarına mesleki eğitim vermek amacıyla
ız Teknik Öğretim Müdürlüğü kuruldu.
1933: Köy Kanunu'nda değişiklik yapılarak kadınlara köylerde muhtar olma ve
ihtiyar meclisine seçilme hakları verildi.
1934: Anayasa değişikliği ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı.
1936: İş Kanunu yürürlüğe girdi. Kadınların çalışma hayatına düzenleme getirildi.
1937: Kadınların yeraltında ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasını yasaklayan
1935 tarihli 45 sayılı ILO sözleşmesi kabul edildi.
1945: Analık sigortası (doğum yardımı) 4772 sayılı yasa ile düzenlendi.
1949: Yaşlılık sigortasının kadın ve erkekler için eşit esaslara
göre düzenlenmesi 5417 sayılı yasa ile sağlandı.

Cumhuriyet Dönemi, 1950'den sonra 1952:
Sağlık Bakanlığı bünyesinde ana çocuk sağlığı hizmetleri verilmeye başladı.
1965: Gebeliği önleyici araçların satış ve dağıtımının serbest bırakılmasını ve
tıbbi zorunluluk halinde kürtaj hakkı tanınmasını düzenleyen Nüfus Planlaması Hakkında Kanun çıkarıldı.
22 Aralık 1966: Eşit değerde iş için kadın ve
erkek işçiler arasında ücret eşitliğini sağlayan 1951 tarihli 100 sayılı ILO sözleşmesi onaylandı.
27 Mayıs 1983: 10 haftaya kadar olan gebeliklerin kürtajla sona erdirilmesi ve
gönüllü cerrahi sterilizasyon yöntemlerine izin verilmesi
Nüfus Planlaması Hakkında Kanun'da yapılan değişiklikle sağlandı.
Kürtaj için evli kadınlara kocadan izin alma koşulu getirildi.
1985: Türkiye, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı
Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini (CEDAW)imzaladı ve sözleşme ertesi yıl yürürlüğe girdi.
1985: 5. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda kadınlar konusu ilk kez ayrı bir başlık olarak yer aldı ve
bu konuda politikalar belirlendi.
1987: Kadınlar konusuna odaklanmış ilk resmi kurum olan Devlet Planlama Teşkilatı Kadına
Yönelik Politikalar Danışma Kurulu kuruldu.
1989: İstanbul Üniversitesi'nde ilk Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi kuruldu.
Bugün üniversiteler bünyesinde kurulan bu merkezlerin sayısı yurt çapında 13'e ulaştı.
24 Ocak 1989: İçişleri Bakanlığı kaymakamlık sınavlarına kadınların da alınacağını açıkladı.
29 Kasım 1990: Kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan Medeni Kanun'un
159. maddesi Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildi. İptal kararı 2 Temmuz 1992 tarih ve
21272 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı.

1990: Mağdurun hayat kadını olması halinde tecavüz cezasının indirilmesini öngören
Türk Ceza Kanunu 438. maddesi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yürürlükten kaldırıldı.
14 Nisan 1990: Kadın Eserleri Kütüphanesi ve
Bilgi Merkezi Vakfı, ilk kadın kütüphanesi ve bilgi merkezini açtı.
1990: Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü bünyesinde,
şiddete uğrayan kadınlara ve çocuklara destek hizmeti vermek üzere ilk
Kadın Konukevleri açılmaya başlandı.
2000 yılı itibariyle bu sayı yediye yükselirken kapasiteleri 170'e ulaştı.
1990: 422 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Kadının Statüsü ve
Sorunları Başkanlığı kuruldu.
25 Ekim 1990 tarihinde kadın sorunları konusunda ulusal çapta bir mekanizma olarak
Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü (KSSGM) 3670 sayılı kanunla Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı olarak kuruldu ve
24 Haziran 1991 tarihinde de Başbakanlığa bağlandı.
Eylül 1990: Yerel yönetimler kadın konusunda özellikle şiddete uğrayan kadınlara yönelik hizmet vermeye başladı.
Türkiye'deki ilk kadın sığınma evi Bakırköy Belediyesi tarafından açıldı.
20 Şubat 1992: Birleşmiş Milletler Uluslararası Kadının İlerlemesi İçin Araştırma ve
Eğitim Merkezinin (INSTRAW) toplantısında, Kadının Statüsü ve
Sorunları Genel Müdürlüğü Türkiye'de kadın konusunda irtibat noktası olarak kabul edildi ve
BM ile işbirliği içinde program ve projeler uygulanmaya başlandı.
1992: Cinsiyete dayalı veri tabanı oluşturulması amacıyla
Devlet İstatistik Enstitüsü'nde Toplumsal Yapı ve
Kadın İstatistikleri Şubesi kuruldu.
1993: İstanbul Üniversitesi'nde ilk Kadın Araştırmaları Ana Bilim Dalı açıldı ve
yüksek lisans programı vermeye başladı.
Bugün Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı açarak
Yüksek Lisans Programı veren üniversite sayısı dörde ulaştı.
1993: Kadın Dayanışma Vakfı, Altındağ Belediyesinin desteğiyle kadın danışma merkezi ve
kadın sığınma evini açtı.

