Gittigidiyor Reklam

Orman Haftası 21-26 Mart

Orman Haftası Hakkında Genel Bilgi Orman; hayvanların barındı­ğı, çeşitli bitkilerin bulunduğu sık ağaç topluluklarıdır. Ormanda büyük ağaçlar, ağaççıklar, mantar­lar, otlar, yüzlerce, binlerce bitki bir arada bulunur. Çam, sedir, köknar, ladin, ardıç, meşe, dişbudak, kayın, gürgen belli başlı orman ağaçlarıdır. Ağaçlar ya kendiliğinden yetişir, ya da insanların ormana diktiği fidan­lardan oluşur. Ormanın küçüğüne, ağaçların seyrek olduğu yerlere koru denir. Eskiden

Bu konu 1882 kez görüntülendi ve 18 yorum aldı ...

    Konuyu değerlendir: Orman Haftası 21-26 Mart

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1882 kez incelendi.


Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12
Toplam 19 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 19 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1

    Standart Orman Haftası 21-26 Mart

    Orman Haftası Hakkında Genel Bilgi

    [HIDE]
    Orman; hayvanların barındı­ğı, çeşitli bitkilerin bulunduğu sık ağaç topluluklarıdır. Ormanda büyük ağaçlar, ağaççıklar, mantar­lar, otlar, yüzlerce, binlerce bitki bir arada bulunur. Çam, sedir, köknar, ladin, ardıç, meşe, dişbudak, kayın, gürgen belli başlı orman ağaçlarıdır. Ağaçlar ya kendiliğinden yetişir, ya da insanların ormana diktiği fidan­lardan oluşur. Ormanın küçüğüne, ağaçların seyrek olduğu yerlere koru denir.
    Eskiden yeryüzünün büyük bir bölümü ormanlarla kaplıydı. insanların bilgisizlikleri nedeniyle yok edilen ormanların yerini bozkır­lar, çoraklaşan topraklar, çöller aldı.
    İnsanlar her zaman ağaca ve ağaçtan yapılan çeşitli araç ve gereçlere gereksinme duymuşlardır. Ormanlar, ağaçlar, toprağın nemli kalmasını sağlar. Toprak kaymasını (erozyonu) önler, selleri durdurur. Ormanlar yöre­nin iklimini etkiler, yağmur yağmasını sağlar. Çok sıcakları, şiddetli soğuk­ları önler. Ormanlar aynı zamanda av hayvanlarının barınağıdır.

    Ormanlar bir ülkenin doğal güzellik ve zenginlik kaynağıdır. Öte yandan kullandığımız araç ve gereçlerin çoğu ağaçlardan yapılır. Evimiz, önümüzdeki masa, oturduğumuz sandalye, elimizdeki kalem, defterimiz, yaktığımız odun hep ağaç ürünleridir. Ayrıca ağaçlar endüstrinin birçok kollarında, boya sanayiinde, ilaç yapımında kullanılır.

    Bize bu kadar yarar sağlayan, ülke ekonomisinde önemli yeri olan ormanları korumalıyız. Ağaç dikip, yeni ormanlar yetiştirilmesine yardımcı olmalıyız. Ormanlara en büyük zarar insanlardan gelir, insanlar orman işletmelerinden izin almadan, çıra yapmak, reçine çıkarmak için ağaçları yara­larlar. Tarla açmak, yerleşim yeri kurmak, hayvanlara otlak yeri açmak için ormanları yok ederler.

    Ateşin söndürülmeden bırakılması sigaranın söndürülmeden atılması, koskoca bir orman alanının yanıp kül olmasına neden olur. Yanan ormanın yerine yenisinin yetiştirilmesine bir insanın ömrü yetmez.

    Zararlı böcekler, kemirici hayvanlar, özellikle keçiler, ağacın yeni süren dal ve yapraklarını yiyerek ormanlara zarar verirler. Ormanlara zarar vermek, ceza yasalarımıza göre suçtur. Orman suçları bağışlanmaz suçlardandır.

    Ülkemizde ormanların korunması, ağaçlandırma işleri cumhuriyet yönetiminin ilanından sonra ele alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı kuruldu. Her ilde valiler başkanlığında orman yetiştirilmesi için bir kurul vardır. Bu kurul yörede ormanların korunması ve yeni ormanlar yetiştirilmesi için kararlar alır ve uygular. Her yıl Mart ayı içinde bir haftayı Orman Haftası olarak duyurur. Haftanın bir günü Ağaç Bayramı olarak kutlanır. Uygun alanlar ağaçlandırılır. Yeni ormanların yetiştirilmesi için çalışmalar yapılır.

    Ormanların korunması, çevremizin ağaçlandırılması hem yurdumuzun, hem de dünyamızın önemli bir sorunudur. Bu nedenle 27 Mart. Dünya Orman Günü olarak her yıl kutlanmaktadır.

    Bizler de çevremizdeki ağaçların dallarım kırmayanın, fidanları sarsmayalım. Ağaçları zararlı hayvanlardan koruyalım. Yeni fidanlar dikelim. Bu etkinliklerimizi yaşam boyu sürdürelim.

    EK_1

    Ağaç topluluklarının bulunduğu geniş alanlara orman denir.Orman bir ülkenin en önemli doğal zenginlik kaynağıdır.


    Evimizde kullandığımız birçok eşya,okulumuzdaki sıra,masa,pencere,kapı ağaçtan yapılmıştır.Ayrıca hergün kullandığımız kalem,defter,kitap gibi ders araçlarımız da ağaçtan elde edilir.
    Orman,toprak kayması,aşınması(erozyon),sel baskını gibi felaketleri önler.

    Orman,pek çok hayvanın rvi,yuvası ve barındığı yerdir.

    Orman,gittikçe atmosferi kirlenen dünyamızın oksijen kaynağıdır.

    Orman piknik yaptığımız,temiz hava aldığımız,göz zevkimizi tatmin ettiğimiz alanlardır.

    Dünyamızda yaşam başladığından beri canlı,cansız varlıklar bir arada,iç içe yaşayarak bir denge oluşturmuşlardır.Doğal dengenin düzenli olarak sürüp gitmesinde ormanlar çok önemli bir yer tutar.

    Eskiden dünyamızın önemli bir bölümü ormanlarla kaplıydı.Dünya nüfusu arttıkça tükenmez gibi görünen ormanlar azalmaya başladı.Günümüzde tehlikeli boyutlara vardı.Özellikle sanayileşme,ormanların yok olmasına yol açtı.Bu durum karşısında sorumluluk duyan,düşünen insanlar önlem almak gereksinimini dile getirmeye başladılar.Sorun birey ülke sorunu olmaktan çıktı.Uluslar arası düzeye ulaştı ve Birleşmiş Milletler gündemine girdi.Ormanın ve ağacın önemine eğilmek için harekete geçildi.Bütün dünyada orman haftası yapılması için görüşmeler yapıldı.21 Mart’ta Güney Yarımkürede sonbahar,Kuzey Yarımkürede ilkbaharın başlangıç günü olması nedeniyle 1971’de Avrupa Tarım Birliği ve Birleşmiş Milletler Gıda Tarım Örgütü bu günü “Dünya Ormancılık Günü” olarak kabul etmişlerdir.

