1 Mart'a Kadar KAMPANYA

Etiketlenen üyelerin listesi

Rönesans Dönemi Ressamları

Cimabue (1240-1302): Cimabue Bizans geleneklerine bağlı bir şekilde çalışmaktadır. Ancak aynı zamanda resim sanatına yeni bir duyarlılıkla yaklaşmaktadır. Bugün Washington National Gallery’de bulunan ve Meryem ve çocuk İsa’yı tahtta gösteren bir Bizans ikonası, Cimabue’nin hangi kaynaktan yararlandığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu ikonanın 12.yüzyıl sonlarında Bizans etkisiyle çalışan Sicilyalı bir usta tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir. Kuzeyden ve güneyden İtalya yarımadasına ulaşan

Bu konu 16551 kez görüntülendi ve 39 yorum aldı ...

    Konuyu değerlendir: Rönesans Dönemi Ressamları

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 16551 kez incelendi.


Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 1234 SonuncuSonuncu
Toplam 40 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1

    Arrow Rönesans Dönemi Ressamları

    Cimabue (1240-1302):
    Cimabue Bizans geleneklerine bağlı bir şekilde çalışmaktadır. Ancak aynı zamanda resim sanatına yeni bir duyarlılıkla yaklaşmaktadır. Bugün Washington National Gallery’de bulunan ve Meryem ve çocuk İsa’yı tahtta gösteren bir Bizans ikonası, Cimabue’nin hangi kaynaktan yararlandığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu ikonanın 12.yüzyıl sonlarında Bizans etkisiyle çalışan Sicilyalı bir usta tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir. Kuzeyden ve güneyden İtalya yarımadasına ulaşan Bizans etkilerinin bir diğer örneğini ise, Venedik’te San Marco Kilisesi’nde bulunan ve 12.yüzyıl son çeyreğine tarihlenen son akşam yemeği konulu mozaik oluşturmaktadır. Figür mekan ilişkilerindeki acemiliğe ve yüzeysel anlatıma karşın ilginç bir örnektir.

    Cimabue’nin yenilikçi tutumunu ortaya koyan yapıtların en dikkat çekici olanı 385x223cm’lik ahşap üzerine tempera tekniği ile yapılmış Meryem ve Çocuk İsa’dır. 1285’ten sonraya tarihlenmektedir. Bugün Floransa, Uffizi müzesinde yer alan bu resime Trinita Madonnası adı da verilir. Çünkü uzunca bir süre aynı isimdeki kilisede (Sta Trinita) bulunmuştu. Resmin en etkileyici yanı, Meryem’in üzerinde oturduğu antik mimari öğeleri barındıran anıtsal tahttır. Taht başlı başına bir mimari öge olarak resmi kaplar ve mekan hissi uyandırır. Melekler, Meryem ve çocuk İsa ve en altta yer alan 4 peygamber, hep mimari-figür ilişkisini ortaya koyarlar. En altta tahtın ayakları dibindeki boşlukta 4 peygamber yer alır. Bu figürler ışık ve gölge etkileriyle heykelsi bir anlayışta hacimlendirilmişlerdir. Ellerindeki rulo kağıtlar Meryem’in bakireliğini ve İsa’nın kurtarıcılığını simgelemektedir. Tahtın iki yanında 4’er tane melek yer alır. Kanatları ve haleli başların hareketleri resme ritim duygusu ve devinim kazandırır.

    Tahtta kucağında çocuk İsa ile Meryem oturmaktadır. Elbisesinin kıvrımları ve dökümü figüre hacim kazandırır. Tüm yeniliklerine rağmen yine de arka planda altın yaldız kullanılmaya devam etmiştir. Bu durum, resmin derinlemesine gelişimini engellemektedir. Bu yüzden figürler az hacimli, neredeyse yüzeysel bir mekanda sıkışmış durumdadır. Mekansal boşluk sınırlıdır, ancak Cimabue’nin bunu gidermek için attığı adım (tahtın mimari bir mekan olarak değerlendirilişi ve figürlerin bu mimari unsurla ilişkiler, ayrıca kumaş kıvrımları ve hafif gölgelemelerle figürlerdeki hacimlenme) onu izleyenler için bu adımı daha ilerilere taşıma fırsatını yaratmıştır.

    BeRKaY ve harman bunu beğendi.

  2. #2

    Standart Duccio (1255/60-1318/19):

    Siena 14.yy’ın en önemli kentidir. Floransa ile rekabet halinde olan kent, bankacılık ve ticaretle zenginleşmiştir. Kentin insanları yaşadıkları kentin güzelleşmesine önem vermişlerdir. Sanata yönelik siparişler de artmıştır. Bu ortamda trecento Siena okulunu oluşturan pekçok önemli ressam belirmiştir. Duccio bunların en dikkat çekicilerinden birisidir. Onun resimlerinde de Bizans geleneği izlenebilmektedir. Ancak Duccio, Cimabue’nin verilerini daha ilerilere taşıyabilmiş bir ressamdır.

    Floransa ve Siena birbirlerine yakın şehirler ve kariyerinin başlangıcında Duccio Floransa’da Cimabue ile birlikte ortak çalışmalar yapmıştır. Duccio, Cimabue’nin resme getirdiği yenilikleri doğrudan bu sanatçıyla çalışarak öğrenmiştir. İlk önemli eseri Rucellai Madonnası Sta.Maria Novella Kilisesi’ndeki Rucellai şapelinde asılı bulunduğu için bu adı almıştır. Bugün Uffizi müzesinde Cimabue’nin resmiyle aynı salonda bulunmaktadır. 450x290cm boyutlarındadır. Cimabue’nin resminden daha önce yapılmış olabilir ancak yine Cimabue’nin Louvre’da bulunan benzer kompozisyonlu Maesta’sına benzemektedir. Resmin çerçevesinde, içinde aziz resmi bulunan dairevi madalyonlardan, çocuk İsa’nın vaftiz işareti yapan kolunu uzatışına değin Louvre’daki Maesta’yla (o sırada Pisa’da St.Francesco kilisesindeydi) önemli bir takım benzerlikler vardır. Ancak Duccio’nun kompozisyonu daha rahattır. Cimabue’nin resimlerindeki yığılma onun resimlerinde yoktur.

    Taht daha az anıtsal ancak yine mekan hissi veren bir mimari unsur olarak önem taşımaktadır. Tahtta Meryem oturmuştur, iki yanda diz çökmüş üç melek yer alır. Meryem’in üzerindeki kumaşın altın yaldızlı kenar şeridinin kıvrımlı hareketi dikkat çekicidir; figüre hareket duygusu kazandırmaktadır. Tahtın arkasında yer alan kumaş kıvrımları da çok başarılı ve gerçekçidir. Duccio’nun resminde arka planda yine altın yaldız kullanılmıştır.