1993: Halk Bankası'nca kadınları girişimciliğe özendirmek amacıyla kadınlara özel,
düşük faizli kredi uygulaması başlatıldı.
1994: Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü bünyesinde, şiddete uğrayan kadınlara hukuki ve
psikolojik danışmanlık, girişimcilik ve el emeğinin değerlendirilmesi konularında
hizmet vermek amacıyla Bilgi Başvuru Bankası (3B) kuruldu.
5 Nisan 1994: Dünya Bankası ile kadın konulu projeler yürütülmeye başlandı. Kadının Statüsü ve
Sorunları Genel Müdürlüğü'nde bir Dokümantasyon Merkezi kuruldu.
1994: Türkiye Kahire'de yapılan Birleşmiş Milletler Nüfus ve Kalkınma Konferansına katıldı.
Konferans'da kadının statüsü ve sağlık ilişkisini vurgulayan "üreme sağlığı"
kavramı üzerinde özellikle duruldu ve kadın sağlığında "bütüncül"
bir yaklaşım benimsendi.
Bu yaklaşım doğrultusunda Sağlık Bakanlığı koordinatörlüğünde ilgili kesimlerden sağlanan katılımla
"Kadın Sağlığı ve Aile Planlaması Ulusal Eylem Planı" hazırlandı.
1998 yılında kamuoyuna sunulan Eylem Planı 6 ana çalışma grubu tarafından oluşturuldu.
Kadının Statüsü grubunun koordinasyonunu Kadının Statüsü ve
Sorunları Genel Müdürlüğü üstlendi.
1995: Kurulduğundan bu yana, açtığı kadın danışma merkezi ile
şiddete uğrayan kadınlara danışmanlık hizmeti veren Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı,
ilk kadın sığınağını açtı.

Kasım 1995: Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı
tarafından bölgedeki kadınların
durumunun iyileştirilmesi ve kalkınma sürecine entegre edilmesi amacıyla planlanan
Çok Amaçlı Toplum Merkezlerinin (ÇATOM) ilki Urfa'da açıldı.
2000 yılı itibariyle bölgedeki sayısı 21'e ulaştı.
29 Haziran 1996: Anayasa Mahkemesi Türk Ceza Kanunu'nun erkeğin zinasını suç olarak düzenleyen
441. maddesini anayasanın eşitlik ilkesine aykırılığı gerekçesiyle iptal etti.
27 Aralık 1996 tarih ve 228600 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan kararda verilen bir yıllık süre içinde
yasal düzenleme yapılmaması nedeniyle erkeğin zinası 27.12.1997 tarihinden itibaren suç olmaktan çıktı.
1996: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde "Kırsal Kalkınmada Kadın Daire Başkanlığı" kuruldu.
1997: Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda 13 il valiliği bünyesinde
"Kadının Statüsü Birimleri" kuruldu.
22 Mayıs 1997: Kadının evlendikten s
onra kocasının soyadını almakla birlikte,
kendi soyadını da kullanabilmesi Medeni Kanun'un 153. maddesinde yapılan değişiklikle sağlandı.
19 Kasım 1997: Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü'nün önerisi üzerine
İçişleri Bakanlığı'nca nüfus cüzdanlarında medeni hal kısmında "evli/ bekar/ dul/ boşanmış"
gibi ifadelerin yerine sadece "evli" veya "bekar"
ifadelerinin kullanılmasını düzenleyen genelge yayımlandı.

