Gittigidiyor Reklam

Hayvanları Koruma Günü 4 Ekim

Hayvanları Koruma Günü hakkında genel bilgi Canlılar dünyası ; insanlardan, bitkilerden, ve hayvanlardan oluşur. İnsanların hayvanlarla olan ilişkileri çok eskilere dayanır. İlk çağlarda insanlar, hayvanlardan korkuyorlardı. Hayvanlardan korunmak için evlerini dağların yamaçlarına, kayalıklara kuruyorlardı. Önceleri hayvanları sadece gıda ve yolculuk aracı olarak gören insanların zamanla bakış açıları değişmiş, onlara şefkat göstermeye, evcilleştirmeye ve onlarla dostluklar kurmaya

Bu konu 3992 kez görüntülendi ve 6 yorum aldı ...

    Konuyu değerlendir: Hayvanları Koruma Günü 4 Ekim

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 3992 kez incelendi.


Toplam 7 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 7 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1

    Standart Hayvanları Koruma Günü 4 Ekim

    Hayvanları Koruma Günü hakkında genel bilgi


    Canlılar dünyası ; insanlardan, bitkilerden, ve hayvanlardan oluşur. İnsanların hayvanlarla olan ilişkileri çok eskilere dayanır. İlk çağlarda insanlar, hayvanlardan korkuyorlardı. Hayvanlardan korunmak için evlerini dağların yamaçlarına, kayalıklara kuruyorlardı. Önceleri hayvanları sadece gıda ve yolculuk aracı olarak gören insanların zamanla bakış açıları değişmiş, onlara şefkat göstermeye, evcilleştirmeye ve onlarla dostluklar kurmaya başlamışlardır. İnsanlar daha ilk çağda kedi, köpek, at, koyun, sığır, keçi gibi hayvanları evcilleştirdiler. Evcilleşen hayvanlar, insanların yardımcısı oldu. Bu insanların çizdikleri duvar resimleri bu ilişkinin kanıtıdır.

    Kurulan bu sıcak ilişki insanların, hayvanların korunması konusunda birlikte hareket etmeleri fikrini doğurdu. İnsanlar arasında hayvan sevenler gittikçe çoğalmaya başladı. Bu insanların amaçları hayvanlara daha iyi davranılmasını sağlamak, onları korumak, daha sevecen davranılmasına yardımcı olmaktır. Bu düşünceye sahip hayvan sevenler ilk kez İngiltere'de 1822 yılında bir araya geldiler. Hayvanları korumak, insanların hayvanlara iyi davranmalarını ve hayvanların daha iyi koşullarda beslenme ve korunmalarını sağlamak amacıyla Hayvanları Koruma Birliği'ni kurdular. Bu hareket daha sonra tüm dünyaya yayılmaya başladı.

    Yurdumuzda Hayvanları Koruma Derneği’nin 1908 yılında kurulmasıyla sistemli ve düzenli olarak hayvan sorunlarıyla ilgilenildi. Dernekler kuruldu, konunun önemi gittikçe büyüyor, insanlar yıllardır hayvanlara karşı yapılan haksızlıkların farkına vararak onları korumak istiyorlardı. . Aynı amaçlı dernekler birleşerek Hollanda'nın başkenti Lahey'de Dünya Hayvanları Koruma Federasyonu'nu oluşturdular. 1931 yılında toplanan bu kuruluş 4 Ekim'i Hayvanları Koruma Günü ilan etti.

    Hayvanlar, duyu ve hareket yetenekleri olan canlılardır. Hayvanların sahiplerine bağlılıkları, hayvan sevgisinin doğup büyümesine yardımcı oldu. Pek çok kitapta, filmlerde, sahipleri için canını veren hayvan öykülerini okur, izleriz. Hayvanları seven insanlar, hayvan hastalıklarını iyileştirmek için çalıştılar. Bugün uygar ülkelerde hayvan hastaneleri kurulmuştur. Veterinerler hayvan hastalıklarını belirleyip iyileştiriyorlar. Hayvan hastalıklarına karşı önlem alınıyor. Hayvanları hastalıklardan korumak için aşı yapılıyor.

    Başlıca besinlerimiz olan et, süt, yumurta, yağ hayvanlardan sağlanır. Giyeceklerimizin bir bölümü de hayvanların derisinden, yün ve tüylerinden yapılır. İnsan sağlığı için gerekli olan aşı ve serumun yapılmasında da hayvanlardan yararlanılır. Evin kedisi evdeki zararlı böcekleri ve fareleri yakalar. Köpek evimizi ve hayvanlarımızı korur, bize bekçilik yapar. Tavuğun yumurta ve etinden, horozun sesinden, tüyünden ve etinden faydalanırız. At, eşek ve katır gibi hayvanların gücünden faydalanırız, yüklerimizi taşırlar, arabalarımızı çekerler, bizi de taşırlar. Manda, inek, koyun bize süt, et verir. Öküz tarlamızı, harmanımızı sürer, arabamızı çeker. Kafesteki kanaryanın ötüşünü dinlemek, akvaryumdaki balıkları seyretmek bizi dinlendirir. Çiçekten çiçeğe, ağaçtan ağaca dolaşan böcekler, bitkilerin çoğalma olayına yardımcı olur. Çevremizdeki hayvanlardan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yararlanıyoruz. Kuşkusuz akrep, yılan gibi zararlı hayvanlar da vardır. Bu zehirli hayvanlardan kendimizi korumalıyız.

    Hayvanları sevenler, insanları daha içten severler. Hayvan dostları mutlu olmayı sevgide ararlar. Hayvanları koruyalım. Hayvanlara eziyet etmeyelim. Hayvanları sevelim. Onlara yardımcı olalım. Hayvanları Koruma Günü'nde öğrendiklerimizi yaşam boyu uygulayalım.


  2. #2

    Standart Hayvanların Korunması İçin Neler Yapalım?

    Hayvanların Korunması İçin Neler Yapalım?




    1- Zor durumda kalmış hayvanları koruyalım. Onların bakımına yardımcı olalım.

    2- Bakımını üstlendiğimiz hayvanların yiyeceklerini, içeceklerini düzenli verelim. Aşılarını zamanında yaptıralım.

    3- Hayvanlara eziyet edilmesi insanlıkla bağdaşmaz. Öte yandan bu davranış yasalarımıza göre suçtur. Bu suçu işleyenleri uyaralım.

    4- Kuşların, karıncaların yuvalarını bozmayalım. Yumurtalarını almayalım. Avlanma mevsimi dışında kesinlikle av hayvanlarını avlamayalım.

    5- Hayvanları korkutmayalım, ürkütmeyelim. Onlara şakadan da olsa eziyet etmeyelim.

    6- Bakamayacağımız hayvanları eve almayalım. Biz almazsak belki bakabilecek biri alır.

    7- Yiyecek artıklarımızı, özellikle ekmeği, çöplüğe atacağımıza yakınımızda bulunan hayvan besleyicilerine verelim.