    Ülkemizde de her yıl bugünden başlamak üzere bir hafta ORMAN HAFTASI olarak değerlendirilmektedir.
    Günün ana amaçları,ormanların korunması,geliştirilmesi,çok yönlü yararlanma ilkeleri gibi konuların çeşitli etkinliklerle halka duyurulması ve halkın bu yönde bilinçlendirilmesini sağlamaktır.

    Konu ülkemiz açısından çok önemlidir.Ormanlarımız gittikçe azalmaktadır.Ormanlar senin,benim,onun değil hepimizin ve gelecek kuşaklarındır.Bugün yurdumuz yüzölçümünün yüzde on üçe yakını ağaçlarla kaplıdır.Özellikle Karadeniz,Marmara ve Akdeniz bölgeleri orman bakımından zengindir.İç Anadolu,Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimiz ağaç bakımından fakirdir.Ormanlarımızın korunmasına ve ağaçlandırılmasına çok önem vermeliyiz.

    Bunun için:
    1. İzin alınmadan ağaç kesilmemelidir.
    2. Kaçak kesim yapanları,ilgililere haber vermeliyiz.
    3. Ormanda,orman yakınında ateş yakmamalıyız.
    4. Ormana yanar kibrit,sigara atılmamalıdır.
    5. Yangın görülür görülmez,en kısa zamanda ilgililere haber verilmelidir.
    6. Ormana başıboş hayvan bırkılmamalıdır.
    7. Her fırsatta uygun yerlere ağaç dikmeliyiz.
    8. Ormanın yararları konusunda sürekli olarak çevremizi bilinçlendirmeliyiz.


    Orman bekçiyle değil,sevgiyle korunur.


    EK_2

    Çok eski çağlarda dünyanın büyük bir kısmı ormanlarla kaplıydı. Alabildiğine uzanan uçsuz bucaksız ormanlarda dev ağaçlar, sayısız hayvanlar, kuşlar, böcekler yaşardı. Bu yüzden dünyanın iklimi ve doğal görünümü de günümüzdekinden oldukça farklıydı.Binlerce yıldır ağaçların acımasızca kesilmesi, insafsızca yakılması sonucunda dünyanın ormanları azaldı. Birçok yerde iyice tükendi. Toprak verimsizleşti, çoraklaştı. Özellikle tarım alanı açmak için ormanların yakılmasıyla çölleşmiş topraklar, uçsuz bucaksız bozkırlar oluştu.Bunun en tipik ve üzücü örneğini yurdumuzda, İç Anadolu ve Doğu Anadolu'da alabildiğine uzanan yozlaşmış bozkırlarda görürüz. Bilim adamlarının araştırmalarına göre 10.000 yıl öncesine kadar, Anadolu'nun % 70'1 ormanlarla kaplıydı. Acımasızca yapılan tahribat sonucu bugünkü hale gelmiştir.

    20. Yüzyıla kadar doğal nedenler, bilinçsiz yararlanmalar ve yangınlarla yok edilen ormanlar günümüzde hızlı nüfus artışı nedeniyle yeni tarım alanları açmak, konut için yer sağlamak, sanayi tesisleri kurmak gibi nedenlerle yok edilmektedir. Ayrıca turizm yapılanması için de önemli miktarda ormanlık alanın, özellikle yurdumuzda, yok edildiği bilinen bir gerçektir.Aşırı sanayileşmenin getirdiği kirlilik de eklenince, ormanların azalmasının yarattığı tehlike, dünyanın ve insanların geleceğini ciddi şekilde tehdit eder olmuştur.Bu tehlikeyle önce Avrupa ilgilendi. Daha sonra Birleşmiş Milletler Örgütü, konuyu uluslararası bir sorun olarak ele aldı.21 Mart günü başlayan hafta, orman sevgisini çoğaltmak, ormanlar hakkında insanları bilgilendirmek, orman konusunu işlemek için "Orman Haftası "olarak değerlendirilmektedir.
    [/HIDE]

    helping_never bunu beğendi.

  2. #11

    Standart Orman ve Çevre

    Orman ve Çevre

    Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de binlerce yıldır ormanların değeri; genellikle ormanların kereste üretim kapasitesi ile ya da ormanlardan elde edilen yakacak miktarıyla ölçülmüştür.

    [HIDE]
    Binlerce yıldır hakim olan bu düşünce sonucu önce ağaçlar kesilmiş veya yakılmış, daha sonra toprak çoraklaşıncaya veya tamamen verimsiz hale gelinceye kadar otlatılmış ya da ektansif tarla tarımı yapılmıştır. Bunun en acı örneğini iç Anadolu ve Doğu Anadolu'da göz alabildiğine uzanan bozkırlarda görmekteyiz. Bilimsel verilere göre bundan 10.000 yıl öncesine kadar % 70'i ormanlarla kaplı olan Anadolu, yıllarca o kadar insafsızca tahrip edilmiştir ki; bugün birçok insana "Çölleşmeye yüz tutmuş bu alanlar neden yurt tutulmuştur?" sorusunu sorduracak bozkırlar haline getirilmiştir.

    20. Yüzyıla kadar, usulsüz faydalanmalar, doğal nedenler, savaşlar ve yangınlarla tahrip edilen orman alanları, günümüzde hızlı nüfus artışı sonucunda ortaya çıkan yeni tarım alanları kazanma arzusu, daha fazla yapacak ve yakacak ihtiyacı ve sanayileşme sonucu ortaya çıkan asit yağmurları gibi yeni sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Çeşitli kaynaklara göre bugün dünyamızda her otuz saniyede, bir hektar orman yok edilmekte olup, insanlığın geleceğini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.

    Ormanların yapacak ve yakacak değeri; bulunduğu ekosistemin, sonuçta ülkenin ve tüm yeryüzünün ekolojik dengesinin sağlanmasındaki işlevleri ve önemi yanında oldukça az öneme sahiptir. Bu nedenlerle ormanlarla ilgili yönetim planları hazırlanırken; tüm çevre koruma, sosyal ve ekonomik konular bir arada düşünülmeli, program ve stratejiler geliştirilirken ekolojik bütünlük ve sürdürülen üretkenliğin devamı göz önünde bulundurulmalıdır.Ormanların yapacak ve yakacak dışındaki sayısız değerlerinin başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz:

    •Ormanlar, çeşitli ağaç türlerinin yanında, çok zengin orman altı bitki türleri, yaban hayvanları, mikro organizmalar, böcekler, kuşlar, balıklar ve memeliler için en önemli tabiatlardan biridir. Bu özelliklerinden dolayı doğal dengenin korunması, işlenmesi ve genetik kaynakların devamının sağlanması açısından son derece değerli ekosistemlerdir. Özellikle tropikal yağış ormanları, biyolojik üretkenlik açısından yeryüzünün en zengin parçalarıdır.