    Duccio’nun bir diğer önemli çalışması, Fransisken Madonnası’dır. Küçük boyutlu bir resimdir (23,5x16cm) ve Siena’da Resim Müzesi’nde (Pinacoteca) bulunmaktadır. Meryem ve çocuk İsa tahtta oturmaktadırlar. Sol alt köşede Meryem’in ayaklarının dibinde diz çökmüş üç din adamı vardır. Çocuk İsa’nın kol hareketi ve bakışları ile Meryem’in genellikle çocuğunu tutan sağ elini aşağı doğru bırakışı, izleyicinin ilgisini resmin bu köşesine doğru yönlendirir. Diğer örnekler kadar görkemli olmayan taht, yine mimari bir öğe olarak yer almaktadır. Kumaşın parlak kenarı da yine çizgisel bir öğe olarak figüre hareket duygusu kazandırır. Resmin üst kısmında iki yanda 2’şer melek bulunmaktadır. Bunlar sahnenin arka planını oluşturan mavi küçük kareli kumaşı tutarlar. Bu nedenle altın yaldız yerini mavi bir fona bırakır ve bu resmin derinlik kazanmasına zemin oluşturur. Fransiskenler Madonnası, arka plandaki mavi fon oluşturan kumaşıyla dikkat çekicidir.

    Ancak, Duccio’nun başyapıtı Maesta’dır. Maesta, Meryem’i kucağında çocuk İsa ile birlikte tahta oturmuş durumda, meleklerle ve bazen azizlerle çevrelenmiş durumda betimleyen ikonografik sahneye verilen isimdir. Duccio di Buoninsegna, Siena kentinin yöneticileri tarafından bir sunak resmi yapmakla görevlendirilmiş ve 32 aylık bir çalışmadan sonra eseri tamamladığında, ruhban sınıfı ve sivil otoritelerin önderliğinde atölyesine gelen halk bu başyapıtı büyük bir gururla ve zafer edasıyla katedrale taşımıştır. Sipariş aldığı anlaşma 1308 yılında imzalanmıştır. Siena katedraline konmak için yapılmıştır. Bugün katedralin müzesinde bulunur. Çok parçalı bir resimdir (poliptik) ve İsa’nın hayatından çeşitli sahneleri içeren küçük panolar ve 370x450cm. ebadındaki melekler ve azizlerle çevrili Meryem ve Çocuk İsa panosundan oluşur. Bu panonun predel kısımlarında da Meryem’in hayatından sahneler vardır.

    Büyük panoda, ortada mimari bir biçim olarak beliren tahtta oturan Meryem ve çocuk İsa vardır. İki yanda azizler e meleklerden oluşan kalabalık bir grup yer almaktadır. Bu figürlerin her biri farklı jest ve hareketlerdedir. Herbirinin kim olduğunu belli eden sembolleri vardır. Kumaş kıvrımları ve hareketler çok başarılı bir şekilde sunulmuştur. Duccio’nun ustalık eseridir. Detaylar son derece başarılı bir şekilde işlenmiştir. Altın yaldız yine bol kullanılmıştır. Bu panonun predel kısmında İsa’nın hayatının erken dönemlerinden; Meryem’e Müjde, İsa’nın Doğumu, Kralların Secdesi, Mabede Takdim, Mısır’a Kaçış gibi sahneler yer almaktadır. Bu sahnelerde mekan duyarlılığı belirgin bir şekilde gelişme göstermiştir. Figürler ışık-gölge, kıvrımlı kumaşlar ve doğal hareketleriyle gerçekçi bir şekilde sunulmuştur.

    Bu durum, İsa’nın hayatından sahneler ve çektiği acıların anlatıldığı panoda da geçerlidir. Kudüs’e giriş sahnesinde mimari ve doğa daha dikkatli bir şekilde gözlenmiş, renkler daha canlı bir şekilde sunulmuştur. Ayrıca ifadeler giderek önem kazanmaktadır. Çarmıha gerilme sahnesinde bu ifade üst noktaya çıkmıştır.

    Maesta’da Duccio, anlatım dilini yeni verilerle kaynaştırmayı başarmıştır. Şematik anlatım yoktur. Resmin genelinde mekanın, figürlerin, ifadenin gerçekçi sunumu aranmıştır.

    1317’de Napoli’de Toulouse’lu Aziz Ludovico’nun Napoli Kralı Roberto’ya Taç Giydirmesi konulu altar panosu yapmıştır. Altta 5 sahnenin yer aldığı predel kısmında Aziz Ludovico’nun hayatından sahneler yer alır. Arka planda altın yaldız kullanılan resimde gösterişsiz tahtında oturan Aziz Ludovico, Napoli kralına taç giydirmektedir. Pelerininin kenarında yer alan kalın şeridin kıvrımları azizin sağ elinde tuttuğu asanın dikey çizgisiyle dengelenir.

    1328’de Siena halk sarayında Maesta’nın karşı duvarına başka bir fresk yapar. Bu fresk aynı yıl Montemassi kalesini (ki resmin sol tarafında tasvir edilmiştir.) ele geçirmiş olan General Guido Riccio’nun at üzerinde bir portresidir. Batı resminin bilinen ilk atlı süvari portresidir. Resmin sağ kısmında kuşatma sırasında savunma ve saldırı amaçlı kullanılan (battifolle) hareketli, tahtadan kale maketi yer alır. En sağda altta ise Siena ordusunun kamp yeri görülmektedir. İki kale arasında, atının üzerinde görkemli kumaşlarla kuşanmış, muzaffer ve mağrur komutan yer alır. Koyu renk arka plan, tepeler ve mimari öğeler ve nihayet önde portre yer alır. Simnoe Martini figürün heykelsi sunumuna gösterdiği özen dikkat çekicidir. Aynı zamanda ön planda yer alan figürün arkasında doğa ve mimari ile oluşan ikinci bir plan ve nihayet mavi renk fonun kullanımı Giotto’nun getirdiği yeniliklerin bir değerlendirilmesidir.

    Simone Martini’nin bir diğer önemli resmi Beato Agostino Novello’dur. Bu resme konu olan Agostino Novello, 1235 yılında Sienalı bir babanın oğlu olarak Sicilya Terranova’da doğmuş; Bologna’da hukuk okuduktan sonra kral Manfredi’nin yargıç ve danışmanı seçilmiştir. Kralın ölümüyle agostino tarikatına katılır ve Siena’ya geçer. 1309’da Siena yakınlarındaki bir keşiş kulübesinde ölür ve kısa sürede Siena’lıların en çok saygı gösterdikleri kişilerden birisi olur. Pano (1328/ 200x256 cm.) bugün Siena Pinacoteca Nazionale’de bulunmaktadır. Resmin önceleri Sant’Agostino Kilisesi’nde, Agostino Novello’nun mezarı üzerine yerleştirilmiş bulunduğu bilinmektedir. Resim üç bölüme ayrılmıştır. Ortadaki diğerlerinden daha büyük olan bölümde Agostino Novello’nun tasviri bulunur, yandaki bölümlerde onun dört tane mucizesi küçük sahneler haline yer almıştır. Arka planda yaldız kullanımına karşın mimari ve doğanın mekansal sunumu ve figürlerin mekanla ilişkilerinin gerçekçi bir şekilde ele alınması dikkat çekicidir. Yan kısımlardaki sahnelerde Agostino Novello’nun mucizeleri anlatırken olaylar tek bir sahnede farklı anlarıyla aktarılmıştır. Bu nedenle bu sahnelerde mekansal birlik vardır ancak zamansal birlik yoktur. Bu anlatım tarzı böylesine hikayeci sahneleri için sinemasal bir çözüm üretmektedir.
    BeRKaY bunu beğendi.