13 Kasım 1997: Türkiye Cumhuriyeti, amacı uzman bakanların çalışma alanları
ile ilgili konularda Avrupa Konseyi faaliyetlerine etkin bir şekilde katılmalarını teşvik etmek olan
Kadın-Erkek Eşitliğinden Sorumlu Avrupa Bakanlar Konferansı'nın dördüncüsüne ev sahipliği yaptı.
23 Haziran 1998: Anayasa Mahkemesi kadının zinasını suç olarak düzenleyen
Türk Ceza Kanunu'nun 440. maddesini anayasanın eşitlik ilkesine aykırılığı gerekçesiyle iptal etti.
Gerekçeli karar 13 Mart 1999 tarih ve 23638 sayılı Resmi Gazetede yayımlandı.
17 Şubat 1998: Yeni Türk Medeni Kanunu Tasarısı Adalet Bakanlığı ve Kadının Statüsü ve
Sorunları Genel Müdürlüğü'nün ortaklaşa yaptığı bir toplantı ile kamuoyunun bilgisine sunuldu.
21 Ekim 1998: Adalet Bakanlığı, Kadının Statüsü ve
Sorunları Genel Müdürlüğü, ve
kadın kuruluşlarının oluşturduğu gündem sonucunda bekaret kontrolünün,
ancak takibi şikayete bağlı suçlarda, mağdurun rızası alınarak,
ırza geçme gibi re'sen takip edilen suçlarda ancak hakim kararı ile
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde
ise Cumhuriyet savcısının yazılı izni ile yapılabileceğini düzenleyen bir genelge yayınladı.
1998: İçişleri Bakanlığı'nca nüfus cüzdanlarında yapılan düzenlemeye paralel olarak
Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü'nce verilen dul ve yetim tanıtım kartlarındaki
"Emekliye Yakınlığı" bölümünde yer alan "dul kadın vb.
" ifadelerin yerine sadece "eşi, kızı, oğlu, annesi, babası" gibi ifadelerin kullanılması sağlandı.
17 Ocak 1998: Aile içi şiddete uğrayan kişilerin korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını düzenleyen
4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun yürürlüğe girdi.
1998: Gelir Vergisi Kanunu'nda yapılan bir değişiklikle aile reisinin beyanname vermesi
esası kaldırılarak kadınların kocalarından ayrı olarak beyanname vermesi sağlandı.

1998: Kadınlara yönelik danışma merkezleri çalışmaları başta Ankara ve
İstanbul olmak üzere Barolar tarafından da başlatıldı.
Barolar bünyesindeki Kadın Hakları/Hukuku Komisyonları arasında koordinasyonu sağlamak amacıyla
"Türkiye Barolar Birliği Kadın Hakları Komisyonları Ağı (TÜBAKKOM)" kuruldu.
Giderek artan komisyonların sayısı 2001 yılı itibariyle kırk civarına vardı.
Eylül 1999: Türkiye, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığı Önleme Sözleşmesi'ni
onaylarken koyduğu aile hukukunu ilgilendiren 15 ve 16. maddelerine ilişkin çekinceleri kaldırdı.
1999: Kadın erkek eşitliği açısından önemli değişiklikler içeren
Medeni Kanun Tasarısı hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunuldu.
8 Eylül 2000: Ek İhtiyari Protokol Türkiye tarafından imzalandı.
Onay aşaması için Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine alındı.
Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin daha etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla

Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan Ek İhtiyari Protokol ile
Sözleşmenin taraf devletler tarafından ihlali durumunda kişilere ve
kişilerden oluşan gruplara başvuru hakkı tanınmakta ayrıca uygulamaları denetlemek üzere
Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi (CEDAW)
Komitesine yapılacak şikayetleri kabul etme ve inceleme yetkisi tanınmaktadır.
24 Kasım 2000: Ülkemizde giderek artmakta olan töre cinayetlerine
karşı kamuoyu oluşturmak üzere "25 Kasım Kadınlara Karşı Şiddete Hayır Günü"
nedeniyle Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü ve Şanlıurfa Valiliği işbirliği ile
"Kadına Yönelik Şiddet" konulu bir panel düzenlendi.
Panel resmi düzeyde töre cinayetlerine karşı duruşun zeminini oluşturdu.
17 Şubat 2001: Türk Medeni Kanunu'nun yıldönümü nedeniyle
TBMM Adalet Komisyonunda görüşülmekte olan Medeni Kanun Tasarısının
eşitlikçi özünün korunarak yasalaşması için Kadının Statüsü ve
Sorunları Genel Müdürlüğü ve kadın kuruluşları tarafından kamuoyu oluşturma faaliyetlerinde bulunuldu.
Kadın dernekleri ve diğer sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla
"Medeni Yasa Tasarısı İçin Hep Birlikte" yürüyüşü gerçekleştirildi.
21 Haziran 2001: TBMM Adalet Komisyonunca kabul edilen
Türk Medeni Kanunu Tasarısı Genel Kurula sevk edildi.
22 Kasım 2001: Yeni Türk Medeni Kanununun TBMM tarafından kabul edildi.
1 Ocak 2002: Yeni Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdi.
30 Temmuz 2002: CEDAW Ek İhtiyari Protokolünün onaylanması
7 Ocak 2008: Avrupa Konseyi bünyesinde oluşturulan
Kadınlara Yönelik Şiddetle Mücadele Gücü tarafından yürütülecek
"Aile İçi Şiddet Dahil, Kadınlara Yönelik Şiddetle Mücadele Kampanyası"
çerçevesinde Avrupa Konseyi'nce nakdi hibe verilmesine ilişkin anlaşmanın yürülüğe girmesine
dair karar 26749 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Türkiye'de kadın "ilk"ler

İlk Türk kadın romancı sayılan Fatma Aliye Hanım

1892: İlk Türk kadın romancı Fatma Aliye Hanım
"Muhadarat" adlı ilk romanını kendi adıyla yayımladı.


"Dünyanın" ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen
1909: İlk Türk kadın siyasetçi Emine Semiye Hanım Osmanlı Demokrat Fırkası yönetim kuruluna seçildi.
1913: İlk kadın devlet memuru Bedriye Osman Hanım Telefon İdaresinde göreve başladı.
1913: Belkıs Şevket Hanım uçağa binen ilk Türk kadın unvanını aldı.
1920: İlk Türk kadın avukat Süreyya Ağaoğlu (Ahmet Ağaoğlu'nun kızı))
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu.
1920: İlk Türk kadın tiyatro sanatçısı Afife Jale İstanbul'da sahneye çıktı.
1921: Dr. Safiye Ali Almanya’da tıp eğitimini tamamlayarak ilk Türk kadın hekim olarak tarihimizdeki yerini aldı.
1922: Yedi kız öğrenci Tıbbiye'ye kayıt yaptırarak eğitime başladı.
Haziran 1923: Nezihe Muhittin'in başkanlığında Kadınlar Halk Fırkası'nın kurulması girişiminde bulunuldu.
Kadınlara oy hakkı tanımayan Seçim Kanunu gereğince valilikçe partinin kuruluşuna
onay verilmediğinden dernekleşmeye gidildi.

1924: İlk kadın diş hekimi (Ferdane Bozdoğan Erberk) diplomasını aldı.
1925: Suat Hilmi Berk ilk kadın sulh hukuk hâkimi oldu.
1930: İlk kadın yargıçlar atandı.
1933: Aydın (il)'inin bugün ilçe statüsü taşıyan Karpuzlu köyünde
ilk kadın muhtar Gül Esin yaklaşık 500 oy alarak seçildi.
1933: Sabiha Güreyman Türkiye'nin ilk kadın inşaat mühendisi olarak
Yüksek Mühendis Mektebi'nden mezun oldu.
Güreyman ayrıca Fenerbahçe Spor Kulübü'nün ilk kadın voleybolcusudur.
8 Şubat 1935: Türkiye Büyük Millet Meclisi 5. Dönem seçimleri sonucunda başta
Hatı Çırpan olmak üzere 17 kadın milletvekili ilk kez meclise girdi, ara seçimlerde bu sayı 18'e ulaştı.
1935: İlk kadın doğum uzmanı Dr. Pakize İzzet Tarzi kadın hastalıkları ve
doğum alanında uzmanlık eğitimini tamamladı.
Tarzi, İstanbul Boğazı'nı yüzerek geçen ilk kadın unvanını da taşıyor.
1936: Eskişehir Askeri Hava Okulu'ndan mezun olan Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen
dünyanın ilk kadın savaş pilotu oldu. Gökçen ertesi yıl Dersim Harekâtı'na da katıldı.
1947: Türk basınının ilk kadın foto muhabiri Eleni Küreman,
Associated Press Ajansı'nda gazeteciliğe başladı.