    8- Sapanla kuş avlamayalım. Avlamak isteyenlere engel olalım.


  3. #3

    Standart Hayvanları Koruma Günü örnek konuşma metni

    Hayvanları Koruma Günü örnek konuşma metni


    Sevgili Arkadaşlar!

    Hayvanların, insan yaşamında büyük önemi vardır. İlk evcilleştirilen hayvanların köpek olduğu sanılıyor. Sonraki zamanlarda ise koyun, keçi, at, boğa, tavuk ve kedi gibi hayvanlar evcilleştirilmiştir.

    Her canlının, doğadaki dengenin korunmasında bir rolü vardır. Soyları bilinçsizce tüketilen canlılardan sonra, doğada büyük sorunlar yaşanmaya başlamıştır. Artık günümüzde, nesilleri tükenmekte olan hayvanları korumak için büyük gayretler gösterilmektedir.

    Sevgili arkadaşlar! Hayvanlara işkence yapmak bir insanlık suçudur. Hayvanlara acımayanların, insanlara hiç acımayacağını söylüyor bilim adamları. Zor durumda kalmış hayvanlara mutlaka yardım etmeliyiz. Kuşların, karıncaların yuvalarını bozmak, yumurtalarını almak çok kötü bir davranıştır. Hayvanları korkutup ürkütmek, sapanla kuş vurmak, şakadan da olsa, istemedikleri gibi davranmak da kötüdür. Bakımını üstlendiğimiz hayvanların yiyeceklerini, içeceklerini düzenli vermeli, aşılarını yaptırmalıyız. Yiyecek artıklarını, hayvanlara veya hayvan besleyicilerine vermeliyiz.

    Hayvanlara daha iyi davranılmasını sağlamak isteyen İngiliz hayvanseverler, 1822 yılında bir araya gelerek “Hayvanları Koruma Birliği”ni kurdular. Hayvanları koruma amacıyla yurdumuzda açılmış olan ilk dernek, 1908 yılında kurulmuş olan “Hayvanları Koruma Derneği”dir. Dünyadaki hayvan koruma derneklerinin bir araya gelerek oluşturdukları “Dünya Hayvanları Koruma Federasyonu”, 1931 yılında yaptığı toplantıda, 4 Ekim gününü “Hayvanları Koruma Günü” olarak ilan etti.

    Hayvanları Koruma Günü’nün amacı; hayvanlara karşı sevgi ve acıma duyguları uyandırmak, onları korumak ve haklarına saygı duyulmasını sağlamaktır.
    Hayvan sevgisi, insandaki yardımlaşma, iyilikseverlik ve sevgi gibi duyguları geliştirir.


    Bugün bir hayvanı sevindirmeye ne dersiniz?

  4. #4

    Standart Hayvanlarla ilgili güzel sözler

    Hayvanlarla ilgili güzel sözler


    * Karıncadan ibret al, yazdan kışa hazırlan.

    * Kedi beslemeyen, fareleri besler.


    * Arı bal alacak çiçeği bilir.


    * Hayvanlar en uysal dostlarımızdır.


    * Hayvanlar sevildiğini bilir.

  5. #5

    Standart Hayvanları Koruma Günü Şiirleri

    Hayvanları Koruma Günü Şiirleri - 1 -




    Evimiz Hayvanat Bahçesi
    Karga gaglaması,
    kurbağa vraklaması,
    tavuk gıdaklaması
    işte evimizin hali
    Hayvanat Bahçesi dediğin
    böyle olmalı.

    Kedi miyavlar
    köpekler havlar
    civcivler cikler
    ne hoş olur ya
    ah bir de ötse
    dilsiz kanarya

    Hey dilsiz kanarya
    bu curcunaya sen de katılsana
    bak şu minicik civcivler
    ne güzel cikliyorlar
    onlar olsun ötmek hevesi
    vermez mi sana? ...

    Tavşan kardeş senin
    nasıl ses çıkarttığını bilmiyorum
    o yüzden sana
    bir şey diyemiyorum
    ama istersen al şu değneği eline
    sen de orkestra şefi ol
    bağır dore mi fa sol
    do re mi fa sol…

    Koşun, gelin, görün
    görmediyseniz eğer…
    Hayvanat Bahçemiz
    görmeyi gerçekten değer!

    Susun susun arkadaşlar!
    Gelen var
    Umarım gelen
    Annem değildir
    Yoksa yandık hepimiz
    Hepimizin bir bir…
    Kulağımız elindedir.

    Fevzi GÜNENÇ




    Eşek
    Yürür köy yollarında
    Dört ayağında dört nalın
    Acıkınca susayınca
    Özleyince dostlarını
    Hıçkırır ince ince
    Anırır kalın kalın

    Sırtında eski bir semer
    Taşlı dağ yollarında
    Odun taşır saman taşır
    Kasabaya bir günde
    Kente bir haftada ulaşır

    Ali YÜCE



    Deve
    Boynu S harfine benzer
    Dört bacağı dört direk
    Ağır ağır / salına salına
    Danseder gibi yürüyerek
    Kumaş taşır baharat taşır
    Aylarca yolculuktan sonra
    Doğudan batıya ulaşır

    Yününden battaniye dokunur
    Uygarlık yapılır gücünden
    Ağır ağır / salına salına
    Ihlaya tıslaya yürüyerek
    Yük taşır çağlar boyu
    Dünyayı sırtında taşır
    Dayanır mı buna yürek

    Oturunca alçacık deve
    Küçük çocuklar biner sırtına
    Ayağa kalkınca yüksek
    Yürümeye başlar deve
    Çocuklar çığlık çığlığa
    Çalmaya başlar boynunda çanı
    Hoplar havaya havaya
    Korkutur ama düşürmez
    Şaka yapar çocuklara

    Ali YÜCE



    Çoban Meryem
    Havalı Meryem havalı
    Gel hele gel hele gel
    Almış eline kavalı
    Çal hele çal hele çal

    Sekili oğlak sekili
    Ho gele ho gele ho
    Gözleri sürme çekili
    Ho gele ho gele ho

    Sekili atım sekili
    Dah gele dah gele dah
    Alnına akmış kakili
    Dah gele dah gele dah

    Ak kuşlar kara kuşlar
    Geh cücü geh cücü geh
    Kar altında donmuşlar
    Vah cücü vah cücü vah

    Ali YÜCE




    Çakal
    Rengi kurdu andırır
    Kuyruğu benzer tilkiye
    Gece gezer dolaşır
    Gündüz çekilir inine

    Karanlık bastıktan sonra
    İnce uzun sesiyle
    Slogan atar çakal
    Çınlatır vadileri
    Dağı dağa katar çakal

    Ali YÜCE



    Bukalemun
    Ayakları kısa kısa
    Dili ve kuyruğu uzun
    Girdiği her ortamın
    Rengini alır bukalemun

    Ağır ağır dönen gözler
    Yanıp yanıp sönen gözler
    Bir yumulur bir açılır
    Dörtbir yanı gören gözler

    Çok ağırdır adımları
    Yürür gibi durur gibi
    Diliyle yakalar avını
    Süngü ile vurur gibi

    Ali YÜCE



    Boncuk
    Kahverengi benekli,
    Tüyleri yumuşacık,
    Mırıl mırıl mırıldar,
    Ne sevimli sıcacık,

    Her yemeği beğenmez,
    Binbir oyun binbir naz,
    Ben nerede, o orda,
    Peşimden hiç ayrılmaz.