  3. #3

    Standart Simone Martini (y.1284-1344):

    Simone Martini’nin hayatının ilk dönemleriyle ilgili çok az bilgi vardır. Gençliğinde, Fransa’ya gittiği ve daha akla yakın olarak, Duccio’nun stüdyosunda çalıştığı şeklinde varsayımlar mevcuttur.

    Onun bilinen ilk çalışması Maesta’dır. Belgeler Siena şehrinin halk sarayına (Palazzo Pabblico) yapılmış olan bu freskin 1315 yılında tamamlandığını ortaya koyar. Bu dönemde Duccio hala hayattadır ve böyle bir usta aktifken Simone Martini’nin Siena kenti tarafından verildiği bilinen ilk önemli siparişi almış olması onun bu tarihten önce ün kazanmış olduğunu akla getirir. Maesta’dan önceki yıllara tarihlenen ve Simone Martini’ye atfedilen iki resim Duccio’nun etkilerini anımsatır. Yaklaşık 1305-10 yıllarına tarihlenen Merhamet Eden Meryem resmi 154x88cm boyutlarında ahşap üzerine tempera tekniği ile yapılmış bir resimdir. Resim Simone Martini ve Memmo di Filippuccio’ya atfedilir. Altın yaldızlı bir fon üzerinde büyük Meryem figürü yer almaktadır. Kırmızı elbisenin üzerine giydiği kenarları işlemeli siyah pelerinini iki yana açan Meryem böylece, aralarında din adamları, zenginler ve kentliler bulunan Siena halkını altına almıştır.
    Maesta öncesi bir diğer resim yine Siena Resim Müzesi’nde bulunan Meryem ve Çocuk İsa’dır ve yaklaşık 1312-13 yıllarına tarihlenir. Bu resim aralarında Duccio’nunkilerin de bulunduğu erken örneklerle benzerlik göstermektedir.


    Ancak Simone Martini’nin ilk büyük eseri Maesta’dır. Ducio’nun Maesta’sından, Meryemi cennetin kraliçesi olarak taçlandıran ana temayı almış olmakla birlikte, kompozisyon ve tarz olarak farklı bir örnektir. Bir duvar resmidir ve 1313-15 arasında yapıldığı bilinmektedir. Siena Komünü tarafından sipariş edilen resim kalın bir bordürle çerçevelenmiştir. Bu bordürün içerisinde, Siena şehrinin amblemini çevreleyen süslemeler arasında 20 adet dairevi madalyon vardır. Bunların içinde İsa, havariler, peygamberler ve kilisenin doktorları yer alır. Resme derinlik veren koyu renk arka plan, resimsel mekanı tanımlayan unsurların yerleşmesine kolaylık sağlamıştır. Bu unsurlar figürlerin altında yer aldığı ve Meryem’i çerçeveleyen azizlerin tuttuğu direklerle ayakta duran büyük tente ile resmin ortasında yer alan ve üzerinde Meryem’in oturduğu gotik etkili bir tahttır. Resmi oluşturan bu üç öğe; koyu renk arka plan, tente ve taht resimsel mekanı tanımlar. Bu mekan içerisinde resmin ortasında tahtta oturan Meryem ve çocuk İsa yer alır. Anıtsal tahtın iki yanında neredeyse simetrik olarak yerleştirilmiş figürler bulunmaktadır. Figürler dörtgen bir kompozisyon içerisindedir ve Duccio’ya göre daha kişisel tiplerdir. Ayrıca her birinin sembollerinden hangi aziz oldukları çıkartılabilir. Tentenin direkleri ve tahtın sivri tepeliklerinin yanısıra kutsal figürlerin haleleri de resme ritm ve hareket duygusu vermektedir. Tentenin üzerindeki lekeler dışında elbiseler ve haleler lekesel değerler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Simone Martini 1333 yılında Siena Katedraline konmak üzere Meryem’e Müjde (Tebşir) triptiğini resmeder. Resim 5 bölümlü sivri kemerle oluşan görkemli gotik bir çerçeveye sahiptir. İki yandaki çerçeveler birer sütunla orta sahneden ayrılmıştır. Bu kısımlara Aziz Ansano ve Azize Margarit yerleştirilmiştir. Orta kısımda sağda yandan verilmiş bir tahtta oturan Meryem figürü, solda ise diz çökmüş melek yer alır. Bu figürler son derece zarif, çizgisel bir sunumun örnekleridir. Altın renkteki arka planın önünde yer alan ve ortalarında bekareti simgeleyen zambak bulunan bu iki figürün ifadeleri dikkat çekicidir. Melek Meryem’e İsa’yı doğuracağını müjdelemektedir ve Meryem’in bu haber karşısındaki şaşkınlığı aktarılmıştır.

    Simone Martini ayrıca dinsel konuda çok sayıda poliptik yapmıştır. 1340’ta Avignon’da Papalık Sarayına yerleşen sanatçı orada Petrarca ile tanışmış ve 1344’te ölmüştür.
    BeRKaY bunu beğendi.

  4. #4

    Standart Ambroggio Lorenzetti (1319-47 arası faal olarak çalışmış):

    1321’den önce Floransa’da çalıştığı bilinmektedir. Bilinen en erken resmi Floransa’dadır ve 1319 yılına tarihlenir. 1324’te Siena’da Çocuk İsa’yı Emziren Meryem resmini yapar. Meryem’in oğlunu tutuşu, başının eğilişi, çocuk İsa’nın hareketi dairesel bir etki yaratır. Oldukça sade, parçalı renkli yüzeyler dikkat çeker.

    Ancak onun ve belki tüm Trecento’nun en görkemli yapıtı Palazzo Pubblico’ya 1337-39 arasında (Dokuzlar Odası-Sala dei Nove) yaptığı İyi ve Kötü Yönetimin Etkileri ve Alegorileri konulu duvar resmidir. Bu fresk salonun üç duvarını kaplamaktadır. İyi ve kötü yönetimin etkileri karşılıklı olarak geniş duvarlarda yer almaktadır. Dörtgen şeklindeki odanın dar yüzlerinden birisinde pencereler bulunmaktayken diğerinde iyi yönetimin alegorileri resmedilmiştir.