    •Ormanlar, çevrenin iklimini önemli ölçüde etkiler. Yıllık sıcaklık değişmelerin! azaltarak, yörenin iklimini yumuşatır. Havanın nemini ve yağışları artırır ve düzenli yağmasını sağlar. Rüzgarların şiddetini azaltır. Bunların yanında, sera etkisi yapan gazları toplama kapasitesiyle, global ölçekte tüm yeryüzünü tehdit eden iklim değişikliğini yavaşlatıcı etki yapar. Yeşil bitkiler, özümleme ile her yıl atmosferdeki toplam karbonun % 14'ü olan,100 milyon ton karbonu alır. Yaklaşık aynı miktardaki karbon da bitki solunumu ve organik maddelerin çürümesiyle atmosfere verilir.Milyonlarca yıldır bitkiler özümleme ile atmosferdeki CO2 gazını kullanarak dengede tutmuştur. Fakat son yıllarda organik kökenli yakıtların tüketimindeki artış, atmosferdeki CO 2 dengesini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Bunun sonucu ısının 1 derece artması bile yeryüzünde büyük değişmelere neden olacak ve çok tehlikeli sonuçlar yaratacaktır. Aynı zamanda ormanlar, denizlerden sonra en fazla O2 üreten doğal kaynaktır. Bir araştırmaya göre 25 metre boyunda ve 15 metre tepe çapındaki bir kayın ağacı saatte 1,7 Kg. O2 üretmektedir. Bu miktar 72 kişinin bir saatte tükettiği O2 miktarına eşdeğerdir. Yine aynı kayın ağacı bir saatlik özümleme sırasında 2.350 Kg.CO 2 gazını kullanmakta olup, bu değerde 40 kişinin bir saatte çıkardığı CO 2 miktarına eşittir. İnsan sağlığı açısından ormanların diğer bir özelliği de, atmosferdeki gaz, duman, buhar ve toz şeklindeki maddeleri tutarak zararlı etkilerini önler ya da zarar derecelerini önemli ölçüde azaltır.

    •Ormanlar dünya su çevriminde ve rejiminde düzenleyici rol oynadığı gibi, bulundukları bölgenin su kaynaklarının verimliliğini arttıran, devamlılığını, düzenliliğini ve su kalitesini sağlayan en önemli doğal regülatörlerdir. Özellikle su rejimi üzerinde olumlu etkisi Türkiye gibi dağlık arazilerde daha büyük önem taşımaktadır. Bu tür arazilerde yağışla gelen suların arazide uzun süre tutulmasını, bütün canlıların bu sudan azami derecede faydalanmasını sağlamakta, sel ve taşkınları engelleyerek büyük zararları önlemektedir.
    •Ormanların bir başka özelliği de toprak oluşumunu ve verimini arttırıcı etki yapması, erozyonu engelleyerek toprak kaymasını önlemesidir. Ülkemiz topraklarının, topogratik yapısı nedeniyle % 90'ından fazlasının çeşitli derecelerde erozyona uğramakta, her yıl akarsularla, 10 cm kalınlığında ve Kıbrıs Adası büyüklüğündeki, 500 milyon ton ağırlığında toprak kitlesi denizlere taşınmaktadır.

    Bu kadar şiddetli bir erozyonun olduğu bir ülkede, tarımın geleceği için tehlike çanları çalmaya başlamış demektir.

    Bugün sulama ve enerji üretimi amacıyla, iç ve dış kaynaklı çok büyük paralar karşılığında kurulan barajlarımızın pek çoğu, havzada ağaçlandırma çalışmalarına önem verilmediği için şiddetli erozyon sonucu hızla dolma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Nitekim Keban Barajı Fırat ve Murat nehirleri, Munzur Çayı, Peri ve Çatlı suları ile yılda toplam 31.5 milyon ton sediment taşınmaktadır. Böylece barajın faaliyete geçtiği 1974 yılından bu yana, baraj tabanında 550 milyon tonun üzerinde sediment toplandığı tahmin edilmektedir. Maalesef, genellikle ormanlardan uzak ve tamamen çıplak olan baraj havzalarımızın hemen hepsinde aynı durum söz konusudur. Bu nedenle bir an önce baraj havzalarında arazi kullanım planları yapılarak, tarım yapılan sahalarda koruyucu tedbirlerin alınması, süratle ağaçlandırma çalışmalarının yapılması gerekmektedir.

    •Ormanlar yerel halk için sosyo kültürel bir çevre oluşturmaktadır. Çevresini süsler, güzelleştirir ve doğal peyzajı tamamlayarak estetik etkisini artırır. İnsanların piknik yapma, eğlenme, dinlenme, gezip dolaşma ile dağ sporları, kayak yapma ve avcılık gibi sportif faaliyetlerin yapılmasına, her türlü kamp alanlarının kurulmasına uygun koşullar yaratır. Orman içinde ateş yakmak da çok tehlikelidir. Çeşitli ve zorunlu nedenlerle ateş yakarsak, isimiz bittikten sonra ateşin üzerine toprak atıp iyice ve tam olarak söndürmeliyiz.
    Söndürülmeyen ateşi rüzgar sağa sola götürür, yangın çıkmasına neden olur.Biz yakmamış olsak bile ormanda iyice sönmemiş ateş görürsek hemen söndürmeleyiz. Kendimiz söndüremiyorsak çevreden yardım istemeliyiz; karakola, muhtara, resmî kuruluşlara haber vermeliyiz. Bu, bir vatandaşlık görevidir.

    Kaçak ağaç kesimini önlemek:

    Kaçak ağaç kesmek de ormanları yok eden başka bir sebeptir. Ormandan izinsiz ağaç kesmek, bindiğimiz dalı kesmek demektir. Çünkü usulsüz ağaç kesmek, ormanların büyüyüp gelişmesini engeller.Ormandan ağaç kesmenin bir yolu vardır. Orman mühendisleri, ormanda her yıl hangi ağaçların kesileceğin! belirtirler. Belirtilen bu ağaçlar kesilmelidir. Buna "düzenli kesim" denir. Düzenli kesimle hem ihtiyaçlar karşılanır, hem de ormanların büyümesi, gelişmesi sağlanır.

    Keçilerden korumak:

    Keçiler de ormanların baş düşmanıdır. Çünkü keçiler, genç fidanların uç dallarını yemesini pek severler. Ormana girince küçük demez, büyük demez, yetişebildikleri her şeyi yerler.