    Oynatır kuyruğunu,
    Sevildiğini anlar,
    Kurulur pencereye,
    Sokağı seyre dalar.

    Ben içeri girince,
    Gözlerim onu arar,
    Otururum o gelir,
    Beni sımsıcacık sarar.

    Gözleri ışıl ışıl,
    Mırlıyor, miyav diyor,
    Ses veriyor sevgime,
    Beni mutlu ediyor.

    Rıfkı KAYMAZ



    Bin Başlı Boğa
    MAĞARADAN ÇIKTI GAMBA


    İlkeldi yerler gökler
    Canlı cansız dağ taş
    Uçan kuş uçmayan kuş
    Hava su bitki toprak
    İlkeldi aylar yıllar
    Sevmek ölmek yaşamak
    İlkeldi göz yaşları
    İlkeldi gülmek ağlamak

    Milattan baruttan önce
    Biledi baltasını Gamba
    Sürterek ön dişlerini
    Çıktı mağradan dışarı
    Baltasının ağzı yalap yalap
    Daldı Silpius ormanına
    Keserek ışığı gölgeyi
    Korkuyu korkutarak


    BİR BOĞAYA RASTLADI


    Önde korku arkada Gamba
    Tırmandılar Silpius dağına
    Yüzü sararmıştı korkunun
    Tutulmuştu dizleri
    Önce büzüldü küçüldü korkucuk
    Sonra silkini verdi birden
    Bir boğa oldu kocaman
    Bir boğa ki bin başlı
    Gözleri çıngıl çakmak
    Soluğu göğü yakıyordu

    Puf dedi korku-boğa
    Ağzından fışkırdı öfkesi
    Çıktı göğe indi yere
    Dağları ufalttı gölgesi
    Çoğaldı boynuzları bin bin
    Gitti öte öte korku-boğa
    Geldi beri beri bin bin
    Bin bin yürüdü ayakları
    Gözleri baktı bin bin
    Soluğu ölüm kokuyordu


    PİŞİRİP YEDİ BOĞAYI


    Uuu dedi uludu Gamba
    Irgalandı Silpius dağı
    Çoğaldı elleri ayakları
    Yüreği çoğaldı bin bin
    Çıktı göğe indi yere
    Savrudu baltasını bin bin
    Bin başlı boğa üzerine
    Devrildi yere boğacık
    Ormanı sularken kanı
    Ağlıyordu gözleri bin bin

    Sürterek odunu oduna
    Yaktı ilk ateşi Gamba
    Pişirip yedi korku-boğayı
    Yalap yalap dilleri
    Gözleri çıngıl çakmak
    Yaladı ellerinin kanını
    Sildi kıllı gövdesine
    Sonra mağarasına girdi
    Gömüldü karanlığın içine
    Taş yastığa koydu başını
    Uzandı taş yatağına


    BOĞA DİRİLDİ DÜŞÜNDÜ


    Gözlerini yumar yummaz
    Daralmaya başladı mağara
    Gamba şişmeye başladı
    Dirildi karnında korku-boğa
    Oflayıp puflayarak bin bin
    Ateşin üstünden atlayarak
    Deşiniyordu Gamba'nın karnında
    Binlerce boynuzlarıyla

    Daraldıkça daraldı mağara
    Sıkıştıkça sıkıştı Gambacık
    Yamyassı oldu gövdesi
    İki duvar arasında
    Tepiniyordu karnında boğa
    Binlerce ayaklarıyla
    Çıkarak göğe inerek yere
    Pişirip yiyordu Gamba'yı
    Binlerce dişleriyle



    BAŞLADI YENİ BİR GÜNE


    Yiyip bitirince Gamba'yı
    Uyudu bin başlı boğa
    Küçülmeye başladı korku
    Büyümeye başladı mağara
    Doğdu Küncülü Boğaz'dan güneş
    Bitti bin yıllık gece
    Çıktı Gamba'nın karnından
    Bin başlı boğa
    Gitti geldiği yere

    Uuu dedi uyandı Gamba
    Fışkırttı sevincini göklere
    Biledi baltasını bin bin
    Sürterek ön dişlerine
    Gözleri çıngıl çakmak
    Baltasının ağızı yalap yalap
    Düştü korkunun peşine
    Korkarak korkutarak
    Başladı yeni bir güne

    Ali YÜCE




    Balıklar
    Şaşıyorum şu küçük balıklara:
    Nasıl yaşıyorlar denizde
    Böyle ömürlerinin sonuna kadar?
    Hiç merak etmiyorlar mı yeryüzünü,
    Doğan ayı, batan günü?
    Sudan başka yer bilmiyorlar,
    Ne mevsimlerin değiştiğinden,
    Ne günlerin geçtiğinden haberleri var.
    Kıskanıyorum şu ufacık balıkları :
    Neden bizden iyi yüzüyorlar?
    Onların bizim gibi
    Ne eli, ne ayağı var!..

    Şükrü Enis REGÜ



    Balıklar
    İnsanlar öyle çok seviyor ki
    denizde yüzmeyi
    acaba balıklar da sever mi
    karalarda gezmeyi?

    Eğer seviyorsan güzel balık
    anlamasan da dilimden
    gel tut elimden
    göstereyim sana
    güzelliklerini dünyamızın.
    anlatırım sana
    insanı uzun uzun.

    Ne…
    biliyor musun ne mal olduğumuzu bizim? ..
    seni yiyoruz ha,
    üzgünüm güzel balık
    haklısın.

