Gittigidiyor Reklam

Zafer Haftası 26-30 Ağustos - Zafer Bayramı 30 Ağustos

30 Ağustos Zafer Bayramının anlam ve önemi http://www.dersimiz.com/belirligun/img/bayrak.gif http://www.dersimiz.com/belirligun/img/30agustos.jpg Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu. Türk milletinin bu durumu kabul

Bu konu 1650 kez görüntülendi ve 4 yorum aldı ...

    Konuyu değerlendir: Zafer Haftası 26-30 Ağustos - Zafer Bayramı 30 Ağustos

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1650 kez incelendi.


Toplam 5 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 5 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1

    Standart Zafer Haftası 26-30 Ağustos - Zafer Bayramı 30 Ağustos

    30 Ağustos Zafer Bayramının anlam ve önemi





    Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.

    Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk'ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Amasya Genelgesi'nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920'de TBMM'yi kurdu. Böy-lece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı'nın merkezi Ankara oluyordu.

    TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. "Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü"nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu'da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar'a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, or-dularına: "Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." emrini verdi.

    Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal'e "gazi" unvanı ve "Mareşal" rütbesi verildi.
    Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı'ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.

    1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld". İstanbul'daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal'in başkomutan-lığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922'de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos'ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis'te vardı.

    Bu savaş, Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık
    Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.

    Büyük Tarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir'e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline "dur" diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.

    mindren bunu beğendi.

  2. #2

    Standart 30 Ağustos Zaferi

    30 Ağustos Zaferi

    Bu gün; 30 Ağustos Zafer Bayramı... Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman ordumuzun kazandığı zaferlerden birinin, Büyük Taarruz'un yıldönümüdür. Ama;