    Bu yüzden uç dalları koparılmış fidanlar da büyüyemez, ölür. Körpe fidanlar böyle yok ola ola, orman da köyümüzden, kentimizden uzaklaşır.Yapılacak iş ormana zararlı olan keçi yerine, koyun, inek gibi hayvanları beslemek ya da keçileri ormandan uzak tutmaktır. Tarla açmayı önlemek: Ormanın değerini bilmeyenler, bazan bir karış toprak için binlerce ağaca kıyarak tarla açarlar. Bu şekilde tarla açmak, bize hiçbir şey kazandırmaz. Gerçekte orman toprağı çok verimli değildir. Bu yüzden ormandan açılan tarlalar pek verimli olmaz. Birkaç yıl ekildikten sonra verim iyice düşer. Emeğimizin karşılığını alamayız.

    Alamayınca da üç beş yıla bir yeni tarla açmak isteriz. Sonunda memleketimizde orman kalmaz.Tarla yoksa, orman işlerinde çalışılmalıdır. Hayvan beslenmelidir. Arıcılık, tavukçuluk yapılmalıdır.
    [/HIDE]
    helping_never bunu beğendi.

  3. #12

    Standart Ormancılık nedir?

    Ormancılık nedir?

    [HIDE]
    Ormancılık, toplumun orman ürünlerine ve hizmetlerine olan gereksinimlerini sürekli ve optimal olarak karşılamak amacıyla biyolojik, teknik, ekonomik, sosyal, kültürel ve yönetsel çalışmaların tümünü kapsayan çok yönlü ve sürdürülebilir bir etkinlik olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyimle ormancılık, biyolojik ve teknik özelliğinin yanında ekonomik, sosyal, kültürel ve yönetsel boyutu ön planda olan bir orman kaynakları yönetim mesleği olarak algılanmaktadır. Ormancılık; orman kaynaklarına toplumun refahı doğrultusunda bilinçli müdahale etmektir. Bunu yaparken, toplum taleplerini, ormancılık sektörünün diğer sektörlerle, bölgeyle ve makroekonomik yapıyla olan ilişkilerini, ülke ve sektör kısıtlarını dikkate almak, parasal faydaları diğer faydalarla dengelemek, ekonomik, sosyal ve biyofizik sonuçları farklı olan alternatifler üretmek ve çok ölçütlü karar verme tekniklerini kullanarak aralarından seçim yapmak çağdaş ormancılık anlayışının gerekleridir.

    Ormancılığı diğer sektörlerden ayıran, kapsamının ve boyutlarının açıklanmasına yardımcı olan en önemli özellikleri şunlardır;

    Ormancılık doğal şartlara açık bir arazi işletmesidir. Her şeyden önce toprağa bağlı, yenilenebilen biyolojik bir varlık söz konusu olduğu için her türlü risk faktörü önem arz etmektedir.

    Ormancılık sektöründe üretim süresi (idare süresi) diğer sektörlere göre daha uzundur. Genellikle 20 yıldan az olmayan üretim süresi, bazı ağaç türleri için 200 yıla kadar çıkmaktadır Keza toprak faktörünü de en çok kullanan bir sektördür. Dolayısıyla zamanı ve mekanı yoğun olarak kullanan sektörlerin başında gelmektedir.

    Ormancılıkta çok yönlü yararlanma esastır. Yani sadece maddesel ürünler değil, zamana ve mekana bağlı olarak ondan daha önemli olan ve çoğu kez değeri para ile ölçülemeyen hizmetler ve faydalar da söz konusudur. Toplumsal faydalar yaratma, iktisadilik, verimlilik, sürdürülebilirlik, çok yönlü yararlanma vb. ilkeler kârlılıktan daha önemli olduğundan sermayenin % 3 gibi düşük bir faizle çalıştığı kabul görmektedir. Bu özellik çok boyutlu karar vermeyi bir zorunluluk haline getirmekte, uzun dönemli, tutarlı ve çok boyutlu planlamanın gereğini ve önemini ortaya koymaktadır.

    Ormancılıkta sadece bugünkü nesillerin ihtiyaçlarını karşılamak yeterli değildir. Gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da bugünden gözetmek gerekir. Bu anlayış devamlılık ilkesini doğurmuştur. Sürdürülebilir kalkınmanın temelinde ekonomi ve ekolojinin birbirini dengeleyecek şekilde uyumlaştırılması yer aldığından ve de ormanlar kara ekosistemleri içinde büyük paya sahip olduğundan, sürdürülebilir kalkınmanın yolunun sürdürülebilir ormancılıktan geçtiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle ormancılıkta kısa vadeli yaklaşımlar yerine sürdürülebilirlik yaklaşımının esas alınması zorunludur.

    Ormancılık kapital yoğun bir sektördür. Özellikle odun hammaddesi üretiminde bu kapitalin % 90’ını arazi ve ağaç serveti oluşturmaktadır. Tamamı öz sermaye olup, ürün ile sermaye değerlerinin sağlıklı bir şekilde tayin edilmesinde birtakım güçlükler vardır. Keza, ürün ile kapital canlı bir varlık olan ağaç servetinde özdeşleşmiştir.

    Ormancılık sektörü ürettiği pek çok mal ve hizmetlerle kendisi dışındaki pek çok sektöre girdi vermektedir. Yani pek çok sektöre alt yapı oluşturmakta, hazır arz yaratarak etkin faaliyet göstermelerini sağlamakta, dolayısıyla makro amaçlara ulaşmada ve sosyo-ekonomik yapıyı geliştirmede (istihdam, katma değer yaratma vb.) önemli bir sektör görünümündedir. Bu özelliği nedeniyle ileri bağlantıları yüksek bir sektördür. Buna karşılık diğer sektörlerden pek az girdi aldığı için geri bağlantıları düşük bir sektördür.

    Ormancılık sektörü girdi-çıktı ilişkileri ya da teknoloji ve ölçek yönünden esnek olan, dolayısıyla stratejik ve taktik nitelikli bir sektördür.

    Ülkemizde kişi başına düşen orman alanı 0,34 ha olup, gelişmiş ülkelere göre düşük bir düzeydedir. Yaklaşık % 25’i ağaçlandırma ile verimli hale getirilmesi mümkün görülen ormanlarımızın 3,5 milyon hektarı aynı zamanda orman üstü ve orman içi mera niteliğindedir. Bozuk ve verimsiz karakteri ağır basan ormanlarımızın biyolojik çeşitlilik ve miktar olarak da ülke yüzeyine dengeli dağılım göstermemektedir.

    Türkiye’de ormancılık; ulusal kalkınma planlarına göre Tarım Sektörü içinde bir alt sektör olarak yer almaktadır. Devlet İstatistik Enstitüsünün birincil ve ikincil orman ürünlerinin ve hizmetlerinin bilançolara yansıyan parasal değerlerine göre yaptığı hesaplamalar sonucunda ormancılık sektörünün GSMH’ya katkısı % 0,8 bulunmuştur. Ancak, diğer sektörlere bedelsiz veya düşük bedelle verilen girdilerden doğan sübvansiyonlar da dikkate alındığında bu pay % 2 düzeyine ulaşmaktadır. Buna bilançolara yansımayan ot, yaprak, su, bal, reçine vb odun dışı ürünler eklendiğinde gerçek katkı payı bulunmuş olacaktır.