    Gerek iyi yönetim gerekse kötü yönetim sahnelerinde resmin bir yarısında Siena şehrinin merkezi diğer yarısında kırsalı tasvir edilmiştir. İyi yönetimin şehir kısmında en üst sol köşede Siena katedralinin kulesi, aynı bugün olduğu gibi şehrin tipik taş binalarının arasından kendisini göstermektedir. Şehrin mimari kimliği olağanüstü bir duyarlılık ve çalışmayla gözler önüne serilmiştir. Bu kent mimarisi çeşitli noktalara kaçan bakış açılarını içermektedir. Kentin içinde mutlu sağlıklı insanlar, dans eden genç kızlar, yük taşıyanlar, tüccarlar, bir okul, öğretmen ve öğrenciler, çalışan esnaf v.s. tasvir edilmiştir. Duvarın diğer yarısında kenrin kırsal kesimi yer almaktadır. Panoramik bir kır manzarası uzanmaktadır. Tarlalarda çalışanlar, çapa yapanlar, yük taşıyanlar, ava giden soylular, sürülmüş tarlalar bu kır manzarasını doldurmuş durumdadır.
    Kötü yönetim freski ise büyük ölçüde tahrip olmuş durumdadır. Tüm kente ve kırsal alanına iblisler, korkunç yaratıklar, zorbalık, işkence ve ölüm hakim olmuştur. Tarlalar çölleşmiş, her yer yıkıntılarla dolu durumdadır. Bu resim belki de ortaçağın taze anılarını akla getirmek istemektedir. Siena kentinin sivil yöneticilerinin bu toplantı odasında yöneticiliğin olumlu ve olumsuz etkileri çarpıcı bir şekilde sergilenmektedir. Sivil yöneticilerin böyle bir resmi sipariş etmeleri de, İtalya’da trecento ve sonrasında yaşanan gelişmelerin alt yapısı hakkında fikir vermektedir.
    BeRKaY bunu beğendi.

  5. #5

    Standart Giotto (1267-1337):

    Giotto rönesans resminin müjdecisi kabul edilen son derece önemli bir ressamdır. Ustası Cimabue’nin yeni bir duyarlılığı ortaya koyan üslubunu oldukça ilerilere taşımıştır. Bu yönüyle resim sanatında devrim yapmış bir kişiliktir. Giotto’nun üç boyutlu gerçekçi sunuma yönelik devrimi, yüzeysel Bizans geleneğinin izlerini tamamen siler. Gerek Cimabue gerekse Giotto, dönemin en önemli entelektüel çehresi olan Dante’yle arkadaşlık kurmuşlardı ve Dante İlahi Komedya’nın bir bölümünde şöyle demekteydi:

    “Bir zamanlar resim alanında Cimabue vardı.
    Ve şimdi Giotto’nun sesi duyuluyor.”


    Giotto’nun ilk önemli çalışması Assisi’de San Francesco Kilisesi’ndedir. 1266’da Aziz Bonaventura’nın yazmış olduğu Aziz Franceso’nun yaşamöyküsü temel alınarak 1296’da ısmarlanan freskler, 1296- 99 yılları arasında tamamlanmıştır. Resimlerde sık sık, mavi renkte arka planın önünde doğa ve mimariyi tanımlayan unsurlar yer almış, böylece mekanın gerçekçi sunumu konusunda önemli bir adım atılmıştır. Bizans geleneğinde arka plandaki altın yaldız, derinlik hissini yok etmekte ve resimsel mekanın gelişimine olanak sağlamamaktaydı, Giotto’nun resimlerinde altın yaldız yerini derinlik hissi veren ve resimsel mekanın gelişimine olanak sağlayan mavi renge bırakmıştır. Giotto ayrıca resimlerini derinlemesine gelişen üç plan halinde düzenleyerek mekan etkisini arttırmıştır: Ön planda konunun kahramanları olan figür ve nesnelerden kurulu kompozisyon, bu kompozisyonun arkasında sade bir şekilde betimlenen mimari ve doğa, ve en arkada gökyüzünü tanımlayan mavi fon. Resimsel mekanı bu şekilde kurgulayan Giotto, son olarak bu mekanın içinde gezinecek figürlerin hacimli (anıtsal) bir şekilde sunulmasına dikkat etmiştir. Kıvrımlı kumaşlar, gölgelemeler ve renk tonlamalarıyla olduğu kadar, hareketlerindeki doğallıkla da hacim kazanan figürler, mekanla uyum içerisindedirler.

    Giotto’nun ikinci önemli fresk dizisi, 1305- 1306 arasında Padova’da Arena Şapel’de gerçekleştirdiği İsa ve Meryem’in hayatına ait sahnelerdir. Burada üslubunun olgunlaştığı görülür. Şapel Enrico Scrovegni tarafından yaptırıldığı için Scrovegni Şapel olarak da bilinir. Şapelin batı duvarını kaplayan Son Yargı freskinde Scrovegni de, elinde yapının bir maketiyle betimlenmiştir. Şapelin kuzey ve güney duvarlarında üç sıra halinde freskler yer alır. Meryemin ailesi Joachim ve Anna ile ilgili sahneler, Meryem’in yaşamı, İsa’nın yaşamı, mucizeleri ve çektiği acılar anlatılmıştır.


    Mavi renkli arka planlar, dikkatle kurgulanmış mimari unsurlar, çok seyrek bitki örtüsü ve ağaçla örtülü olan tepecik ve kayalıklardan oluşan doğa ile birlikte konunun geçtiği sahne kurulmuştur. Anıtsal bir şekilde ele alınan figürler, birbirleriyle ilişki içerisindedirler, bu dünyaya ait insanların doğal ifadeleri içerisinde tasvir edilmişlerdir ve her biri farklı hareket ve jestlerde bulunmaktadır. Giotto, figürlerin ifadelerinin hareketlerle verilmesine dikkat etmiştir. Anna ve Joachim’in Altın Kapının Önünde Buluşması ve Ölü İsa’ya Ağıt gibi sahnelerde bunu izleyebiliriz. Ölü İsa’ya Ağıt sahnesinde, arka planda mavi zemin onun önünde doğa ve en önde İsa’nın cansız bedenini çevreleyen figür grubu yer alır. Gökyüzünde ifade yüklü ve her biri farklı hareket ve jestler içerisinde göz yaşı döken melekler vardır. Meryem oğlunun cansız bedenine sarılmıştır, Maria Magdalena İsa’nın ayaklarını tutmaktadır, yandan gösterilen Vaftizci Yahya üzüntüyle ellerini iki yana açmıştır. İfadenin hareketlerle verilmesi bu resimde tüm figürler için geçerlidir. İzleyiciye sırtı dönük olan iki figür, figür grubuna dairesel bir kompozisyon niteliği kazandırır.
    Giotto’nun freskleri dışında 1305- 10 yıllarına tarihlenen ve Cimabue ve Duccio örneklerini izleyen Tahtta Oturan Meryem panosu (325x204cm.), onlardan ne denli farklı bir üslup geliştirmiş olduğunu ortaya koymaktadır. Arka planda altın yaldız kullanmasına karşın, Meryem’in oturduğu sivri tepelikli tahtın, bir nişi andıran oylumlu kemeri ve tahtın iki yanındaki kollukların izleyiciye doğru açılan perspektifli sunumları dikkat çekicidir. Birkaç basamakla zeminden yükseltilmiş olan taht, mekanı tanımlamaktadır. Meryem ve çocuk İsa tahtta oturmaktadır. Işığın Meryem’in elbisesinin kumaşını ortaya çıkartışı ve gölgelemelerle hacim kazanan figürler, resme hakim olan genel bir sadelik, önceki örneklerden farklılığı açıklayan unsurlardır. Tahtı çevreleyen melekler ve azizler için de aynı durum söz konusudur. Konu ve kompozisyon benzerliğine rağmen, Giotto’nun resmi Cimabue’ninkinden oldukça farklıdır. Giotto, kendinden öncekilere göre daha dünyevi nitelikte resimler üretmiştir.