    "30 Ağustos sade bir tarih değildir.
    Bu günün tarihe san veren bir anlamı vardır.
    Bu günün heybedi,
    Toprağa, denize ve göğe sığmayacak kadardır."
    Çünkü bu gün; bağımsızlık ve yurt aşkıyla şahlanan Türk ulusunun ATATÜRK'ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nı kazandığı, Sevr Antlaşması'nı parçaladığı, Lozan Barışı'nı sağladığı ve Cumhuriyetin temeline ilk harcı koyduğu gündür...
    Yıl 1919, Mayıs'ın 15'i... Yunanlılar İzmir'de... Hedef, Türk'ün boynuna esaret kemendini takmak ve güzel Anadolu'ya sahip çıkmak... Yunan saldırısı yaman başlar 1920'de... Güzel yurt köşeleri elden çıkar bir bir... Kanla yoğrulur kara toprak, kanla sulanır. Afyon, Kütahya, Eskişehir...
    Ancak düzenli ordularla "Dur!" denebilirdi bu azgın Yunan'a. Ve bir ordu yaratılır yoktan... Bir ordu ki, yediden yetmişe dek, kadın erkek, kız kızan... Silâh yokmuş, üniforma yokmuş, ne gam... "Ölesiye saldırırlar düşmana, diş var, tırnak var ya... Ve bu inançla "yalnız düşman değil, milletin ters giden talihi de yenilir". İnönü'nde... Ardından yeni destanlar eklenir tarihe sırasıyla... İşte Aslıhanlar, Afyon, Kütahya... İşte Eskişehir, Dumlupınar, Sakarya...
    Türk ordusunun Sakarya'da kazandığı zaferin bir başka benzeri yoktur yer yüzünde. Bu savaş, bir milletin kaderini değiştiren ve 22 gün, 22 gece süren yaman bir uğraştır. Bu savaş, insanlık duygularından yoksun, vahşi ve saldırgan bir düşmanın başını Türk'ün iman dolu göğsüne çarparak paramparça ettiği bir taştır. Bu savaş, haksız, şuursuz ve kirli bir istilâ emelinin, Sakarya'nın köpürmüş sularında boğulduğu bir savaştır.
    Bundan dolayıdır ki; insanlık tarihi sayfalarında Sakarya Meydan Muharebesi'ne müstesna bir yer verilmiştir. Çünkü Türk ordusu, Viyana'da başlayan amansız çekilmeye Sakarya'da "Dur!" demiştir.
    Ulu Önder ATATÜRK'ün, "Hattı-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça düşmana terk olunmaz..." komutundaki anlamı çok iyi kavrayan kahraman Türk ulusu "Ya istiklâl, ya ölüm..." parolasıyla mücadele etmiştir.
    Vatanın bağrından düşmanı söküp atmaya kesin kararlı olan Türk ordusu, bütün gücünü toplar Ağustos 1922'de... Artık her şey, Türk ulusunun haysiyet savaşına ve Akdeniz'i "ilk hedef" gösteren bir başkomutanın Eskişehir'den İzmir'e kadar sürdüreceği kahramanlık yarışına kalmıştır...
    Sabırsızlıkla beklenen Büyük Taarruz, 26 Ağustos sabahı günün ilk ışıklarıyla başladı. Patlayan toplar bütün dünyaya şu gerçeği haykırıyordu sanki;
    "Duysun bunu, kâinatta herkes, Türk'ün sesidir, bu gürleyen ses..."
    Başkomutanından en son erine kadar bütün bir ordu, Türk gücüne ve Türk yenilmezliğine olan büyük inançla tek vücut olmuş, baştan başa kin, boydan boya hınç kesilmişti. Bu yıllardan beri yakılan, yıkılan ve insanlığa sığmayan işkencelerle yok edilmek istenen Türk neslinin, Türklüğün süngüleşmiş, mermileşmiş bir iradesiydi sanki... Kısaca;
    "Bir yanda yürekleri kanatan bir görünüm, Her türlü bayağılık, şiddet, kan, ölüm... Bir yanda iman dolu göğsünde vatan sevgisi, Ve... Yedi düvele karşı üstünlüğü Türk'ün..."
    Taarruz pek yaman sürüyordu 26 Ağustos'ta... Akşam olurken ordularımız düşman mevzilerinin bir kısmını ele geçirmiş, Ahır dağlarını şan süvarilerimiz bir mızrak gibi saplanmıştı düşmanın bağrına...
    Yunan mevzilerini teftiş eden bir İngiliz generalinin "Türkler bu tahkimatı altı ayda aşarlarsa, bir günde aştık diye öğünebilirler" dediği yer, dört gün gibi kısa zamanda geçildi. Parola kısa ve kesindi:
    "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri... Eskişehir'den, Sakarya'dan, İzmir'den, Yunan kaçıyordu... Kaç ha kaç... Atatürk'ün süvarileri koşuyordu peşlerinden Ta Afyon'dan beri, dört nala, çala kırbaç..."
    Artık zafer yakındı, uzansak tutacaktık sanki o zaferi... Günlerce açlığa, susuzluğa meydan okumuş, umutla el birliği etmiş bir ordunun yalın ayaklarındaki sızıydı o zafer...
    Yuvalarını, bebelerini terk ederek erine cephane taşıyan kadınların sırtındaki ağrıydı o zafer...
    Evini, yurdunu, bağımsızlığını kaybetmiş, kanlı göz yaşlarıyla cepheden haber bekleyen bir ulusun sevinçlerindeki göz yaşıydı o zafer.. Ve biz, o zafer uğruna vuruşa vuruşa ölmeye ant içmiştik;
    "Kurtuluş Savaşı dedik, birlik olduk, el ele vererek Gazi olduk, şehit olduk severek, isteyerek..."
    Sakarya boylarında her karış toprak, kahraman Türk kanıyla sulandı, hamurlaştı. O topraklar Çanakkale kadar vatanlaştı, o kahramanlar Ulubatlı Hasan kadar yüceldi, destanlaştı... Bizans'ın yıkılışı nasıl tarihte yeni bir çağsa, aşılamayan, Çanakkale Birinci Dünya Harbi'nde belirgin bir merhale, Sakarya ve Büyük Taarruz da sömürücülerin istilâ emellerine son veren, sömürülenlerin hür ve egemen yaşama yollarını aydınlatan bir meş'ale oldu.
    Son zafer kazanılmıştı artık... Kara bulutlar dağılıyordu üzerimizden. Gürr bir başka doğuyordu o bilinmeyen tepelere... Türk tarihinin akışı bir başka olmuştu 30 Ağustos sabahı.
    "30 Ağustos'ta
    Yurdu işgalden kurtardık, milleti zulümden
    Bir vatan yarattık yer yüzünde,
    Tüm vatanlardan yüce...
    Sınır çizgilerini sağlam çizdik,
    Hudut taşlarını kol ve bacaktan diktik,
    Yurtta sulh, cihanda sulh dedi ATATÜRK,
    Parola bildik...
    Bu gün de,
    ATATÜRK devrimleri'nin aydınlığında
    Şerefle ölmek kadar Şerefle yaşamasını öğrendik
    Hem de; Alnımız açık, başımız dimdik..."