    Türkiye ekonomisini oluşturan 64 sektörün ileri bağlantısı ortalama 0,387 iken, ormancılık sektöründe bu rakam 0,786’dır. Yani ormancılıktaki birim çıktının öteki sektörleri uyarma veya geliştirme etkisi pek çok sektörden büyüktür. Ormancılık sektörünün geri bağlantısı ise, ülke ortalamasından (0,387) küçüktür (0,127). Diğer yandan, sektörün istihdam çarpanı 0,291 olup, 64 sektör içerisinde 17. sırada yer almaktadır. Yani birim çıktı başına en çok istihdam sağlayan sektörler arasındadır.

    Ormancılık sektörü yılda yaklaşık 3,5 milyon ton fuel-oil e eşdeğer bir enerji katkısı sağlamaktadır.

    Türkiye’de ormancılık, genel kabulün aksine emek-yoğun bir sektördür. Sadece Orman Bakanlığı yıllık ortalama 15 milyon adam-gün işlendirme olanağı sağlamaktadır. Orman köylerine ve diğer sektörlere yaptığı kaynak aktarımı da yüksektir.

    Ormancılık sektörü doğal yaşamın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında önemli bir işleve sahiptir. Keza ülkemizde önemli olan erozyonun önlenmesi, su rejiminin düzenlenmesi, toplum sağlığı, iklimi düzenleme, çevresel, rekreasyon, turizm vb. kolektif faydaları nedeniyle önemli ve vazgeçilmez bir sektördür.

    Kadastro ve mülkiyet problemleri halledilmemiş, kırsal yoksulluğu had safhada olan yaklaşık sekiz milyon orman köylüsünü içinde barındıran ve dolayısıyla sosyo-ekonomik baskılardan fazla etkilenmekte olan bir sektördür.
    [/HIDE]
    helping_never bunu beğendi.

  4. #13

    Standart Ormanı Koruyalım (Masal)

    Ormanı Koruyalım (Masal)

    Jacqueline Rainaud
    Altın Kitaplar

    Çeşme alanında bir telaştır gidiyordu. Mahallede oturanlar gece gözlerini bir an bile kırpmamışlardı.

    [HIDE]
    Dodo, "Gün doğana dek kim çıkardı bunca patırtıyı?" diye sordu.
    Momo, "Aman başım!" diyerek inledi.

    Tombiş Bakkal, "O çığlıklar, o müzik kulaklarımda hala güm güm ötüyor!" diye yakındı. Tombul teyze söze karıştı."Demek sizler de uyuyamadınız? Gerçekten de toplumun huzurunu bozmak çok çirkin bir davranış! Bu gürültünün nereden geldiğini kesinlikle bulup öğrenmek gerek!"

    Tavşan Titu, bir öneride bulundu. "Kim gelecek benimle? Birkaç kişi olursak, kısa zamanda sorumluları ele geçiririz..."

    Gönüllüler küçük kümeler halinde ormana dağıldılar. Suçluların izini Ponpon'la Tonton hemen buldu.

    "Şşt! Şşt! Sakın gürültü yapmayın!" diye tembih ettiler.
    Tombalak Tavşan, bilgiç bilgiç güldü.
    "Tabi uyurlar! Böylesine bir gecenin ardından uyumayıp da ne yapacaklardı ki! Doğrusu, canım onları uyandırmayı çok istiyor!"

    Çabuk gelin, şu hale bakın! Ateş sönmemiş, çöpler de her yana saçılmış! Ne pismiş bunlar!" diye Bonbon bağırdı.

    Ponpon'la Tonton, hemen koşup olan biteni Büyükbabalarına anlatınca yaşlı adam çok şaşırdı.
    "Ateşi söndürmemek son derece tehlikeli!" diye öfkeyle söylendi. "Yangın çıkabilir. Üstelik, çöpleri ortada bırakmak da olacak şey değil! Şişeler, konserve kutuları, plastik torbalar kendiliğinden çürüyüp yok olmaz,doğaya karışmazlar. Bu böyle sürerse güzelim ormanımız çöplüğe döner.Hemen eyleme geçmeliyiz, çabuk! Her şeyden önce size uyarı levhaları hazırlamanızı ve her yana çöp tenekeleri koymanızı öğütlerim."

    Ormanda gezmeye çıkan konaklamacılar ortada yokken kamp yerinin çevresine, yaşlı Büyükbabanın istediği gibi levhalar yerleştirildi.

    Ponpon ortaya bir öneri attı, "Biz onlara örnek olursak yaptıkları hatayı anlarlar. Haydi işe büyük temizlikten başlayalım. Dönüp geldiklerinde her yer öylesine temiz olsun ki, yaptıklarından utansınlar."

    Tonton çöp tenekesini iyice görünür bir yere koyarken, "Umarız utanırlar," dedi.
    Ne yazık ki tüm yaptıklarına rağmen yine gürültülü bir gece geçirdiler. Ertesi gün bizimkiler olay yerine geldiklerinde gördüklerinden büyük bir düş kırıklığına uğradılar.
    "Yoksa bunlar okuma bilmiyor mu?" diye bağrıştılar.

    Dodo dayanamadı. "bu sersemlerin ormana hiç mi hiç saygıları yok! Madem öyle, biz de elimizden geleni ardımıza koymayalım, onlara güzel bir ders verelim!" peki ama, bizimkiler şu balkabağıyla ne yapıyorlar acaba?
    "Hu!..Hu!...Hu!..."
    "Neler oluyor? imdat!"

    Ponpon, Tonton ve arkadaşları sahneye koydukları bu oyundan çok mutlu, "nasılmış! İşte orman öcünü alıyor," diye fısıldaştılar.
    Dodo çok eğleniyordu."Bu sözde canavarların sadece balkabağı olduğunu bir bilseler!..."
    Bu arada kampçılar korkudan çılgına dönmüşlerdi. "Kaçalım buradan! Bu orman perili!" diye bağrışıyorlardı.

    Sabahleyin kampçılardan iz bile kalmamıştı. Ormanda her şey eski düzenine girmiş gibiydi.
    Ama birden...
    Bizimkiler telaşlanmışlardı. "Bu gürültü de ne? Ha gezmeye çıkanlarmış!... Peşlerinden gidelim!" diye karar verdiler.

    "Bakalım çabalarımız bu kez karşılığını alacak mı?..." küçük bir çocuğun çöp tenekesine çöp attığını görünce hepsi birden,"Yaşasın!" diye bağrıştılar."
    "Kazandık! Bundan sonra ormana saygı gösterilecek demektir."

    Bir an ormanın tehlike de olduğunu düşünen Bay Baykuş o akşam, "Oh! Orman hiç bu denli güzel olmamıştı", diye içinden geçirdi.