1950: İlk kadın belediye başkanı (Müfide İlhan) Mersin'den seçildi.
1954: Prof. Dr. Nüzhet Toydemir Gökdoğan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi dekanlığına seçilere
ilk kadın dekan oldu. Gökdoğan Fen Fakültesi'nin Astronomi Enstitüsü'ne tayin edilen
ilk Türk doçenti olmuştu.
1957: Türk ordusunun ilk kadın doktor subayı Dr. Sema Aran teğmen rütbesiyle göreve başladı.
1971: İlk kadın bakan Dr. Türkan Akyol atandı. Akyol aynı zamanda ilk kadın rektördü.
1981: Türkiye' nin ilk kadın eksperi Diler Cesur.
1991: Başbakan Mesut Yılmaz'ın girişimleriyle ilk kadın vali Lale Aytaman Muğla (il)ine atandı.
1993: Alev Kılıçkeser Hottin, Eskişehir Anadolu Üniversitesi
Sivil Havacılık Yüksek Okulu Pilotaj Bölümü’nden mezun olarak ticari havayollarındaki
ilk Türk kadın pilot oldu.
25 Haziran 1993: Türkiye'nin ilk kadın başbakanı Tansu Çiller hükümeti kurdu.
1996: İlk kadın deniz subayları Deniz Harp Okulu'ndan mezun oldu.
2001: Denizli Belediye Başkanı Ali Aygören tarafından işe alınan
Fatma Kasapoğlu Türkiye'nin ilk kadın belediye otobüsü şoförü oldu.
2002: İlk kadın Adalet Bakanı Prof. Aysel Çelikel göreve atandı.
2003: Nükhet Hotar Merkez Yürütme Kurulu'na getirilen ilk kadın üye oldu.
30 Ağustos 2004: Kıdemli üsteğmen Songül Yakut Türkiye'nin
ilk kadın ilçe jandarma komutanı olarak görevine başladı.
2005: Tülay Tuğcu Anayasa Mahkemesi'nin ilk kadın başkanı seçildi ve
dolayısıyla Yüce Divan'ın da ilk kadın başkanı oldu.[19]
2006: Dünyanın en yüksek noktası Everest'te zirveye tırmanan
ilk Türk kadın dağcı Eylem Elif Maviş oldu.
2007: Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) ilk kadın başkanı Arzuhan Doğan

Çokeşliliğin kaldırılması ve boşanma hakkı
Kadınların en önemli sorunlarından olan doğum izni,
ilk kez 1930 yılında düzenlendi.

Kadınlara doğum yardımı ilk kez 1945 yılında 4772 sayılı yasa ile düzenlendi.
Yaşlılık sigortasının kadın ve erkekler için eşit esaslara göre düzenlenmesi ise
1949 yılında çıkarılan yasa ile gerçekleşti.

Sağlık Bakanlığı bünyesinde ana çocuk sağlığı hizmetleri verilmesine
1952 yılında başlanırken, gebeliği önleyici araçların satış ve dağıtımının serbest bırakılmasını ve
tıbbi zorunluluk halinde kürtaj hakkı tanınmasını düzenleyen
'Nüfus Planlaması Hakkında Kanun' 1965 yılında çıkarıldı.

Eşit değerde iş için kadın ve erkek işçiler arasında ücret eşitliğini
sağlayan ILO sözleşmesi 1966 yılında onaylandı.