    P.Kd.Alb. Mustafa BAŞEL
    mindren bunu beğendi.

  3. #3

    Standart 30 Ağustos'un Anlamı

    30 Ağustos'un Anlamı


    Türk tarihi, hiçbir milletinkiyle kıyaslanamayacak ölçüde eşsiz zaferlerle doludur. Galibiyetimizle sonuçlanan büyük meydan savaşları genellikle ağustos ayına rastlamaktadır. Bunlar arasındaki iki zaferimiz, diğerlerine göre daha derin anlamlar ifade etmektedir: Malazgirt Meydan Savaşı ve Başkumandan Meydan Savaşı. Birincisi olan Malazgirt Meydan Savaşı ile Türkiye Devleti'nin temeli atılarak Anadolu'nun Türklüğü onaylanmış; ikincisi olan Başkumandan Meydan Savaşı ile de devletimiz yeniden kurularak ülke bütünlüğümüz sonsuza kadar parçalanmayacak şekilde sağlanmıştır.

    Türk milleti, tarihte görülen ordu-milletlerin en üstünüdür. Ordu-millet, yüksek bir savaş yeteneği taşıyan, savaşta bütün bireyleriyle görev alan, yurt için ve büyük ülkülerin gerçekleşmesi uğruna baş koyan millet demektir. Ordu-milletimizin timsali "Mehmetçik"tir. O, savaşta er, barışta çiftçi ve işçidir. Halkımızı en iyi o temsil eder, en güzel şekilde o anlatır.

    İstiklâl Savaşı da ordu-millet olarak kazanılmıştır. Millî Mücadele bütün bir milletin eseridir. Zaferi çoluğuyla, çocuğuyla, kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla millet kazanmıştır. Kadınlar cephelere mermi taşımış, çocuklar dahi vuruşmalara katılmışlardır.

    Vatanın karanlıklara gömüldüğü bu zamanlarda Müdâfaa-i Hukuk Cemiyetleri, çeteler, gönüllüler derken, millet kudretli bir önder etrafında toplanıvermişti. Oluşturulan orduda silâh ve kıyafet birliği yoktu. Fakat kalpler birdi, iman ve ülkü aynıydı. "Ya istiklâl, ya ölüm" parolası ile dile getirilen bu inanç, kudretini "Kuva-yi Milliye Ruhu"ndan alıyordu. Kuva-yi Milliye Ruhu, bir milletin var olma ve yaşama azmi, her şeyi yoktan var etme gayretiydi. Bu ruh ile tarihin en büyük kahramanlık destanları yaratıldı.

    Üstün silâh gücüyle her şeyi yapabileceğini düşünen Avrupa yanılmıştı. Yunanlıların yaptığı tahkimat için "Türkler bunu altı ayda ele geçirebilirlerse iftihar edebilirler" diyen İngiliz Başbakanı Lloyd Corc, hücuma geçtikten altı saat sonra Türklerin burasını aldığını duyunca, oturduğu koltuktan düşmüştü.
    İstiklâl Savaşı yalnız Yunanlılara karşı değil; işgalci, istilâcı, emperyalist bütün Batı dünyasına karşı kazanılmıştır. Onun temelinde Türk'ün istiklâl aşkı, hür yaşama arzusu vardır.

    İ. Necati GÜÇLÜER
    mindren bunu beğendi.

  4. #4

    Standart Ata'dan Mesaj

    Ata'dan Mesaj

    BÜYÜK VE ASiL TÜRK MlLLETİ !

    Ordularımız 9 Eylül 1338 (1922) sabahı İzmir''imizi ve yine 9 Eylül 1338 (1922) akşamı Bursa'mızı muzafferen kurtardılar. Akdeniz askerlerimizin zafer terâneleriyle dalgalanıyor.

    Asya İmparatorluğu'na yeltenen küstah bir düşmanın muharebe
    meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanlarıyla kumanda heyetleri günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'niıı savaş esiri bulunuyorlar.