    "Her neyse, artık rahat uyuyabilirim, herkes bizim kadar ormana saygı gösteriyor..."
    [/HIDE]
    helping_never bunu beğendi.

  5. #14

    Standart Ormanın Sağladığı Yararlar

    Ormanın Sağladığı Yararlar

    [HIDE]
    Atalarımız, "Ormanlar yağmurun yuvalarıdır." demişler. Doğru bir söz değil mi? Ormanlık yerlere, ormansız yerlerden daha çok yağmur düşer. Bunu hepimiz biliriz. Çünkü ormanlar yağmur bulutlarını çeker, bol yağışa sebep olur. Yalnız yağışa sebep olmakla kalmaz, yağan yağmurların sel haline gelmesini de engeller. Böylece toprakların taşınmasını önler, toprakları korur.

    Ormanlardan çeşitli ürünler elde ederiz:
    Bugün orman ürünlerinden elde ettiğimiz pek çok şey vardır. Çevremize şöyle bir baktığımızda bunları görebiliriz: Evimizdeki masa, sandalye, döşeme ağaçtan yapılmıştır.Köprüler, iskeleler, telefon direklerinin çoğu ağaçtan yapılır. Yakacak odunumuz ormandan gelir. Ağaçlar fabrikalarda işlenerek daha pek çok şey elde edilir.Kısacası kibrit çöpünden oduna, okulun sırasından, kara tahtasından, binaların yapımına ve defter kağıdından sunî ipeğe kadar birçok şey hep ağaçtan yapılmıştır.

    Ormanlar suların düzenli akmasını sağlar:
    Orman toprakları, suyu emer. Böylece suların düzenli akmasını sağlar. Şiddetli yağmurların felaket haline gelmesini önler. Çünkü ağaçlar, gövdeleri ve yapraklarıyla suların hızını keser, yavaş akmasını sağlar.Ormanlar köy ve kasabalarımızı su baskınlarından korur. Sularla sürüklenen taş, toprak ve benzeri maddelerin hızını keser. Kısacası bir yerde orman varsa, orada sular düzenli akar, seller olmaz.

    Ormanlar toprağın akıp gitmesini önler:
    Ormanlık arazide ağaçların kökleri toprağı sıkı sıkıya tutar. Ağaçlardan dökülen yapraklar da, toprağın üzerinde kalın bir örtü meydana getirir. Sonra bu yapraklar toprakla karışır. Böylece suyu kolay geçiren bir toprak oluşur. Suyu çok geçiren topraklar az aşınır. Ağaçların yaprakları da yağmur sularının hızını keser. Bu yüzden yağmur suları hızlı olarak toprağa düşemez. Onun için de sular ve rüzgarlar toprakları kolayca alıp götüremez. Böylece erozyon önlenmiş olur.Ağaçlar, kökleriyle toprağı sıkı sıkıya tuttuğundan, ormanlık yerlerde toprak kaymaları da pek olmaz.Ormanlar deniz kıyısında da kumların içerilere taşınmasını önler. Çünkü rüzgarlar ormansız kıyılardan kumları içerilere kadar taşır. Kilometrelerce araziyi kum içinde bırakır. Ormanlık olan kıyılarda bu durum görülmez.

    Ormanlar yaşayışımıza canlılık katar:
    Ormanlık bölgelerin havası sağlığımız için çok iyidir. Çünkü ormanlar pis havayı temizler. Ormanlık bölgelerde sıcak ve soğuk hava durmadan yer değiştirir. Temiz hava insanı sağlıklı kılar. Hastanelerin, dinlenme evlerinin, kampların ormanlara yakın yerlerde kurulması bu yüzdendir.Ormanlık yerlerde, şiddetli soğuklara, kurutucu sıcaklara rastlanmaz. Ormanlar yumuşak, tatlı iklimin doğmasına yol açar.Ormanlar, hayvanların da barındığı bir yerdir. Onun için ormanlık bölgelerde her çeşit hayvan bulunur.

    Ormanlar yurt savunmasında bize yardım eder:
    Savaş zamanında ormanlar askerlerimizi, tanklarımızı, cephanemizi saklayacağımız güvenilir yerlerden biridir. Bu yüzden ormanlar savaş zamanlarında da çok işimize yarar. Ormansız bölgelerde gizlenmek, saklanmak zor olur. Ayrıca savaşta kullanılan çeşitli patlayıcı maddelerin yapımında da orman ürünlerinden yararlanılır.
    [/HIDE]
    helping_never bunu beğendi.

  6. #15

    Standart Ormanlarla İlgili İlginç Bilgiler

    Ormanlarla İlgili İlginç Bilgiler

    [hide]
    Tüm avrupa’da 12 bin tür bitki var.Türkiye’de ise 9000.

    Dünyada her yıl 16 milyon hektar orman alanı yanmaktadır.(82 Nijerya kadar)

    Son 30 yılda dünya orman örtüsünün beşte biri yok oldu.

    Yetişmiş bir ağaç günde 17 kişinin oksijen ihtiyacını karşılıyor ve 22.5 kilogram karbondioksiti yok ediyor.

    Dünyadaki kağıt tüketiminin yarısı geri kazanılsa,Her yıl 8 milyon hektar orman alanı korunabilir.

    Dünyamız dakikada 21 hektar orman alanı kaybediyor.

    Her yıl doğaya 7 ağaç borcumuz var!
    Çünkü;
    Bir yıl içinde, kullandığımız kağıt-kartonlar ve ayrıca yaşamsal ihtiyaçlarımız için 7 adet ağacı tüketiyoruz.

    Bir avrupalı yılda ortalama olarak 300 kg. Kağıt ve kağıt ürünleri tüketmektedir.

    Dünyada her yıl kağıt tüketiminin yarısı geri kazanılsa, Türkiye büyüklüğünde bir ormanlık alan yok olmaktan kurtarılmış olur.
    [/hide]
    helping_never bunu beğendi.

  7. #16

    Standart Rekortmen Ağaçlar

    Rekortmen Ağaçlar
    [HIDE]


    En Hacimli Ağaç:

    Yeryüzünde yaşayan en hacimli varlık, Sequoia Ulusal Parkında (Kaliforniya, ABD) bulunan 85 metre yüksekliğindeki kaliforniya sekoyasıdır. (Sequoiadendron giganteum) "General Sherman" adı verilen bu ağacın gövdesinin çapı (yerden 1.52 m. yükseklikte) 24.32 metredir. Odunundan 5 milyar kibrit yapmak mümkündür. Yaprakları mavimsi yeşil olan bu ağacın kızılkahverengi kabukları yer yer 61 cm. kalınlığındadır. 1968 de yapılan resmi açıklamada bu ağacın ağırlığı 2030 ton olarak belirtilmiştir.