    Fevzi GÜNENÇ



    Balarısı
    Çiçeği var dalı var
    Peteğinde balı var
    Topu yok tüfeği yok
    Küçücük bir iğnesi
    Ufacık bir canı var
    Dört kanadı var arının
    Onlarla uçar dolaşır
    Altı tane bacağı var
    Çiçek tozu taşır ikisi
    Dördü yürümeye yarar

    Pembe misin sarı mısın
    Beş gözlü dört kanatlı
    Çok çalışkan arı mısın
    Balın yüksek mühendisi
    Peteğin mimarı mısın

    Arılar güzeli ana arı
    Doğduktan birkaç gün sonra
    Göz kırpar erkek arılara
    Çiftleşme uçuşuna çıkar
    Öpüşürler koklaşırlar
    Evlenirler havada

    Kızdırma dişi arıyı
    Çöp sokma kovanına
    Sinirlenir sokar seni
    Bu nasıl iş anlamadım
    Kendi sokar kendi ölür
    Kıyar kendi canına

    Ali YÜCE



    Ayı
    Ak ayı kara ayı
    Hiç düşme dara ayı
    Ormanda bunaldıysan
    Sıkıldıysan yalnızlıktan
    Göç kutuplara ayı

    Boyu uzun kuyruğu kısa
    Kilosu var ayının
    Ateş yakmayı bilmez
    Yorganı yok yastığı yok
    Döşeği kar ayının

    Kış uykusuna yatar
    Düşünde yaz görür ayı
    Dört ayağı var ama
    İki ayağı üstünde
    İnsan gibi yürür ayı

    Ali YÜCE




    At
    Motor bulunmadan önce
    Canlı bir motordu at
    Arabaya koşulurdu
    Tozlu yollar karlı dağlar
    Hep onunla aşılırdı

    Üç çeşit yürüyüşü var
    Biri tırıs biri rahvan
    Dağda rüzgâr gibi geçer at
    Dörtnala gider ovada
    Kanatlanıp uçar at

    Acıkınca koca karnı
    Otla samanla doyurur
    Konuşamaz bizler gibi
    Sevincini, acısını
    Kişneyerek duyurur

    Ali YÜCE



    Aslan
    Kuyruğu var yelesi var
    Önü geniş arkası dar
    Görkemli bir gövdesi var
    Hayvanlar kralı aslanın
    Ormanda yüzlerce cariyesi
    Binlerce kölesi var

    Parkları meydanları
    Müzeleri süsler yontusu
    Ağzı mağara kapısıdır
    Dişleri diş değil hançer
    Yoktur kimseden korkusu

    Ali YÜCE



    Arılar
    Emdiniz arılarım elma çiçeklerini,
    Doldurdunuz bahçenin bütün peteklerini
    Şimdi, tutun baharın, tutun eteklerini,
    Gökte vızıldayarak uçun, uçun arılar.

    Beyaz beyaz dallara, çiçeklere kondunuz,
    Tepeler çıktınız, ovalara indiniz,
    Bir çiçekten emip bir bu ota döndünüz
    Haydi tepemden halka halka geçin arılar.

    Böğürtlen içinde altın bir eviniz var,
    Odalarınız sarı sarı balla doludur,
    Beni de evinize davet edin bu bahar,
    Sofranızda bana da bir yer açın arılar.

    Ceyhun Atuf KANSU

  6. #6

    Standart Hayvanları Koruma Günü Şiirleri - 2 -

    Hayvanları Koruma Günü Şiirleri - 2 -


    Fil

    Fillikten usandım da
    Karınca oldum ben
    Bir buğday danesini
    Bir fil adımı öteden
    Yuvama götürürken
    Dizlerim tutuldu da
    Yarı yolda kaldım ben

    Öteki karıncalar
    Toplandılar başıma
    Haha kiki güldüler
    Maskaraya döndüm ben
    Bir bildiri yayınladım
    Sonra düşüp öldüm ben

    Ey filler karıncalar
    Bu bildiriyi iyi okuyun
    Benim yaptığım yanlışı
    Sakın siz yapmayın ha
    Ne karıncadan fil olur
    Ne de filden karınca

    Ali YÜCE


    Geyik

    Ormanlarda yaşar geyik
    Yüce dağlar aşar geyik
    Boynuzları çatal çatal
    Ağaç mısın be kardeşlik

    Suda gölgesini görmüş
    Bakar kara kaşlı geyik
    Sevdiğinden ayrı düşmüş
    Ağlar gözü yaşlı geyik

    Yavru geyik bir yaşında
    İkisinde tosun geyik
    Avcı vurmuş yaralamış
    Hadi geçmiş olsun geyik

    Ali YÜCE




    Göçmen Kuşlar

    Gittiniz hep dizi dizi,
    Bıraktınız ülkemizi,
    İlkbaharda gene gelin,
    Unutmayın sakın bizi.

    Gelmeden kış, yağmadan kar,
    Gidin, gidin güzel kuşlar,
    Uzak güney illerinde,
    Bol yiyecek, bol güneş var.

    Türkülerle gidersiniz,
    Kim gösterir size yol, iz ?
    Ürkütmez mi kalbinizi,
    Yüce dağlar, coşkun deniz ?

    Gökte olup sıra sıra,
    Kayboldunuz ufuklarda,
    Göçmen kuşlar, güzel kuşlar,
    Yine gelin ilkbaharda!…

    Zeki TUNABOYLU




    Güzel Fok

    Canım Fok
    ne güzel dalıp çıkarsın sulara
    arkadaşsın insanlarla…

    Sen bayılıyorsun oyuna
    biz bayılıyoruz sana!

    En çok da
    çocuklar bayılıyor sana
    hele hele oyunlarına...

    Gel birlikte oynayalım arada
    nasıl olsa yaşayabiliyorsun
    hem suda hem karada...

    Fevzi GÜNENÇ



    Güzel Kelebek

    Güzel kelebek
    Canım kelebek
    Sen olmasan
    Dünyamızı kim renklendirir
    Kim doğallaştırır canım kelebek

    Güliz ŞENALP



    Hayvanlar

    Kimisi ,suda yaşar.
    Kimisi karada yaşar.
    Kimi de gökte uçar.
    Çeşit çeşit hayvanlar.

    Kimisin çok sadıktır.
    İnsana hizmet eder.
    Bizim için işe gider.
    Çeşit çeşit hayvanlar.

    İvimizi bekçi gibi,
    Bir köpektir bekleyen.
    Usandım ben demeyen.
    Çeşit çeşit hayvanlar.

    Yediğimiz yemekte,
    Vitaminler vermekte.
    Bize hizmet etmekte,
    Çeşit çeşit hayvanlar.

    Et ,süt ve yumurta,
    Başta besinlerimiz.
    Onlar yapar biz yeriz,
    Çeşit çeşit hayvanlar.

    Hayvanların hizmeti,
    Fazladır insanlar.
    Borçluyuz biz onlara,
    Çeşit çeşit hayvanlar.

    Gönderen : ALİ FURKAN KORUCU





    Hayvanlar

    Hayvanın da kalbi vardır.
    Kalplerini kırmayalım.
    Onlarında canı vardır.
    Şaka ile vurmayalım.

    İşimize yardımları var.
    Hayvan diye hor görmeyin.
    Bir kısmının işi çok zor.
    Sıkıştırıp yormayalım.

    Gönderen : ALİ FURKAN KORUCU





    Horoz

    Bizim gülibik horoz
    Geceleri nöbetçidir
    Öter tan ağarırken
    Okur yazarlığı mı var
    Nasıl bilir sabah olduğunu
    Saatine mi bakar

    Ali YÜCE



    Horoz Atım

    Horozdan bir atım var
    Atımın Gümüşten adı
    Altından kanadı var.