1983'de 2827 nolu Nüfus Planlaması Hakkında Kanunda yapılan düzenlemelerle,
10 haftaya kadar olan gebeliklerde tıbbi gereklilik olmadığı hallerde isteğe bağlı kürtaja ve
gönüllü cerrahi sterilizasyon yöntemlerinin kullanımına izin verilmiştir.
Kürtaj/istemli düşük/gebeliği sonlandırma
için kadın eğer 18 yaşın üzerindeyse ve evli değilse kendi isteği,
evliyse kocasının da onayı, 18 yaşından küçük ise vasisinin de onayı gerekiyor.
Ayrıca TCK nun 99.madde ve 6. fıkrasına göre tecavüz sonucu oluşan gebeliklerde
20 haftaya kadar gebeliğin sonlandırılması suç oluşturmuyor, kanun buna onay veriyor.

Her nasılsa, Türkiyede 2000li yılların başlarında ülkemizde daha tartışılabilinir hale gelen Doğum,
süt izni yasasının daha yaptırımlısı ise ( 1 sene doğum izni gibi)
Rus kadınlarını ve sosyolog yazarlarına göre daha öncedoğu bloku ülkelerinde uygulanmış ve
Acı su-altın kase olarak, kadınların işsiz kalmaları ve sex göçünde asıl nedeni teşkil etmiştir.

Ayrımcılıkla mücadele
Türkiye, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'ni
1985 yılında imzaladı.
Sözleşme bir yıl sonra yürürlüğe girdi.
1985 yılında 'Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda kadın konusu,
ilk kez bir sektör olarak yer aldı ve bu konuda politikalar belirlendi.
İlk 'Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi',
1989 yılında İstanbul Üniversitesi'nde kuruldu.
Bugün üniversiteler bünyesinde kurulan bu merkezlerin sayısı 13'e ulaştı.

Tecavüzle mücadele
Tecavüz mağdurunun hayat kadını olması halinde cezanın indirilmesini öngören
Türk Ceza Kanunu'nun 438'inci maddesi,
TBMM tarafından 1990 yılında yürürlükten kaldırıldı.

Yerel yönetimler özellikle şiddete uğrayan kadınlara yönelik hizmet vermeye başlarken,
Türkiye'de ilk kadın sığınma evi,
Bakırköy Belediyesi tarafından 1990 yılında açıldı.

Yaşam beklentisi
2005 yılı için kadınların yaşam beklentisi 71.3 yıl olarak hesaplanırken,
2030 yılında ortalama yaşam beklentisinin 76 yıla çıkacağı öngörülüyor.
Bu tarihte Türkiye'deki kadın sayısının erkek sayısının önüne geçmesi bekleniyor.
2030 yılında Türkiye'deki kadın sayısının 46 milyon 854 bin,
erkek sayısının da 46 milyon 841 bin olacağı tahmin ediliyor.

Kadının kendi soyadını kullanabilmesi
Kadının evlendikten sonra kocasının soyadını almakla birlikte, kendi soyadını da kullanabilmesi,
1997 yılında Medeni Kanun'da yapılan değişiklikle sağlandı.

Zorunlu temel eğitimi beş yıldan sekiz yıla çıkaran kanun,
1997 yılında yürürlüğe girdi.
Aile içi şiddete uğrayan kişilerin korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını düzenleyen
'Ailenin Korunmasına Dair Kanun', 1998'de yürürlüğe girdi

Türkiye'de kadın haklarının gelişimine genel bakış
İlk dönemde daha çok kadınların eğitim hakkı ile ilgili olarak yapılan düzenlemeler,
Avrupa'da yaklaşık aynı yıllarda gerçekleştirilen reformları çok kısa bir zaman aralığıyla izler.
Örneğin (meslek ve elişi okulları dışında) kızlar için ilk devlet liseleri Prusya'da 1872'de,
Fransa'da 1880'de açılmışken Osmanlı Devletinin ilk kız idadisi (lisesi) de 1880'de açılmıştır.
Viyana üniversitesi ilk kız öğrencisini 1897'de, Sorbonne 1899'da,
Alman üniversiteleri 1895 ile 1905 arasında kabul etmiş iken,
İstanbul Darülfünun'unda karma öğretim 1914-1921 yılları arasında gerçekleşmiştir.

Kadınların özel hukuktaki konumuna ilişkin reformlar Türkiye'de
II. Meşrutiyet döneminde gündeme gelmiş,
çok eşlilik ilk kez 1917'de çıkarılan bir yasayla Avrupa normları doğrultusunda düzenlenmiştir.
Özel hukukta kadın-erkek eşitliği (bazı istisnalarla) 1926 tarihli Medeni Kanun'la gerçekleşmiştir.