    Düşmanın başkumandan tayin ettiği general (Trikopis), birçok gece ve gündüz ümitsizce muharebeyi ve her kurtuluş çaresini tecrübe ettikten sonra nihayet maiyetindeki generaller ve kurmayları ve kumanda ettiği ordunun elinde kalabilenleriyle teslim oldu. Eğer Yunan kralı da bugün esirler meyânında bulunmuyorsa: bu taç sahiplerinin, işleri esasen yalnız milletlerinin sefalarına iştirak etmek olduğundan muharebe meydanlarının felâketli günlerinde onların saraylarından başka bir şey düşünmemek tabiatlarındandır.

    Batı fabrikalarının çelik zırhları ile kaplanan muazzam Yunan orduları artık Anadolu dağlarında subayları tarafından terk edilmiş zavallı sürüler, cinayetlerinden dehşete düşerek kudurmuş kitleler ve ağaç diplerinde kalmış dermansız yaralılardan ibaret kaldı. Düşman ordularının savaş malzemesi hemen üçte iki itibariyle topraklarımızdadır. Düşmanın esirlerden başka insan zayiatının yüz binden ne kadar fazla olduğunu tayin etmek müşkildir. Fakat resmî ağızla milletimize müjdelerim ki bizim insan zayiatımız dörtte üçü hafif yaralı olmak üzere on bin nüfusa bâliğ olmaktadır.

    Büyük Türk Milleti ! Ordularımızın kabiliyet ve kudreti düşmanlarımıza dehşet, dostlarımıza emniyet verecek bir kemâl ile tezahür etti. Millet orduları on dör gün zarfında büyük bir düşman ordusunu imha ettiler. Dört yüz kilometrelik fasılasız bir takip yaptılar. Anadolu'daki bütün işgal edilmiş topraklarımızı geri aldılar. Büyük zafer münhasıran senin eserindir. Çünkü İzmir'imizi siyasî hırslar neticesinde âdeta ınemnunen düşmana teslim eden heyetlerle milletin hiçbir münasebeti yok idi. Bursa'mızı istilâ eden Yunan kuvvetleri ise ancak imparatorluğun askerî teşkilâtıyla işbirliği yaparak muvaffak olmuş-lardı. Vatanın kurtuluşu, milletin rey ve idaresi kendi mukadderatı üzerinde kayıtsız şartsız hâkim olduğu zaman başlamış ve ancak milletin vicdanından doğan ordularla müspet ve katî neticelere ermiştir. BÜYÜK VE NECİP TÜRK MİLLLETİ ! ANADOLU'NUN KURTULUŞ ZAFERİNİ TEBRiK EDERKEN SANA İZMİR'DEN, BURSA'DAN, AKDENİZ UFUKLARINDAN ORDULARININ SELAMINI DA TAKDİM EDİYORUM.


    12.9.1338(1922)
    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
    Başkomutan Mustafa Kemal
    mindren bunu beğendi.

  5. #5

    Standart

    30 Ağustos Zafer Bayramı Şiirleri

    30 Ağustos
    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos
    İçime bir ordu havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...

    Geçer tunç adımlar demir göğüsler,
    Geçer Mehmetçikler, geçer subaylar,
    Hepsinin alnında zaferden süsler.
    Geçer hayalimde bir bir alaylar.

    Geçer toplar, geçer atlar, yağız, al,
    Geçer dağlar, geçer yollar, şehirler...
    Yangınlar üstünde ince bir hilal!..
    Yaralılar düşe kalka geçerler.

    Çılgın bir istekle bu şan akını
    Afyon'dan, İzmir'e kaçlar çağıldar.
    Unutmuş at gemi, kılıçlar kını,
    Can canı unutmuş zafere kadar.

    Ne var bu dünyada sana yakışan,
    Alnında bir zafer sabahı kadar;
    Sen Mehmetçik, söyle büyük kahraman,
    Sana zafer kadar yakışan ne var?

    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos,
    İçime bir zafer havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...

    Ahmet Kutsi TECER




    30 Ağustos
    Otuz Ağustos...
    Ufukta bir duman, bir toz.
    Türk süvarisi yürüyor; uzakta,
    Top sesleri homurdanmakta.
    Köpük içinde, tere batmış atlar...
    Bunlar at değil.
    Ayaklı kanatlar.
    Sisli tepelerde gölgeler boğuşuyor
    Gölgeler düşüyor, kalkıyor, koşuyor
    Süngüler parlıyor,
    Eziyor, vuruyor;
    Mehmetçik yeni Türkiye'yi yuğuruyor.
    Bir sürünün dağılışı.
    Boğulan bir boğazın kısık nefesi...
    Bir el, Akdeniz'i gösteriyor.
    Bir el ki, bütün cihana bedel.
    Uçuyor atlar, Köpüklü kanatlar.
    Kaçıyor gölgeler,
    Eriyor mesafeler...
    Dokuz Eylül, İzmir,
    Sanki bir Gelincik tarlası,
    İki sevgilinin kavuşması,
    Gözler yaşlı, denizler sapsarı,
    Sevinç içinde çırpınıyor, Akdeniz'in Dalgaları.