    Göklerde uçurur beni
    bindiğim zaman üstüne
    Kuşlarla yarışırız
    bulutlara karışırız.

    Sorun hele böyle sabah erkenden
    nereye gidiyoruz? ..
    evlerine gidiyoruz uyanmayanların
    horoz atımla ikimiz.

    O ötecek üüü-ürü-üüü
    Ben vuracağım davuluma
    dan dan dan…
    uyandıracağız tembel tekerlek
    çocukları uykudan!

    Fevzi GÜNENÇ



    İpekböceği

    Adım ipekböceği
    Bursa'da otururum
    Mesleğim ata mesleği
    Dut yaprağına taparım
    Hem mimarım hem mühendis
    Evimi kendim yaparım

    Ali YÜCE



    Kanadı Benek Benek

    Kanadı benek benek
    Ufacık bir kelebek
    Konmuştu papatyaya
    Papatya pek haindi
    Birdenbire silkindi.
    Onu düşürdü suya
    Islanınca kanadı
    Kelebek uçamadı
    Mahkum oldu ölmeye
    Bir arı geçiyordu
    Hain çiçeğe sordu
    Niçin öldürdün diye
    Bunu yapıp vesile
    O sivri iğnesiyle
    Geldi üstünde kaldı
    Emerek derin derin
    Boğulan kelebeğin
    İntikamını aldı.



    Kanguru ile Kurbağa

    Vırak vırak vırak
    Seslendi kasılarak
    Kanguruya kurbağa
    Var mısın benimle dedi
    Sıçrama yarışına
    Varım dedi kanguru

    Bu büyük yarışmada
    Hakem oldu kaplumbağa
    Düdüğünü çalar çalmaz
    Başladılar sıçramaya
    Kanguruyu geçmek için
    Kazanmak için yarışı
    Bacağını kırdı kurbağa

    Düdüğünü çaldı hakem
    Alkışlar arasında
    Kanguru birinci geldi
    Hastaneye kaldırıldı
    Kasılgan kurbağa

    Ali YÜCE




    Kaplan

    Aslan amcasıdır onun
    Kedi halasının oğlu
    Sırtlanla komşu kendileri
    Ölçülü yaklaşır tilkiye
    Şımartmadan şakalaşır
    Görüşmez kurtla çakalla
    Arasıra selamlaşır
    Ne de olsa ormandaşlar

    Ormandır onun vatanı
    Dışarıda sıkılır canı
    Tüyleri yumuşak huyu sert
    Çizgi çizgi güzel postu
    Nakış nakış benek benek
    Gürültü yaparsa maymunlar
    Öfkeyle yürür üzerlerine
    Gök gibi gürleyerek

    Ali YÜCE




    Kaplumbağa

    Bir kaplumbağa dünyayı
    Kaç yılda dolaşabilir
    Sorsam küser darılır
    Sitem eder belki ama
    Ne kaplumbağa Türkçe bilir
    Ne ben kaplumbağaca





    Karınca

    Bir karınca bir dağı
    Kaç yılda delebilir
    Sorsam düşünür taşınır
    Söyler belki ama
    Ne karınca Türkçe bilir
    Ne ben karıncaca

    Ali YÜCE


    Karınca

    Bir buğday tanesine
    Dört elle sarılıyor.
    Uyuşuk tembellere
    Bakıp da darılıyor.

    İbret alın çocuklar
    Çalışkan karıncadan.
    Uyuşuk tembellerden
    Var mı hiç adam olan?

    Bülent ÖZCAN





    Kedi

    Tavan arasına kaçan çocuk
    erik ağacından görünen göğü düşünür
    akşamın acısı içine çökünce uyur

    benim küçük bir kedim vardı
    ahmak bir ayak ezdi
    benim en güzel çocukluğumu
    ahmak bir ayak ezdi

    ağaçların arasında unutulan çocuk
    yapraklarda güneşi görür
    ve hareli denizlerde gezdiği günü düşünür

    küçük kedim bana sürün
    kediler ağlamaz
    çöp tenekelerinde ölür
    sıska kediler
    damlardan çok mezbelelerde görünür

    küçük kedim
    molozlu sokakların ağır uykusundan gerin
    bilirim ki sen
    bu çöplükten değilsin
    benim gibi garipsin
    ikimizin de unuttuğumuz
    kuşları bol
    ağaçları bol bahçelerdensin
    koca duvarlı sokaklarda sıkılmışsın
    ve canından bıkmışsın

    Asaf Halet ÇELEBİ




    Kedi

    Kuyruk uzun baş yuvarlak
    Bir ağızla iki kulak
    Gece çıra gibi yanar gözler
    Gündüzleri çakmak çakmak

    Uzanır sobanın önüne
    Hem uyur hem uyanık
    Acıkınca susayınca
    Miyavlar yanık yanık

    Minderin üstünde yatar
    Düşünde çok fare tutar
    Kimini yer çıtır çıtır
    Kimini çiğnemeden yutar

    Ali YÜCE

  7. #7

    Standart Hayvanları Koruma Günü Şiirleri - 3 -

    Hayvanları Koruma Günü Şiirleri - 3 -



    Kedim

    Kedim henüz bir yaşında,
    Uyuyor soba başında.
    Hem cesurdur, hem de kurnaz,
    Bir tıkırtı duyar duymaz,

    Uyanır aslan kesilir,
    Gözleri volkan kesilir.
    O geldiği günden beri,
    Bizim evin fareleri,

    Damdan, tavandan indiler,
    Birer deliğe sindiler.
    Koşup yakalıyor hemen,
    Yuvasından, deliğinden.

    Çıkanları diri diri,
    Artık bunlardan hiç biri.
    Dolaplarıma girmiyor,
    Kitaplarımı kemirmiyor.

    Orhan Seyfi ORHON


    Koyun

    Koyun ovada yayılır
    Taze otlara bayılır
    Et olur gövdesinde
    Memesinde süt olur
    Özler körpe kuzusunu
    Gözlerinde tüt olur

    Koyun doğurur bir kuzu
    Büyüyünce koç olur
    Boynuzları kıvrım kıvrım
    Başında bir taç olur
    Ağzı sulanır ot görünce
    Karnı tok gözü aç olur

    Ali YÜCE



    Kirpicik

    Nereden gelmiş, niçin gelmişse,
    Bir kirpicik gelmiş sokağımıza.
    Herkeste bir merak, bir telaş,
    Sorup duruyorlar “Ayol bu da ne?
    Bir fenalık yapmasın sakın,
    Başını çıkarıyor, bakın, bakın...”

    Elbette çıkaracak başını,
    Bunda şaşılacak ne var!
    Kirpi olduysa n’olmuş sanki,
    Hep tostoparlak mı dursun,
    Hep yer altında mı otursun,
    Onun hakkı yok mu ?
    Bu sokaktan geçmeye,
    Salına salına gezmeye.