    En Geniş Gövdeli Ağaç:

    Meksika'nın Onaxaca eyaletinde bulunan "Santa Maria del Tule" adlı Montezuma selvisinin yerden 1.52 cm. yükseklikte gövde çapı 34.1 - 34.4 metredir. Etna dağı(Sicilya,İtalya) üzerinde bulunan ve "Yüz At Ağacı" adıyla anılan kestane ağacının ise gövde çapının 51 metre olduğu 1972 yılında açıklanmıştır.

    En Hızlı Büyüyen Ağaç:

    Botanik açıdan ağaçsı ot olarak sınıflandırılan Bambu sayılmazsa, dünyanın en hızlı büyüyen ağacı 17 Haziran 1974'te Malezya-Sabah'da dikildikten sonra 13 ayda 10.74 metre büyüyen bir "Albizzia falcata" dır... 30 metreyi en kısa sürede geçme rekoru 5 3/4 yılla Papua Yeni Gine'de bulunan bir Okaliptüs ağacınındır.

    En Yavaş Büyüyen Ağaç:

    Ağaçların büyümeleri büyük çapta koşullara bağlı olsa da, porsuk ve şimşir gibi türler herzaman yavaş büyürler. Bu konuda en aşırı örnek Kutup ağaç sınırı yakınlarında 98 yılda ancak 28 cm. büyüyebilen ve gövde çapı yalnızca 2.5 cm ye ulaşan bir Sitka Ladinidir.
    [/HIDE]
    helping_never bunu beğendi.

  8. #17

    Standart Yaban Ormanları

    Yaban Ormanları

    [HIDE]
    Bulunduğumuz yerlerin çevresinde çeşitli ormanlar vardır. Buralarda bodur ağaçlardan, minareler gibi uzun ağaçlara kadar çeşitli ağaçlar görürüz. Bunlar, bizim iklimlerde yetişen ağaçlardır. Bir de bizim görmediğimiz, adım atılmamış, balta girmemiş ormanlar vardır ki oralarda dağlar gibi boy atan ağaçlar bulunur. Aralarında da bizim ormanlarımızda gördüğümüz sincaplar, karacalar, tilkiler değil, çok korkunç, yırtıcı hayvanlar yaşar.Birçoklarının "yağmur ormanları" adını verdiği "tropikal ormanlar" bir yeşillik okyanusuna benzetilebilir. Bu ormanlarda akarsular, üzerlerini örten yoğun, sık ağaç dalları yüzünden görülemezler. Sanki yeşil bir tünel içinde akıp gitmektedirler.Yaban ormanlarında bulunan hayvanlar, bitkiler aklın alamayacağı kadar çok çeşitlidir. Bu bakımdan, denizlerden hiç aşağı kalmazlar.

    Bir kilometre karelik bir bölgede binlerce çeşit bitkinin yaşamasına karşılık, ılıman bölgelerde en çok 20 çeşit bitkiye rastlanır.Tropikal orman içinde yürürken bir ara durup çevremize bakınacak olursak her yandan hayat fışkırdığını görürüz.Yaban ormanlarında hemen her mevsim yazdır.Yağmurların azalıp çoğalmasından başka hiçbir mevsim ayrımı yapılamaz. Güneşin kızgın sıcağı, nemin etkisiyle büyüyen bitkilerin çoğu dev boylara ulaşmıştır. Menekşelerle aynı takımdan olan birçok bitki, kiraz ağacı boyuna erişir. Güller de 5-6 metre boyunda birer ağaç olurlar. Bütün bunların arasından birdenbire 70 metreye yükselen dev ağaçlar sivriliverir.Bu yaban ormanları Afrika'da Kongo Havzasında, Guinea Körfezi kıyılarında, Madagaskar Adası'nın doğu kesimlerinde, Güney Afrika'da, Amazon Bölgesinde, Büyük Okyanus'ta Endonezya Adalarında, Hindistan'ın batısında görülür.
    [/HIDE]
    helping_never bunu beğendi.

  9. #18

    Standart Yurdumuzda Millî Parklar

    Yurdumuzda Millî Parklar

    [HIDE]
    Bilimsel incelemeler, araştırmalar yapmak, halkın dinlenmesini sağlamak, turizme cevap vermek, doğal ve kültürel değerleri korumak gibi amaçlarla doğal ve estetik bakımdan yeterli durumda bulunan kimi orman alanları "Millî Park" haline getiriliyor. Millî parklarda ekonomik yönden sadece turizm etkinliğine izin verilir. Çok küçük bir istisna dışında avlanmak da yasaktır.

    1. Yozgat Çamlığı
    2. Kuşcenneti (Balıkesir-Bandırma)
    3. Karatepe-Aslantaş (Adana)
    4. Uludağ (Bursa)
    5. Soğuksu (Ankara-Kızılcahamam)
    6. Dilek Yarımadası (Kuşadası)
    7. Sipildağ (Manisa)
    8. Köprülü Kanyonu (Antalya-Manavgat)
    9. Kızıldağ (Isparta)
    10. İlgaz Dağı (Çankırı-Kastamonu)
    11. Termessos (Antalya)
    12. Başkomutan Parkı (Afyon)
    13. Adıyaman Nemrut (Adıyaman)
    14. Göreme (Nevşehir)
    15. Kovada (İsparta)
    16. Maçka Altındere Vadisi (Trabzon)
    17. Munzur Vadisi (Tunceli)
    18. Boğazköy Alacahöyük (Çorum)
    19. Olimpos Beydağları (Antalya)
    20. Gelibolu Yarımadası (Çanakkale)

    Millî Parklar Yasası'na göre, uygun olan alanlar, Bakanlar Kurulu kararıyla "Millî Park" olarak belirlenir.

    Millî Parklar Kanunu kapsamına giren yerlerde doğal ve ekolojik denge bozulamaz, yaban hayatı tahrip edilemez. Toprak, su ve hava kirlenmesi gibi çevre sorunları yaratacak etkinlikler yapılamaz. Yasada yazılı yasaklara ve zorunluluklara aykırı davrananlar cezalandırılır.
    [/HIDE]
    helping_never bunu beğendi.

  10. #19

    Standart Orman Haftası Şiirleri

    Ağaca Övgü

    [HIDE]



    Evlerimin eşiği,çocuğumun beşiği
    Sıra dağların görülen güzelliği,
    Toprakların yüreği,
    Bayrakların direği
    Ağaçlardır,ağaçlar.

    Toprağı kaydırmayan,durduran seli,
    Yağmuru çeken,toprağa döken,
    Güneşi kesen,tozu dindiren
    Ağaçlardır,ağaçlar.


    Yeşiller içinde ağaç yeşili,
    Ağaçtır toprağın türküsü,dili,
    Bana şu dağları sevdiren
    Ağaçlardır,ağaçlar.

    Zeki TEOMAN



    Ağacım




    Mahallemizde
    Senden başka ağaç olsaydı
    Seni bu kadar sevmezdim.
    Fakat eğer sen
    Bizimle beraber
    Kaydırak oynamasını bilseydin
    Seni daha çok severdim.