    Server ZİYA




    30 Ağustos
    Kocatepe'nin büyük düşünceleri,
    Doğuyor kalplere aydınlık, zamanlı.
    Uyku tutar mı ağustos geceleri,
    Bu ay cümle fetihlerle heyecanlı,
    Heyecanlı hey.

    Mustafa Kemâl'in dudağında eli,
    Gözlerine vurmuş vaktin en güzeli.
    Bu dağlar, askeri deli eder deli.
    Vermiş omuz omza destanlı destanlı,
    Destanlı hey.

    Hazır ol vaktinde şafaklar!
    Hazır, yürümeye topraklar,
    Tepe tepe kımıldanıyor...

    Endişeli, uzakların benzi uçuk,
    Düşman, düşman ama çocuk kadar küçük.
    Yirmi altı ağustos, saat beş buçuk.
    Dram, Dumlupınar'da başlıyor, kanlı,
    Alkanlı hey.

    Mustafa Necati KARAER





    30 Ağustos
    Ey isimsiz meçhul asker,
    Ağustosun otuzunda
    Kazandığın büyük zafer,
    Karşısında: Cihan titrer.

    Yüreğinde ateş yandı,
    Mecbur oldun harp etmeye.
    Elin kana bir boyandı,
    Destanını cihan andı.

    Tarihlere dönüm yaptı;
    Demir elin: -Dur, diyerek...
    Bütün dünya hisse kaptı;
    Huzurunda irkilerek.

    Meçhul asker; alkış sana,
    Yaşıyorum sayende ben...
    Vazifedir her an bana,
    Hürmet etmek mezarına.

    Selma FUAD




    30 Ağustos
    Bugünü adın gibi iyi bil, daima an,
    Türk adında bir millet yok denildiği zaman.
    Tarihler dize geldi ve şaştı bütün cihan,
    Doğdu eşsiz bir güneş, o kurtardı vatanı.

    Parlayınca kılıçlar, ufuklar kızıllaştı,
    Ordu bir sel olarak bütün setleri aştı,
    Türk, istiklal uğrunda kahramanca savaştı;
    Bu 30 Ağustostur iyi bil, iyi tanı.

    Çınlasın kulağında Dumlupınar zaferi,
    Zaferi zaferle tat, çalış hiç kalma geri,
    Hedefin yükseliştir, ey Türk genci ileri,
    Eşsizliğe dönmeli bu vatanın her yanı.

    Ramazan Gökalp ARKIN




    30 Ağustos
    Hasmın diş geçiremez artık senin etine,
    Çünkü seni koruyan çelik kanatların var.
    O havada dolaşır, iner ve çıkar yine,
    Yurda zarar verecek birer tehlike arar.

    Bu azim, iradeyle artık korkma yarından,
    Tuttuğun her iş böyle sonuna varacaktır.
    Her yıl göğe katılan çelik kanatlarından
    Bugün gurur duyarak, göğsün kabaracaktır.

    Arkadaş, candan kutla büyük zafer gününü,
    Madem ki sen bir Türk'sün ve bu yurdun malısın.
    Bir zafer elde eden günün büyüklüğünü,
    Ta içinden, etinden, kanından duymalısın.

    Ferit Ragıp TUNCOR





    30 Ağustos
    Bugün güneş sevinçli, gülümsüyor yurduma,
    Vatanı saran düşman ermiş muradına,
    Bakın nasıl kaçıyor hiç bakmadan ardına,
    Zafer Türk milletinin, kavuştu öz yurduna.

    Dört yıl gece gündüz savaşmıştık durmadan,
    Rahat nefes almadık vatanım kurtulmadan,
    Önümüzde altın saçlı ay bakışlı kumandan,
    Düşmanları mahvettik silahımız olmadan.

    Kadın, erkek yanyana, taş, değnek, kürek ile,
    Düşmanları kovarken tepeler geldi dile,
    Ölüm korkusu yoktu, ölürken bile bile,
    İşte bu ruh bizleri destan etmiş dillere.