    Haydi git yuvana dost kirpicik, haydi git
    Hiç korkma.
    Bizim olduğu kadar da senindir,
    Bu güzel Dünya.

    Hasan Latif SARIYÜCE



    Kirpi

    Bir tehlike gördüğünde
    Tortop olur yumulur
    Sırtındaki dikenlerle
    Kirpi kendini savunur

    Yuvada saklanır gündüz
    Gece çıkar dışarı
    Dünyaya fiyaka satar
    Soğuklar başlayınca
    Kış uykusuna yatar

    Ali YÜCE


    Kelebek

    Yel estikçe uçuşan
    Yapraklara benziyor.
    Durmadan yorulmadan
    Daldan dala geziyor.

    Kanatları ipektir,
    Bozulur dokununca.
    Sanki canlı çiçektir,
    Açar bahar olunca.

    Ben onu çok severim.
    Koşup tutmak isterim.
    Fakat kaçar yaramaz,
    Uçmadan yaşayamaz.

    Hasan Ali YÜCEL


    Kelebek

    İlkyazda uçar kelebek
    Kanatları benek benek
    renkler yer kokular içer
    Doydum demez kelebek

    Bir çiçekten bir çiçeğe
    Durmadan uçar kelebek
    Çok sever yaz sıcağını
    Soğuktan kaçar kelebek

    Menekşe açan çiçektir
    Kokular saçan çiçek
    Kuşlar ve kelebekler
    Öten ve uçar çiçek

    İlkyazda uçar kelebek
    Uçar yerde sürünmez
    Kanatları som altın
    Som güneş ayakları
    Zenginim diye övünmez

    Ali YÜCE



    Kedişah

    Fareler ülkesinde
    Egemenlik Kedişah'ındır
    Fareler egemenlik isteyemez
    Kedişah'tan izinsiz
    Fareler birbirini yiyemez

    Pençesi var dişleri var
    Hukuk dışı işleri var
    Kedişah'a dokunulmaz
    Kendi yapar yasaları
    Suçluyu kendi yargılar

    TİD


    Kedim

    Ne güzel bir kedisin,
    Mırıl mırıl edersin.
    Gözlerin ateş saçar,
    Seni gören fareler kaçar.

    Kuyruğunu sallarsın,
    Delikleri koklarsın.
    Sen de olmazsan eğer,
    Evlerde hep fare gezer.

    Arife HANCI


    Kedim

    Kedim henüz bir yaşında;
    Uyur hep soba başında.
    Hem cesurdur, hem de kurnaz.
    Bir tıkırtı duyar duymaz.
    Uyanır, aslan kesilir;
    Gözleri volkan kesilir.
    O geldiği günden beri
    Bizim evin fareleri
    Damdan, tavandan indiler,
    Birer deliğe sindiler.
    Koşup yakalıyor hemen
    Yuvasından, deliğinden
    Çıkanları diri diri.
    Artık bunlardan hiç biri
    Dolaplarıma girmiyor,
    Kitapları kemirmiyor.

    Halit Fahri OZANSOY


    Rengin

    Beyaz kedim,
    Siyah kedim,
    Sarı kedim,
    Adı "Rengin" olsun dedim.

    Rengin ablamın adıdır;
    O şimdi kızacak bana,
    Fakat öğretmenim söyledi ya?
    Rengin demek renkli demek,

    Bunda ne var gücenecek ?
    Lâkin ablam,
    Rengin ablam.
    Hain ablam.

    Sofra başında dün akşam,
    Astı bana çehresini.
    Belki biraz hakkı vardı,
    Çünkü Rengin onun adı,

    Fakat ne var gücenecek;
    Rengin demek, renkli demek;
    Benim kedim de üç renkli,
    Hem de benekli.

    Beyaz kedim,
    Siyah kedim,
    Sarı kedim,
    Adı "Rengin" olsun dedim.

    Tevfik FİKRET



    Pamuk Kedim

    Bir kedim var, yumuk yumuk,
    Adı pamuk, kendi pamuk.

    O, cin gibi gözleriyle,
    Mırnav mırnav sözleriyle.

    Güzel kedim cana yakın,
    Fakat kızdırmayın sakın.

    Öfkelenir birdenbire,
    Kendisini atar yere.

    Bir köşeye şöyle siner,
    Biraz sonra öfke diner.

    Yaklaşır da yavaş yavaş,
    Sevgi ister, o yumuk baş.

    Dostuna dost, aslan kedim,
    Gel, mindere yaslan kedim.

    Rıfat Necdet EVRİMER



    Örümcek

    Kendi üretir ipliğini
    Kendi büker eğirir
    Ağını dokur örümcek
    Ahırda samanlıkta
    Tuzak kurar böceklere
    Meydan okur örümcek

    Bacakları uzun ince
    Karanlığı çok sever
    Kaçar ışığı görünce
    Cambaz gibi gösteri yapar
    Oynar kendi ipinde

    Ali YÜCE


    Öküz-İnek

    Bu buzağının babası
    Burnundan dumanlar fışkırır
    Bizon asıllı bir öküz
    Annesi Hollanda'dan
    Gelin gelmiş alaca inek

    Bu buzağının annesi
    Etli inek sütlü inek
    Memeleri kocaman
    Rengi alaca bulaca
    Benek benek

    Ali YÜCE



    Ne Güzeldir Hayvanlar

    Evimizde yaşarlar,
    Elimize bakarlar,
    Türlü işe yararlar,
    Evcilleşmiş hayvanlar.

    Ne güzeldir tavuklar,
    Folluk dolu yumurtalar,
    Hep bal yapar arılar,
    Ne güzel şu hayvanlar.

    Sütlerini içeriz,
    Kimisine bineriz,
    Öküzle çift süreriz,
    Yararlıdır hayvanlar.

    Kılları var, yünü var,
    Süzgün bakar mandalar,
    Kedi, eşek ve atlar,
    Ne güzel şu hayvanlar.

    Arabaya koşarız,
    Uzun yollar aşarız,
    Güçlerine şaşarız,
    Ne güzel şu hayvanlar.

    Ormanları süslerler,
    Gece, gündüz öterler,
    Bize, dostluk ederler,
    Çok tatlıdır, hayvanlar.

    Hasan ŞEN


    Mehveş'in Adaleti

    Ahmet gördü bir koru,
    Düştü gönlü hevese,
    Tuttu bir dişi kumru,
    Koydu onu kafese.

    Küçücük kız kardeşi,
    Dedi; “ver onu bana!”
    Severdi o Mehveş’i,
    Dedi; “Al olsun sana!”

    Kumrunun eşi akşam,
    Boş bulunca yuvayı,
    Ah çekti buram buram,
    Aradı hep ovayı.

    Sonra buldu dostunu,
    Mehveş’in duvarında,
    Geldi serdi postunu,
    Kafesin kenarında.