    Giotto’nun figür ve mekanın gerçekçi sunumu konusunda getirdiği çözümler, erken rönesansa zemin hazırlamıştır. Masaccio ise, bu çözümleri rönesansa özgü bir duyarlılıkla ele alan ilk ressamdır.
    BeRKaY bunu beğendi.

  6. #6

    Standart 15.Yüzyıl Floransa Okulu

    Floransa erken rönesansın en önemli merkezidir. Rönesans sanatı burada doğmuş ve hızla tüm İtalya’ya ve ardından Avrupa’ya yayılmıştır. Başta Mediciler olmak üzere çok sayıdaki kentsoylu zengin ailenin patronluğunda gelişen 15.yüzyıl Floransa resminin ilk önemli temsilcisi Masaccio’dur.

    Masaccio (1401- 1428): Floransa, Siena, Lucca, Pisa ve diğerleri... Pekçok İtalyan kent devletinde sanatçılar atölyelerinde kentin siparişlerini karşılamak için yoğun bir şekilde çalışıyordu ve bu atölyeler, usta-çırak ilişkisine dayalı bir sistemin esas olduğu birer eğitim kurumu olarak çok sayıda genç sanatçının yetişmesine olanak sağlıyordu. Siena’da Simone Martini, Duccio ve Lorenzettiler, Floransa’da ise Giotto ve Cimabue gibi isimler, 14.yüzyılın büyük ustaları olarak resim sanatına yeni bir hareketlilik getirmişlerdir.
    İşte Masaccio sanatın böylesine önem kazandığı bir ortamda, 1401 yılında doğmuştur. Onun yetişme çağlarında, Floransa’da iki önemli isim dikkat çekmektedir. Bunlardan birisi; perspektif üzerine çalışmaları ile tanınan Floransa katedralinin mimarı Filippo Brunelleschi’dir (1377-1446). Diğeri ise, doğanın keskin gözlemine dayanan heykelleriyle dikkat çeken Donatello’dur (1386?-1466). Bu iki usta sanatçının, mekansal perspektif ve anatomi konularındaki uğraşıları, yetişme çağındaki Masaccio’yu derinden etkilemiş olmalıdır. Büyük olasılıkla onları bizzat tanımış, fikirlerinden yararlanmıştır.


    Aynı zamanda, kendisinden bir yüzyıl önce yaşamış olan Giotto’nun (1266?-1337) resimlerindeki anıtsal figürleri, bu figürlerin içinde bulunduğu mekanın sunumunu ve kompozisyon planını inceleme imkanını da bulmuştur. Tüm bunların yanı sıra; Dante, Petrarca, Boccaccio gibi hümanist yazar ve düşünürlerin, antik Yunan ve Roma’ya dönüş ve doğanın gözlemlenmesi konusundaki verilerini bilmektedir. Dönemin hümanist felsefesi, Masaccio’nun sanatında son derece belirleyici bir etkendir.

    Masaccio, 1422’de Floransa’daki Hekim ve Eczacılar loncasına girmiştir. Bu belki de, bu dönemin ressamları için insan anatomisini inceleyebilmenin pratik bir yöntemiydi. Bildiğimiz ilk çalışmaları, Floransa yakınındaki Regello’daki S. Giovenale in Cascia Kilisesi için yaptığı bir triptik (üç kanatlı resim) ve S. Ambrogio Kilisesi için yaptığı Azize Anna ile Birlikte Meryem ve Çocuk İsa resmidir. Bu resmi, pek çok çalışmada birlikte olduğu Masolino ile beraber yapmışlardır.

    Masaccio 1426 yılında Pisa’daki kilise için Adoration poliptiğini (çok kanatlı resim) yapmıştır. Bu çalışma; perspektif, klasik sanat bilgisi, bilim ve hümanizmanın kaynaştığı Masaccio resminin gerçek anlamda ilk örneklerinden birisidir. Ama onun en çarpıcı çalışması, Floransa’da Carmine Kilisesi’nde yer alan ve Aziz Peter’e adanmış olan Brancacci ailesine ait şapel için yaptığı fresklerdir. Fresklerin yapımına Masolino ile birlikte yaklaşık 1424’te başlamışlardır. Bu fresklerin en ünlüleri Cenetten Kovuluş ve Vergi’dir. Cenetten Kovuluş bilinen bir hikayeyi, yasak elmayı yiyen Adem ve Havva’nın cennetten kovuluşlarını anlatır. Anıtsal, çıplak figürlerin pişmanlık ifadeleri büyük bir ustalıkla verilmiştir. Pişmanlık ifadesi hümanist bir ressam için oldukça uygun bir konu olmalıdır ve Masaccio bunu çok başarılı bir şekilde yansıtmıştır. Ayrıca ifadeleri vermek için aynı Giotto’nun yaptığı gibi hareketlerden yararlanmıştır.

    Vergi ise geometrik kompozisyonu (figürler dörtgen bir kompozisyon oluşturmaktadır), anıtsal figürleri (heykeltraş Donatello’nun erken çalışmalarından ve Nanni di Banco’nun anıtlarından etkilenmiştir. Onun heykelsi figürleri Giotto’dan Michelangelo’ya Floransalı rönesans ustalarının sürdürdüğü geleneğin bir halkasıdır.), mekansal çözümlemeleri (kompozisyonun ayrılmaz parçaları olan mimari ve doğa son derece sade bir şekilde verilmişlerdir) yanı sıra, konunun anlatım şekli dolayısıyla da dikkat çekici bir resimdir. Romalı askerler İsa ve havarilerden şehre girebilmeleri için gerekli olan vergiyi istemektedirler.