    Nazile DEMİR




    Akdeniz Kıyılarında
    Yaslı gittim, şen geldim,
    Aç koynunu ben geldim,
    Bana bir yudum su ver,
    Çok uzak yoldan geldim.

    Korkma, açıl! Şen yurdum,
    Dağlara ordu kurdum;
    Açık denizlerine,
    Süngümle kilit vurdum.

    Rüzgârlardan atım var,
    Şimşekten kanadım var,
    Göğsümde al yapılı,
    Gazilik beratım var.

    Rüzgâr bana at oldu,
    Şimşekler kanat oldu,
    Eğilin gökler dedim,
    Bulutlar kat kat oldu.

    Irmaklar gibi taştım,
    Yalçın kayalar aştım,
    Hakk'a şükürler olsun,
    Geldim sana ulaştım.

    Varsın, yansın ocağım,
    Kurtuldu al sancağım,
    Bayrağımın altında,
    Ben hür yaşayacağım.

    Deniz, deniz, Akdeniz!
    Suları berrak deniz,
    Karşıda yâr ağlıyor,
    Gideyim, bırak deniz!

    Açıldı Kale yolu,
    Göründü Gelibolu,
    Bırak beni gideyim,
    Orası yârla dolu.

    Yürü ey şanlı Gazi!
    Kılıcı kanlı Gazi!
    Meriç seni bekliyor,
    Büyük ünvanlı Gazi!

    Samih RİFAT





    Akdeniz'e
    26 Ağustos, gece sabaha karşı,
    Topların çelik ağzı çaldı bir hücum marşı.

    Bu ölüm bestesinin içinde yandı dağlar,
    Altüst oldu siperler, eridi demir ağlar.

    Fırtınadan yeleli, yıldırımdan kanatlı,
    Alevlerin içinden geçti binlerce atlı.

    Çığlıkla, iniltiyle sarsıldı, köşe bucak,
    Savruldu gök yüzüne: kafa, kol, gövde, bacak!

    Rüzgârlarla atbaşı yarış etti bu akın,
    Şimdi yakınlar uzak, şimdi uzaklar yakın!

    Akdeniz, ayakları altında ordumuzun,
    Mavi bir atlas gibi serilmişti upuzun.

    Çekti Kadifekale albayrağını yine,
    Güzel İzmir büründü yine eski rengine.

    Süngüler ilk amaca tam on dört günde vardı,
    O gururlu alınlar yere düşüp yalvardı.

    Yusuf Ziya ORTAÇ





    Akdeniz'e Doğru
    Eğilmez başımız taç yaptık hürriyeti,
    Zaferle kalbimize yazdık cumhuriyeti...

    Sakarya'dan su içen o çelik süngülerle,
    Yuvaları dağılmış, yılmaz bir avuç erle,

    "Hedef Akdeniz, asker!" diyen parmağa koştuk;
    Zafer bahçelerinden gül koparmağa koştuk.

    Yol gösterdi göklerden bize binlerce yıldız,
    Kıpkızıl ufuklardan taştı al bayrağımız;

    Koştuk aslanlar gibi kükreyip dağdan dağa,
    Canavarlar dişinden vatanı kurtarmağa...

    Vahşetlere dikilmiş gözlerimiz dumanlı,
    Hürriyete susamış yanık bağrımız kanlı;

    Çılgınca atılarak şanlı Dumlupınar'a,
    Süngümüzden şan verdik coşkun yıldırımlara...

    Sakarya'dan su içen o çelik süngülerle,
    Yuvaları dağılmış, yılmaz bir avuç erle,

    Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti,
    Zaferle kalbimize yazdık cumhuriyeti...

    Ömer Bedrettin UŞAKLI




    Kimdim?
    Maziye sor, ecdadımı söyler sana kimdi;
    Bir bitmez ufuktum, küre vaktiyle benimdi.

    Tufanlar, alevler beni bir kal'a sanırdı;
    Taçlar uçuşur, dalgalanır, parçalanırdı.

    Kahhâr atımın kanlı, kıvılcımlı izinde;
    Bir başka denizdim ebediyyet denizinde.

    Çarpardı göğün kalbi hilâlin avucunda;
    Titrerdi yerin talihi merminin ucunda.

    Günler, elimin çizdiği yerlerden akardı;
    Üç kıt'ada korkunç atımın izleri vardı.