Kadınların siyasi ve mesleki yaşamda hak iddia etmelerinin örneklerine
1908-1914 yıllarından itibaren rastlanırsa da, bu alanda önemli gelişmeler
ancak Cumhuriyet döneminde gerçekleşme fırsatını bulmuştur.
Kadınlara oy hakkı veren ilk ülke olan Finlandiya'dan (1906) sonra,
1917'de Rusya, 1918'de İngiltere, Kanada, Azerbaycan, 1919'da Almanya ve
Avusturya, 1920'de ABD ve Macaristan, kadınlara oy hakkı tanımıştır.
Türkiye'de ise kadınlar, gerçek siyasi seçimlerin henüz yapılmadığı bir dönemde,
1930 ve 1934'te bu hakka kavuşmuştur.

Kız çocuklarının eğitiminin önündeki engeller Okul ve dersliklerin yetersizliği;
Okulların yerleşim yerlerinden uzak olması ve
birçok ailenin kız çocuklarının bu kadar yol gitmesini istememeleri;
Ailelerin, çocuklarını, fiziksel koşulları elverişsiz, örneğin tuvaletsiz,
su şebekesi olmayan okullara göndermek istememeleri;
Birçok ailenin ekonomik güçlük içinde olması;
Ailelerin erkekleri kızlara göre önde tutan geleneksel önyargıları;
Çocukları evde çalıştırarak aile gelirine ek katkı sağlama eğilimi;
Birçok ailenin kızlarının bir an önce evlenmesini eğitimden daha önemli görmesi;
Kırsal bölgelerde kadın rol modellerinin nadiren görülmesi ya da hiç olmaması;
Orta öğrenim imkânlarının sınırlı olmasının ilköğretime yönelik ilgiyi azaltması.
Buna karşılık, 1975-2000 döneminde kadınların eğitimde büyük mesafe kaydettikleri de görülüyor.
Nitekim dönem başında:

1 milyon 920 bin seviyesinde olan ilkokul mezunu kadınların sayısı 7 milyon 644 bine,
167 bin olan ortaokul mezunu sayısı 896 bine,
199 bin olan lise mezunu sayısı da 1 milyon 539 bine çıktı.
Üniversite mezunu kadın sayısı da 56 binlerden 910 bine kadar yükseldi.
Mesleki eğitim [değiştir]Kız çocuklarına mesleki eğitim vermek amacıyla
Kız Teknik Öğretim Müdürlüğü 1933 yılında kuruldu

Kadın iş gücü Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranları son derece düşük.
Erkeklerin hemen hemen yüzde % 70'i, kadınların ise sadece dörtte biri çalışıyor.
Çalışan erkek sayısı yaklaşık 17 milyon iken çalışan kadın sayısı
6 milyon civarında, yani erkeklerin üçte biri oranında.

Kadınlardaki işsizlik oranı yüzde 9.4 iken, erkeklerde işsizlik oranının yüzde
10.7 olması kadın işsizliğinin daha düşük olduğu kanısı yaratıyor.
Ancak bunun nedeni, kadınların işgücüne daha az katılması.

Türkiye'de tarım dışı kadın çalışanların oranı hızla artıyor.
1997 yılında yüzde 17.7 olan bu oran 2003 yılına gelindiğinde yüzde 20.6'ya çıktı.

Tüm bunlara rağmen, kadın ve erkek çalışanların ücret dengesizliği devam ediyor.
Türkiye, Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayımlanan
2009 Küresel Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi'nde,
134 ülke arasında 129. sırada yer almıştır.

Ağır işler 1936'da kadınların yeraltında ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması
ILO sözleşmesi ile yasaklandı.

Türkiye'de kadın hakları konusu,
Batı dünyasındaki gelişmelere paralel olarak 19. yüzyıl ortalarından itibaren gündeme gelmiştir.
Günümüzde Türkiye'de kadınların başlıca sorunları şunlardır:

Aile içi şiddete ve kabadayılığa maruz kalmak
Toplumsal ve kültürel baskı.
Eğitim-öğretim imkânlarından yoksun bırakılmak.
Çalışma hakkından yoksun bırakılmak.
İş yerinde ayrımcılık ve gelir adaletsizliği.