    Bunun üzerine İsa, Aziz Peter’e gölün içindeki balığın midesinden altın kesesini almasını ister. Peter bunu yapar ve keseyi alır. İsa’nın mucizelerinden birisini anlatan sıradan bir konudur. Ancak Masaccio, konuyu tek sahnede farklı zamanı anlatarak sunmuştur. Mekansal birlik vardır ancak üç ayrı an aktarılmaktadır: Birinde şehrin kapısı önünde İsa, Aziz Peter’den keseyi almasını isterken, diğerinde Aziz Peter göldeki balığın midesinden altın kesesini alırken ve nihayet keseyi Romalı askere verirken. Böylece tek sahnede zamansal bir akış sağlanmıştır. Bu anlatım tarzı, 14.yüzyıl ressamı Simone Martini tarafından da kullanılmıştı. Bu fresklerde Masaccio, Rönesans resmini hazırlayan tüm birikimi harmanlamış ve belki de gerçek anlamda ilk Rönesans resimlerini gerçekleştirmiştir. Resimlerindeki renk kullanımında söz konusu olan yalınlık ve denge dikkat çekicidir.

    Onun 1427’de Roma’ya gitmeden önce, Floransa’daki Sta. Maria Novella Kilisesi’nin duvarına yaptığı Kutsal Üçlü freski de, bu anlamda bir baş yapıttır. Perspektifli bir tonozun içinde çarmıha gerili İsa’yı görürüz. Onun arkasında, üstte Tanrı figürü vardır. İki yanında Meryem ve İncilci Yahya, tonozun dışında altta ise bu freskin yapılmasını sipariş eden vakıfçı figürleri bulunur. Meryemin çarmıha gerili oğlunu işaret eden el hareketi resimdeki ifadenin doruğudur ve hümanist yaklaşımın bir göstergesidir.
    Bu fresk, bizlere Rönesans resmini müjdeler: Geometrik kompozisyon, klasik mimari, perspektifli mekan, anıtsal figürler ve hümanist ifade. Erken rönesans ressamları, heykeltraşların üslupsal ilgilerini paylaştılar, ancak ressamların üç boyutlu mekan yanılsamasını yaratma sorunu vardı. Doğadan ve klasik modellerden çalışmak dışında bu ressamlar, iki boyutlu yüzeylerde tasvirleri göstermek için perspektif kuralları geliştirmişlerdir. Tek noktaya kaçan çizgisel perspektif bunlardan en önemlisidir. Masaccio bu resimde Brunelleschi’nin yakın zaman önce tanımladığı tek noktaya kaçan çizgisel perspektifi kullanmıştır.

    Masaccio, 1427 yılında Floransa’dan ayrılarak Roma’ya gider ve burada 1428 yılında hayata veda eder. Günümüze gelen az sayıdaki eseri, 27 yıllık ömrünün sanatla dolu olarak geçtiğini ve onun dehasını ortaya koymaya yetmektedir.
    BeRKaY bunu beğendi.

  7. #7

    Standart

    Asıl adı Guido di Pietro’dur. Ancak, bir din adamı olduğundan bu isimle anılır. 1400- 22 arası bir tarihte Dominiken keşişi olmuştur. Gotik geleneğe bağlı Lorenzo Monaco adlı bir ressamın yanında yetişmiştir. Renk duyarlılığını onun yanındaki eğitimi sırasında kazanmış olmalıdır. Hayatının büyük bölümünü manastırlarda geçirmiş ve resimlerini burada üretmiştir. Bir din adamı olarak geleneklere daha bağlı ve muhafazakar bir kişilik olması beklenebilir. Oysa Masaccio’nun resim sanatına getirdiği yeniliklerin farkında olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle de mekanın sunumu konusunda bu yeni verilerden yararlanmıştır. Fra Angelico, din adamı kimliğiyle ressam kimliğini başarılı bir şekilde kaynaştırmıştır.
    Meryem’in Taç Giymesi (y.1430- 1435, Ahşap Üzerine Tempera) adlı resminde figürlerin dizilişi, zeminde tek merkeze doğru kaçan karoların dizilişi, çok basamaklı yüksek tahtın mimari bir unsur olarak ele alınışı, arka planda mavi kullanılması hep mekan duygusunu arttıran unsurlardır.

    Bu resimde Fra Angelico’nun renk duyarlılığı açık bir şekilde gözlenebilir. Din bilimi, kiliseyi Meryem olarak tanımladığına göre Meryem’in taç giymesini gösteren sahne, aynı zamanda kilisenin zaferinin sembolik bir sunumudur. Bu fikir, özellikle papalığın gücünü arttırmak ve onu eleştirilerden korumak amacında olan Dominikenler tarafından ortaya atılmıştır. Bir sunak resmidir ve predel kısmındaki bir sahnede Aziz Dominik, kilisenin duvarlarını desteklerken gösterilmiştir. Bu da onun kiliseye yönelik saldırılara karşı kiliseye verdiği desteği simgelemektedir.

    1436 tarihli Yakarış (108x165cm., ahşap Üzerine Tempera) Giotto’nun aynı konulu resminin kompozisyonuna göndermeler içermektedir. Ancak hareketler daha gerçekçidir ve özellikle arka plan daha zengindir. Sağ tarafta yer alan şehir surları perspektifli bir unsur olarak resme derinlik kazandırmaktadır. Ufuk çizgisi oldukça yukarıdadır. Resmin sağ tarafında ise doğa yalın bir şekilde tanımlanmıştır.

    Fra Angelico, 1439 yılında Floransa’sa San Marco Manastırı’na girmiş ve orada yaşamaya başlamıştır. Manastır duvarına yaptığı dinsel konulu resimler onun sanatının doruk noktasıdır. Burada din adamlarının yaşadığı ya da ibadet ettiği çeşitli hücre şeklinde odalara çarmıha gerilme, meryeme müjde gibi konulardan oluşan duvar resimleri yapmıştır.

    Yaklaşık 1450 yılına tarihlenen Meryem’e Müjde (216x321cm., Fresko), mimari, mekan, figür ve ayrıntılı doğa tasviri gibi özellikleriyle önem kazanır. Bu konunun iki ayrılmaz figürü olan Melek ve Meryem, perspektifli olarak sunulmuş bir revak içerisine yerleştirilmiştir. Resmin sol tarafında uzaklara giden bir doğa kesiti vardır. Titizlikle işlenmiş olan doğa, aynı zamanda Meryem’in bekaretini simgelemektedir.

    Fra Angelico’nun Çarmıhtan İndiriliş triptiği, onun renk duyarlılığı, doğanın titiz işlenmesine verdiği önem ve mekan duygusunu arttıran mimari unsurlar ile arka planda mavi rengi kullanması gibi özelikleriyle dikkat çeker. Figürlerin yalın ve dingin sunumu da ayrıca önemlidir.
    BeRKaY bunu beğendi.