    Üstünde uçarken o nişîbin bu firâzın,
    En şanlı, şehâmetli hükümdarına arzın.

    Tek bir bakışım sanki inayetti, keremdi;
    İklîli hediyyemdi, arazisi hîbemdi.

    Hançerdi hayâlim, bütün akvam ona kındı;
    Baştan başa dünyâ bir esîrimdi; kadındı.

    Asabına nabzımdaki ahengi verirdim?
    Kasd eylediğim şekli verir, rengi verirdim.

    Dünyâ bilir iclâlimi ben böyle değildim;
    Ben, altı asırdan beri bir kerre eğildim!

    Mithat Cemal KUNTAY




    Kocatepe
    Boz kalpağıyla kar yağmış
    Altın saçıyla gün vuran
    Bir ulusta kan kaynamış
    Bir canlı Kocatepe O.

    Ağustos'un sıcağından.
    Duruyor tarih içinde...
    Nabzı odur, gündüz gece
    Vuruyor tarih içinde.

    Ay-yıldızı gökte doğmuş
    Yerde al kanla yuğrulan
    Çaldıran'dan Yavuz ağmış,
    Bayrağı öpe öpe O.

    Malazgirt'ten de Alpaslan.
    Sarıyor tarih içinde.
    Alnından onlar öptükçe
    Yürüyor tarih içinde.

    Behçet Kemal ÇAĞLAR




    Zafer
    Atların kişnemeleri kulaklarda
    Bekliyorlar yine zafer
    İnsanların hep düşünceleri aynı kafalarında
    Sesler geliyor kazanılmış zafer

    Zafer etkiliyor hep bizi
    Zafersiz olmuyor besbelli
    Atım da yeleli mi yeleli
    Zaferden önce ata vurmalı semeri

    (Serdar Sayıl-1979)





    Zafer
    Anneler dindiriniz gönlünüzün yasını,
    Düşman kaniyle sildik palamızın pasını,
    Yeniden çizmek için vatan haritasını,
    Kandan ve kıyametten bir sahneye çevirdik,
    Gökleri çatırdayan bir vatan parçasını.

    Anneler ağlamayın dönmeyenlerinize,
    Vatan katillerini getirdik işte dize,
    Dumlupınar üstünde yol ararken denize,
    Çöktü savletimizden düşmanla dolu dağlar,
    Gökler genişleyerek Akdeniz geldi bize!

    Biz taze kanlarını hürriyetine katan,
    Bir nesliz, ülkemizde biziz yegâne sultan,
    Tanyeri nur alıyor muzaffer alnımızdan...
    Karşımıza çıkmayın Akdeniz dalgaları,
    Yolumuzu bekliyor yekpare ana vatan!

    Kemalettin KAMU




    Zafer Türküsü
    Yaşamaz ölümü göze almayan,
    Zafer göz yummadan koşana gider.
    Bayrağa kanının alı çalmayanın,
    Gözyaşı boşana boşana gider.

    Kazanmak istersen sen de zaferi,
    Gürleyen sesinle doldur gökleri.
    Zafer dedikleri kahraman peri,
    Susandan kaçar da coşana gider.

    Bu yolda herkes bir, ey delikanlı!
    Diriler şerefli, ölüler şanlı.
    Yurt için dövüşen başı dumanlı,
    Her zaman bu şandan, o şana gider.

    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
    mindren bunu beğendi.

Benzer Konular

  1. 30 Ağustos Zafer Bayramınız KUTLU OLSUN | 30.08.2011
    Konu Sahibi CaSh Forum Tebrik,Özel Gün Kutlama ve Hoşgeldiniz
    Cevap: 87
    Son Mesaj : 14.Haziran.2017, 18:14
  2. IMDB #050 | Paths of Glory | Zafer Yolları | 1957 |4 Alt | Download | iNDiR
    Konu Sahibi CSHTR_PRG Forum IMDB Top 250 Filmler | IMDB Top 250 Movies
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 24.Eylül.2010, 15:26
  3. Glory | Zafer | TR Dublaj | 1989 | Rapid | Download | iNDiR
    Konu Sahibi RuhY Forum Http Kısmı Çöp Kutusu
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 15.Ağustos.2010, 18:04
  4. Cevap: 0
    Son Mesaj : 22.Ekim.2009, 20:05
  5. Müzikte zafer korsanın
    Konu Sahibi Sofi Forum Magazin Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19.Ocak.2009, 10:46