    İki eş, gündüz, gece,
    Konuşur, sevişirdi,
    Mehveş dedi; iyice
    Bir zalimim ben, şimdi:

    Eşini ettim esir,
    Yoldaşı gelmiş ağlar,
    Yarab bu insan nedir ?
    Niçin kuşları bağlar ?

    Bu sözleri söylerken,
    Açtı küçük zindanı,
    İki kuş uçup birden,
    Boyladılar ormanı.

    Ziya GÖKALP



    Maymun

    Maymunları çok severiz
    anlatılamaz muziplikleri
    ama neden
    kafeslerde görürüz hep onları?

    Orman değil miydi yoksa
    maymunların evleri?

    Fevzi GÜNENÇ


    Maymun

    Ben küçükken
    Oyuncaklarım arasında
    Bir maymuncuk vardı
    Gece aslan olmak isterdi
    Gündüzleri bir kuş
    O çalışıp yorulurken
    Öteki oyuncaklar gülerdi

    Bu nasıl maymun demeyin
    Aslan olacağım diye
    Maymun olduğunu unutmuş
    Aylar geçti yıllar geçti
    Ne aslan olabildi ne kuş

    Ali YÜCE



    Leylek

    Akşam oldu, sen de yuvana döndün
    Ayrı ayrı doyurdun yavrularını.
    Artık rahatsın Hacı Leylek
    İstediğin gibi takırdatabilirsin gagalarını!
    Hep yollarda mı geçecek ömrün ?
    Yazın burda,
    Kışın başka yerdesin..
    Yuvandan ayrılacağın için mi
    Böyle düşüncelisin ?
    Nasıl dayanıyor o uzak yola
    Zayıf vücudun ,
    İnce, uzun bacakların ?
    Söyle hangi memlekette geçirecek
    O güzelim yazı, yavruların ?
    Yalnız biz değiliz seni seven
    Bak, ne kadar üzülüyor gidişine
    Şu çiçekten çiçeğe konan kelebek.
    Baharı erken getir bahçemize
    Olmaz mı Hacı Leylek ?…

    Şükrü Enis REGÜ



    Kümes Hayvanları

    Tavuklar haykırıyor,
    Gıdak gıdak, gıt gıdak,
    Nasıl boyun kırıyor,
    Şu çapkın horoza bak.

    Baba hindi kabarmış,
    Ne büyüklük, ne gurur.
    Hep kendini yaz ve kış,
    Böyle metheder durur.

    Yine yalpa vurarak,
    Dolaşıyor ördekler,
    Su başında durarak,
    Karşıya yüzecekler.

    Yaşar Nabi NAYIR


    Kümes

    Tavuklar haykırıyor
    Gıdak gıdak gıt gıdak
    Nasıl boyun kırıyor
    Şu çapkın horoza bak

    Baba hindi kabarmış
    Ne büyüklük ne gurur
    Hep kendini yaz ve kış
    Böyle metheder durur

    Yine yalpa vurarak
    Dolaşıyor ördekler
    Su başında durarak
    Karşıya yüzecekler

    Kazların hiç doymayan
    Kursakları ambardır
    Çekilir mi bu hayvan
    Ne çirkin sesi vardır

    YAŞAR NABİ NAYIR



    Kuzum

    Mini mini bir kuzum var,
    Çayırlarda gezer oynar.
    Hep arkamdan koşar, gelir,
    Yaramaz pek neşelidir.

    Yanından ayrılsam biraz,
    Hemen yanık yanık meler.
    Kırdaki otlara doymaz,
    Daha ister neler neler.

    Şeker, arpa, fıstık, üzüm,
    Çok bilmiştir iki gözüm.

    Dr. Ali Rıdvan UNAR



    Kuşlarla

    Kuşlar uçar,
    Ben koşarım;

    Onların kanatları var,
    Benim kanadım kollarım.
    Kuşlar kanadını çırpar,
    Ben de kolumu sallarım…
    Uçun kuşlar, uçun kuşlar;
    Hepinizle yarışım var!

    Uçtu kuşlar,
    Bende koştum;

    Koştum yarı yola kadar;
    Ta önüme bir uçurum
    Çıktı, orda kaldım naçar.
    Yoo, çekemem öyle kurum!
    İsterseniz, haydi tekrar
    Yarışırız…Uçun kuşlar!

    Tevfik FİKRET



    Kurbağa

    Bir kurbağa bir denizi
    Kaç yılda içer bitirir
    Sorsam övüne şişine
    Söyler belki ala
    Ne kurbağa Türkçe bilir
    Ne ben kurbağaca

    Ali YÜCE



    Köpek

    Gündüz gezer dolaşır
    Gece evimizi bekler
    Hırsızlar bayram ederdi
    Olmasaydı köpekler

    Tilki dağdan üzüm çalar
    Yerken parmağını yalar
    Çoban köpeği olmasa
    Kurtlar çiftetelli oynar

    Ali YÜCE


    Sırtlan

    Çok acıkmış bir sırtlan
    Yağda kızarmış bir fili
    Kaç öğünde yer bitirir
    Sorsam ağzı sulanarak
    Söyler belki ama
    Ne sırtlan Türkçe bilir
    Ne ben sırtlanca

    Ali YÜCE


    Sincap

    Şu ağacın tepesinde
    Var bir sincap
    Ceviz kırar, yemek arar.

    Her gün göremem ki
    Saklar onu
    Anne yapraklar.

    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA



    Sivrisinek

    Aman, şu sivrisinek,
    Sözde bir eski bestekârmış da,
    Şimdi işsiz, açıkta kalmış da...
    Kovarsınız gitmez.
    Söylenir, sızlanır durur, arsız,
    Her zaman işte böyle: Vızzz, vızzz, vızzz...

    Orhan Seyfi ORHON


    Sümüklüböcek

    Bir adım salyangoz benim
    Bir adım sümüklüböcek
    Karından bacaklarımla
    Yavaş yürür az gezerim
    Dolaştığım yerlere
    Sümüğümle çizgi çizerim

    Ali YÜCE


    Tavşan

    İkisi önde kısa
    İkisi arkada uzun
    Dört tane ayağı var
    Yavaş yürür inişlerde
    Yokuşlarda hızlı koşar

    En sevdiği yemek havuç
    Hiç usanmaz kemirmekten
    Işıktan gözü kamaşır
    Ürker kendi gölgesinden

    Ali YÜCE



    Tavuk

    Horoz erkek tavuk dişi
    Yumurtlamak onun işi
    Yemi çiğnemeden yutar
    Gagası var yoktur dişi

    Yumurtadan çıkar civciv
    Büyüyünce tavuk olur
    O da yumurta yumurtlar
    Yeni civcivler için

    Ali YÜCE


    Tekir İle Minik Kuş

    Tekir kedi acıkmış,
    Bir ağaca tırmanmış,
    Avını düşünerek,
    Beklemeye başlamış.