  8. #8

    Standart Paolo Uccello (y.1397- 1475):

    Erken yaşta heykeltraş Ghiberti’nin yanında çırak olarak çalışmaya başlamıştır. 1414 yılında sanatçılar loncası St. Luke’a yazılmıştır. Erken çalışmalarından birisi, Sta. Maria Novella Kilisesi’nin chiostroverde olarak tanınan arkadlı avlusundaki yaradılış konulu freskleridir.

    1447- 8 tarihinde yaptığı tahmin edilen Tufan sahnesi bunlardan birisidir. Bu resim, Uccello’nun abartılmış perspektife duyduğu ilgiyi yansıtmaktadır. Buradaki yalın ve anıtsal figürler de dikkat çekicidir.
    1436’da Floransa Katedrali için, 14.yüzyıl sonunda Floransa ordusuna komuta etmiş olan İngiliz paralı asker Sir John Hawkwood’u at üstünde gösteren 732x404cm boyutlarında büyük bir fresk yapmıştır. Uccello burada, kısaltılmış perspektif (rakursi) ve üç boyutlu figür sorunu doğrultusundaki yeni verilerden yararlanarak anıtsal bir etki yaratmıştır. Koyu renk bir arka planın önünde, kitlesel bir kaidenin üzerinde atlı figür yer almaktadır.


    Bu heykelsi figür, dönemin ressamlarının, heykeltraşların biçimlendirme sorunlarına duyduğu genel ilgiyi yansıtmaktadır. Resim aynı zamanda rakip Siena şehrinden Simone Martini’nin yüzyıldan fazla bir süre önce yapmış olduğu atlı figür çalışmasına bir gönderme, belki de bir cevap niteliğindedir.

    1455 tarihli Aziz George ve Ejderha (57x74 cm., Tuval üzerine Tempera) adlı resimde yine kısaltılmış perspektif kullanmıştır (at ve ejderha figürlerinde). Soldaki mağara mekana derinlik katar, onu sağ taraftaki bulut kitlesi karşılar. Rönesans resminin vazgeçilmez unsurları arasında denge ve simetri vardır.
    1456’da en tanınmış çalışması olan ve üç ahşap panodan oluşan (herbiri yaklaşık 180x315cm.) San Romano Savaşı sahnelerini yapar. Floransalıların 1432’de baş düşmanları Sienalıları bozguna uğratmalarını canlandıran bu panolarda, savaş sahneleri yer almaktadır. Savaş sahneleri tarihi konulu resimlerin en önemli parçaları arasında yer alır. Tarihi konulu resimler ve savaş sahneleri sanat tarihinin en erken dönemlerinden itibaren varolmuştur. Kalabalık figürlü, ritim ve hareket unsurlarının ön plana çıktığı resimlerdir. Özellikle kısaltılmış perspektif kullanımı ile dikkat çekmektedir. Panolardan birisinde arka planda sürülmüş tarlalar ve bir doğa görünümü yer almaktadır. Bu görünüm Ambrogio Lorenzetti’nin İyi Yönetim freskindeki kırsal sahneyi andırmaktadır.
    BeRKaY bunu beğendi.

  9. #9

    Standart

    Gayet'de Müthiş arkadaşın işine kesinlikle yarar eline sağlık abim

  10. #10

    Standart Piero della Francesca (y.1420- 1492):

    Piero della Francesca (y.1420- 1492):
    Varlıklı bir ailenin çocuğu olan sanatçı, Floransa’ya yakın Sansepolcro’da doğmuştur ve eğitimini Siena okuluna bağlı bazı yerel ustaların yanında almıştır. 1439’da Floransa’da bir dizi fresk üzerine çalışmakta olan Domenico Veneziano’nun yanında bulunmuştur. Bu sırada erken rönesans Floransa sanatını tanıma fırsatını bulur. Özellikle perspektif konusunda yaptığı titiz çalışmalarıyla, 20.yüzyılda keşfedilmiş ve İtalyan rönesansının ustalarından birisi olarak kabul edilmiştir.

    1450-55 tarihli İsa’nın Vaftizi (167x116cm., Ahşap) adlı resminde kesin bir sükunet hakimdir. Zengin ve ışık dolu manzara, sanatçının mekansal derinlik konusundaki ustalığını ortaya koymaktadır. İsa’nın vaftiz edildiği nehir, çevresindeki doğayı bir ayna gibi yansıtarak resmin derinliğine doğru uzanmaktadır.

    1452’de Arezzo’da San Francesco Kilisesi için Kutsal Haçın Efsanesi konulu bir dizi fresk yapmıştır. Bu dönemde Papa II. Pius, Avrupa tarihinde son kez olarak batı prenslerini Kudüs’de kaçınılmaz egemenliğini kurmakta olan Türklere karşı bir haçlı seferi düzenlemeye çağırıyordu. Freskler, bu doğrultuda propaganda amaçlı olarak hazırlanmış olabilir. Yalın ve açık kompozisyon düzeni, titiz perspektif kullanımı ve dingin atmosferi ile bu resimler Piero della Francesca’nın en tanınmış çalışmaları arasında yer alırlar.
    1450’lerin sonlarında Urbino Katedrali’nin kutsal mekanı için İsa’nın Kırbaçlanması konulu resmi yapmıştır. Piero, neredeyse matematiksel bir düzenlemeyle oluşturduğu bu resminde kusursuz bir perspektif sunmaktadır. Mimari ve zemin karolarının dizilişi, bu derinlikli mekanı tanımlamaktadır. Resimde sol tarafta resim yüzeyine doğru açılan bir mimarinin içerisinde antik bir sütuna bağlanmış olan İsa, Romalı askerler tarafından kırbaçlanmaktadır.


    En solda İsa’yı yargılayan ve suçlu bulan vali Pilatus bir tahtta oturur vaziyette ve yandan gösterilmiştir. Sağ tarafta önde yer alan üç figürün arkasında gerilere uzanan bir sokak ve yapılar yer alır. Figürler antsaldır. Kumaş kıvrımları ve ışığın figür ve nesneleri tanımlayışı son derece başarılıdır. Piero della Francesca, resimlerinde ışığı çağdaşlarını aşan bir duyarlılıkla kullanmıştır.

    Piero, yaklaşık 1470’de sanat tarihinin değişmez imgelerinden olan iki porteyi yapar. Bir diptik (iki kanatlı resim) olan çalışmanın sağ kanadında Federigo da Montefeltro, sol kanasında ise karısı Battista Sforza yer almaktadır. Yüzleri birbirine bakacak şekilde tam profilden resmedilmişlerdir. Bu yaklaşım, madalyonlar ve paralar üzerine işlenen kabartma portrelerin etkisini yansıtmaktadır. Battista Sforza’nın elbisesinin kumaşının ayrıntılı sunumu ve özellikle kolyesinin ışıkla tanımlanan dokusu dikkat çekicidir. Her iki resimde de ufuk çizgisi resmin ortasından geçmektedir ve portrelerin arkasında derinlikli bir manzara (uzaklara doğru kıvrılarak uzanan nehir ya da yollar bu arka planların ayrılmaz unsurlarıdır) yer alır. Portrelerde kişisel özellikler ön plana çıktığına göre, Piero herhangi bir idealizasyona başvurmamıştır.


    Antoni Pollaiolo (1432- 1498):




    Floransa şehrinin önemli atölyelerinden birisinin başında yer almaktadır. Kardeşi Piero del Pollaiolo ile birlikte pekçok çalışmaya imza atmıştır. Bu ortak çalışmalardan birisi, Floransa’da San Annunziata Kilisesi Pucci Şapeli için yapılan Aziz Sebastian’ın Öldürülmesi (292x203cm., ahşap üzerine tempera) konulu resimdir. 1475 tarihli olan resimde, ağaçtan bir direğe bağlanmış aziz Sebastian ve onu okla öldürmekte olan figürler derinlikli bir manzaranın önünde yer alırlar. Ön planda yer alan figürler konik bir kompozisyon içerisinde sunulmuştur.

    Aziz Sebastian’ın başından, onu dairesel bir kompozisyon şemasıyla çevreleyen figürlere uzanan bu konik şema alışılmış üçgen kompozisyonun daha hacimli bir geometrik şemaya bürünmeye başladığını ortaya koymaktadır. Anatomi konusundaki titiz çalışmanın yanı sıra kumaş kıvrımlarının başarılı sunumu dikkat çekmektedir.Arka planda önce simetrik olarak resim yüzeyinin iki yanına yerleştirilmiş atlı figürler daha sonra mimari bir öğe ile (solda) doğa kesiti olan tepe (sağda) yer alır. Bu antik mimari kalıntı, adeta Petrarca’nın antik sanata olan duyarlılığını yansıtırken, ona simetrik olarak yerleştirilmiş doğa kesiti ise bir diğer hümanist yazar Bocaccio’nun doğaya olan duyarlılığını yansıtır. Bu iki hümanistin öğretileri tüm rönesans sanatçılarını derinden etkilemiştir. Mimari ve doğayla dengelenen bu planın ardından uzaklara doğru uzanan kıvrımlı nehir ile derinlikli manzara yer alır. Resmin oldukça yukarısında yer alan ufuk çizgisinin üstünde gökyüzü yer almaktadır. Giotto’nun son derece yalın üç plan düzenlemesiyle sunduğu devrim, 15.yüzyıl ikinci yarısına gelindiğinde temel olarak korunmuş, ancak birbiri içerisine girmiş farklı planlarla daha karmaşık bir hal almıştır.


    Domenico Ghirlandaio (1449- 1494):




    Bir kuyumcunun oğludur. Erken Floransa resminin önemli temsilcilerinden birisidir. Eğitimi ve erken kariyeri hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Ancak çok sayıda çalışmaya imza atmış olması ve Michelangelo gibi isimlerin yetiştiği bir atölyeyi işletmesiyle dönemi için büyük önem taşımaktadır.

    Floransa, San Marco Manastırı yemekhanesinde bulunan 1480 tarihli Son Akşam Yemeği freski (812 cm genişliğinde) onun en önemli çalışmalarından birisidir.

    U şeklinde resim yüzeyine doğru açılan bir masanın etrafında dizili İsa ve havarilerin arka planında resmi ortadan yatay bir şekilde ikiye ayıran paravan yer almaktadır. Zemin karolarının dizilişi, figürlerin konumlanışı ve masanın yerleştirilişi dışında figürlerin arka planını sınırlayan paravanın üst kısmında tasvir edilen ağaçlar ve onların üzerinde uçan kuşların yer aldığı gökyüzü mekansal derinliği sağlamaktadır. Yahuda diğer figürlerden masa ile ayrılmıştır. Figürlerin gölgeleri arkalarındaki paravana düşmüştür. Resimde genel bir dinginlik söz konusudur. Böyle dini bir konunun arka planında, sıradan bir doğa olayı gerçekleşmekte ve belki de göç etmekte olan kuşlar anlatılmaktadır. Bu durum, rönesans sanatçısının doğaya verdiği önemi ortaya koymaktadır. Resimde ayrıca, konuyla bağlantılı çok sayıda sembolü içeren nesne ve hayvan yer almaktadır.

    Domenico’nun en tanınmış çalışmalarından birisi Yaşlı Adam ve Çocuk adlı portre (1488, 62x46cm., Ahşap Üzerine Tempera) çalışmasıdır. Kırmızı kostümü içerisindeki yaşlı adam, beyaz saçları, urlu burnu, yüzündeki kırışıklıklarla elini omzuna uzatan küçük çocuğun gözlerine bakmaktadır. Sağ alt kısımda yer alan küçük çocuk ise saf bir tazeliğe sahiptir ve yaşlı adamın gözlerine bakmaktadır. Resimde, hayatın başlangıç evresindeki genç figürle, son aşamasındaki yaşlı figürün dokunaklı birlikteliği, hayatın gelip geçiciliğini vurgulamaktadır. Zaman hızla akmakta, bireyi ezmekte ve deforme etmektedir. Yaşlı adamın arka planında koyu renk bir duvar bulunmakta, çocuğun başının üzerinden dışarı açılan pencereden ise uzaklara kıvrılan yol ile derinlikli bir manzara yer almaktadır. Arka planın bu düzenlenişi de resmin içerdiği felsefi temayı pekiştirmektedir. Hayatla, insanla ilgili hümanist bir konudur ve Lorenzo Medici belki de bu resimden esinlenerek şu dizeleri yazmaktadır:
    Ne güzeldir gençlik,
    Fakat uçar gider,
    Eğer mutlu olmak istiyorsan şimdi ol;
    Yarın ne olacak bilinmez.

Benzer Konular

  1. Renaissance | Rönesans | Türkçe Dublaj | HDDVDRip Divx | Rapidshare | iNDiR
    Konu Sahibi Eticon Forum Türkçe Dublaj Çizgi ve Animasyon Filmler
    Cevap: 9
    Son Mesaj : 13.Kasım.2011, 00:52
  2. Osmanlı Sanatı-Türkiye'nin Ressamları
    Konu Sahibi maviseven Forum Kitap Tanıtım Standı
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 14.Eylül.2009, 01:25
  3. Rönesans Resim Sanatı
    Konu Sahibi Derya Forum Eğitim | Ödevler | Konular | Dökümanlar
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 25.Şubat.2008, 22:35
  4. Rönesans Resim Sanatı
    Konu Sahibi Derya Forum Eğitim | Ödevler | Konular | Dökümanlar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Şubat.2008, 21:36
  5. Rönesans Dönemi ve Sanat
    Konu Sahibi Derya Forum Tarih & Coğrafya
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Şubat.2008, 21:21
+Sedat Yücel