    Biraz sonra kuş gelmiş,
    Kediye "cik, cik" demiş,
    Tekir ona acımış,
    Minik kuşu yememiş.

    Ülker ORDU


    Tilki

    Neden kızıyoruz sanki
    “kurnaz hayvandır” diye tilki?
    Budala olanları
    Kim sever sanki!

    Fevzi GÜNENÇ


    Tilki

    Tilki tilki kurnaz tilki
    Kimseye tuzak kurmaz tilki
    Avını gördüğü zaman
    Yalancıktan uykuya yatar
    Bir gözü uyur tilkinin
    Bir gözü nöbet tutar

    Topu yok tüfeği yok
    Yol kesip adam öldürmez
    Karanlık bastıktan sonra
    Biraz üzüm çalar bağdan
    Ev yıkıp ocak söndürmez

    Postundan kürk yapılır
    Kuyruğu boyna takılır
    Sergilenir vitrinlerde çok pahalıya satılır

    Ali YÜCE


    Tilki ile Leylek

    Tilki hocanın iyiliği tutmuş bir gün
    Hacı leyleği yemeğe buyur etmiş
    - Ama, demiş tilki, bizde misafir
    Umduğunu değil bulduğunu yer.
    Meğer tilkinin cimrisi hepsinden betermiş
    Bir çorba çıkarmış topu topu
    O da sulu mu sulu
    Hem nerden getirse beğenirsiniz? Tabakta.
    Leylek gagasıyla uğraşadursun
    Tilki bitirmiş hepsini bir solukta.
    Leylek kızmış, ama çekmiş sineye.
    Bir zaman sonra
    O da tilkiyi buyur etmiş yemeğe.
    - Hay hay, demiş tilki, nasıl gelmem?
    Ben dostlara naz etmesini sevmem.
    Tam saatinde gelmiş.
    Leyleğe türlü diller dökmüş.
    Şu güzel bu güzel,
    Hele yemeğin kokusu
    Gel iştahım gel!
    Gerçi tilkilerin iştahı
    Pek nazlı değilmiş ama
    Et kokusu başka şeymiş.
    - Kuşbaşı galiba, demiş
    Bayılırmış etin böylesine
    Hele kıvamında pişmişine.
    Derken yemek sofraya gelmiş,
    Gelmiş ama nasıl?
    Kokusunu al, eti arada bul!
    Dar boğazlı upuzun bir çömlek içinde
    Tam leyleğin gagasına göre
    Tilki burnunu burgu etse nafile.
    Kısmış kuyruğunu evine dönmüş.
    Aç kaldığına mı yansın
    Bir kuşa rezil olduğuna mı?
    El alemi aldatanlar
    Bu masal size:
    Bir gün sizi de sokarlar
    Kurduğunuz kafese.

    LA FONTAINE



    Yararlı Hayvanlar

    Çevremizde dolaşır,
    Çeşit çeşit hayvanlar.
    Bizlere pek çoğunun,
    Sayısız yararı var.

    Kedi, fare yakalar,
    Bazen de eğlendirir.
    Kuşlar ötüşleriyle,
    İç açar, neşe verir.

    Sadık köpeklerimiz,
    Bekçidir bahçemizde.
    Kümes hayvanları çok
    Yarar, beslenmemize.

    İnek, koyun süt verir,
    Doyarız etleriyle.
    Koyun, keçinin yünü,
    Bizi ısıtır böyle.

    At, sığır, keçi de pek,
    Faydalı yaratıklar.
    Bir de deniz ürünü,
    Taze, güzel balıklar.

    Vefa ÇAĞAN


    Yengeç

    Çeşit çeşit yengeç var
    Üçgen dörtgen yuvarlak
    Sert ve sağlam kabuğu
    Sedef gibi parıldar

    On tane eğri bacak
    Yürür yampiri yampiri
    Dört yana dönen iki göz
    Görür yampiri yampiri

    Hem karada dolaşır
    Hem suya dalar yengeç
    Açar kıskaçlarını
    Avını yakalar yengeç

    Ali YÜCE


    Yılan

    İp gibi sürünür yerde
    Kimi elli altmış santim
    Kimi beş kimi on metre
    Kafası var kuyruğu var
    Bilmem ayakları nerede

    Dünyamız üzerinde
    İki bin çeşit yılan var
    Çok zehirli az zehirli
    Ve zehirsiz yılanlar

    Dişleri arkaya kıvrık
    Dili ince iki çatal
    Avını yakalayınca
    Önce sokar bayıltır
    Sonra diri diri yutar

    Derisinden çantalar
    Ayakkabılar yapılır
    Hindistan'da yılana
    Tanrı diye tapılır

    Ali YÜCE


    Yunus

    Sen insanları seviyorsun
    insanlar da seni seviyor Yunus...

    İnsanları sevdiğine göre çocukları da seviyorsun
    belki de çocukları daha çok seviyorsun
    çünkü çocuklar da oyun oynamayı çok severler
    sen de çok seviyorsun...

    Oldukça akıllısın Yunus
    Belki benden de akıllısın
    Baksana, ben kavramadan daha
    bazı şeyleri sen hemenkavrıyorsun...

    Babamın dedigine göre
    Suda yaşayanlar içinde
    beyni en büyük olanı senmişsin...

    Bu da senin çok akıllı olduğunu gösterir.
    Sayı saymayı bile bilirmişsin
    hayvanlar içinde en hızlı sayı sayan
    meğer senmişsin...

    Haydi sayı saymaca yarışalım
    öyleyese seninle
    yüze kadar saymayı öğrendim ben
    ya sen? ...

    Fevzi GÜNENÇ


    Yuva

    Sordum bir gün arıya
    Yok mu senin bir yuvan
    Vızıldayıp gösterdi
    Bana koca bir kovan

    Dönüp sordum serçeye
    Ya seninki nerede
    Cik cik dedi benimki
    Dal üstünde tepede

    Annem bana o akşam
    Öğütler veriyordu
    Güzel güzel dinledim
    Bana şöyle diyordu

    Senin yuvan ikidir
    Biri okul biri ev
    Kıymetini iyi bil
    Sev onları çok çok sev

Benzer Konular

  1. Dünya Çocuk Günü Ekim ayının ilk Pazartesi Günü
    Konu Sahibi Derya Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 6
    Son Mesaj : 23.Nisan.2008, 15:37
  2. Dünya Mimarlık Günü 4 Ekim
    Konu Sahibi Derya Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 16.Nisan.2008, 12:47
  3. Dünya Tasarruf Günü 31 Ekim
    Konu Sahibi Derya Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 16.Nisan.2008, 12:46
  4. Birleşmiş Milletler Günü 24 Ekim
    Konu Sahibi Derya Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 15.Nisan.2008, 19:37
  5. Cevap: 3
    Son Mesaj : 15.Nisan.2008, 19:06
+Sedat Yücel