    Güzel ağacım!
    Sen kuruduğun zaman
    Biz de inşallah
    Başka mahalleye taşınmış oluruz.

    Orhan Veli KANIK



    Ağaç Dikiniz




    Ağaçsız ilerleme, gerileme sayılır,
    Göklere ermek için yerde yeşil yapmalı.
    İlerleme güneşi ağaçlıktan hız alır,
    Bir başıma demektir, en ufak söğüt dalı.
    Ne yokluktan iz kalır, ne sıkıntı duyulur,
    Sularımız çoğalır, tarlamız bitek olur.
    Öz yurdumun bağrında fışkırınca ağaçlar,
    Sevinçlidir işçiler, gürbüzleşir her çocuk
    Ülkenin her yerinde bir yeniliktir başlar,
    Zenginimiz çoğalır, yurttan kaçar yoksulluk.
    Ne yoksulluktan iz kalır, ne sıkıntı duyulur
    Sularımız çoğalır, tarlamız bitek olur.

    Kerim YUND



    Ağaç Diyor ki




    Ben küçücük bir ağacım,
    Yurdumun bir bahçesinde,
    Topraklar tüterken görün,
    Dallar da çiçeklensin de.

    Her şeyimle yararlıyım,
    İnsanoğluna dünyada,
    Çiçeğim, yaprağım, gölgem
    İri dallı zerdalimle.


    Kuşlar mutlu şarkısını
    Hep dalımda söylerler,
    Şen arılar vızır vızır,
    Kokuma koşup gelirler.

    Sakın sakın dalımızı,
    Çocuklar çekip kırmayın.
    Çakınızla gövdemizde
    Derin yaralar açmayın.

    Halim YAĞCIOĞLU




    Ağaç Sevgisi




    Kucak açarsın herkese
    Bu dost, şu düşman demeden
    İyilik yaparsın herkese
    Bir karşılık beklemeden.

    Güzel yurdumun süsüsün
    Bulutlara dal uzatan
    Kuru, yeşil örtüsüsün
    Gölge veren, dal uzatan,


    Ne kadar çok çeşidin var
    Elma, armut, meşe, kavak
    Tatsız geçer sensiz bahar
    Sensiz toprak olur kurak.

    M. Necati ÖNGAY





    Ağaçlar da Birer Yurttaş




    Ağaçlar da birer canlı
    Benim gibi senin gibi
    Hem görür hem işitir
    Benim gibi senin gibi

    Ağaçlar da birer usta
    Berber gibi terzi gibi
    Saçlarını kendi tarar
    Kendi diker giysisini


    Ağaçlar da mevsim mevsim
    Kimi bahar kimi yazdır
    Giyinmiş düğüne gider
    Kimi gelin kimi kızdır

    Ağaçlar da birer yurttaş
    Benim gibi senin gibi
    Çiçek açar meyve verir
    Her yıl öder vergisini

    Ali YÜCE





    Ağaçlar Yalan Söylemez




    Ağaçlar da insanlar gibi
    Yalan söylerler mi birbirlerine
    Hırsızlık yaparlar mı
    Kavga ederler mi hiç
    Hapse girerler mi anne

    Ağaçlar da insanlar gibi
    Askere giderler mi
    Savaş çıkarırlar mı anne
    Topla tüfekle bombayla
    Saldırırlar mı birbirlerine


    Ağaçlar yalan söylemez çocuğum
    Kandırmazlar birbirlerini
    Savaş çıkarmazlar hiç
    Barış içinde yaşarlar
    Öldürmezler birbirlerini

    Ali YÜCE





    Ağaçlarımız




    Ağaçlar da insanlar gibi
    Seveni olur,sevmeyeni...
    Keserseniz ağlarlar
    Tıpkı dövülen insanlar gibi.

    Ağaçlar da insanlar gibidir,
    Onlar da çalışır,durmadan.
    Ve hepsi de yararlıdır,
    Örnek bir insan gibi.


    Türküler söyler gelince bahar,
    Yaza,kışa hazırlık yaparlar,
    Ağaçların da var yürekleri,
    Ağaçlar da tıpkı bizler gibi.

    Korumalı ağaçları,
    Ormanlar yetiştirmeli,
    Yakmadan,kesmeden çoğaltmalı.
    İnsanları sever gibi,ağaçları da sevmeli.

    Behçet NECATİGİL





    Bu Ağaç Başka




    Ağaç!
    Ne kadar güzelsin
    Ne kadar başka
    Yaşamak isterdim dallarında

    Adarsam,
    Sana adarım kendimi
    Büyürüm meyvalarında.


    Ağaç!
    Ne kadar güzelsin
    Ne kadar başka!

    Orhon Murat ARIBURNU





    Dağ Hırsızı




    Çok eski zamanlarda
    Dünyanın bir ucunda
    Bir dağ hırsızı varmış
    Başı dumanlı bir dağı
    Kaşla göz arasında
    Çalıp ağzına atar
    Çiğnemeden yutarmış

    Gel zaman git zaman
    Ne dağ kalmış ne orman
    Bulutlar küsüp gitmiş
    Yağmaz olmuş yağmurlar
    Yok olmuş çiçekler kuşlar
    Ülke bir çöle dönmüş
    Başlamış salgın hastalık
    Önce dağ hırsızı ölmüş

    Ali YÜCE






    Doğa Adında Bir Ermiş




    Toprak ana kız doğurmuş
    Adını da ağaç koymuş
    Yazın giydirmiş onu
    Kış gelince soymuş

    Nere gitsin nasıl etsin
    Şaşırıp kalmış ağaçcık
    Hem üşümüş hem ağlamış
    Her bir yerleri apaçık


    Doğa adında bir ermiş
    Ağaçları çok severmiş
    Kurmuş gizli tezgahını
    Renkler kokular eğirmiş

    Kumaş dokumuş ışıktan
    Gelinlik kıza giydirmiş
    Alıp götürmüş sarayına
    Oğlu ile evlendirmiş

    Ali YÜCE



    Elma Ağacı

    Yine başladı soğuklar,
    Boyuna yağıp duruyor yağmur.
    Esiyor rüzgar acı acı.
    Nasıl geçireceksin bu kışı
    Elma Ağacı?

    Gölgen de yok ki sana arkadaş olsun;
    Tek başına kaldın bu kış kıyamette;
    Artık kimse bakmaz oldu yüzüne;
    Dallarına tırmanıyor çocuklar,
    Kuşlar uğramıyor semtine.

    Üzülme bu günler çabuk geçer,
    Bir bakarsın bahar geliverir.
    Yeniden allanıp süslenirsin,
    Bizim için yine çiçek açar,
    Meyve verirsin.


    Elma Ağaçları

    Bir gün gelir, çiçeklenir,
    Yine elma ağaçları,
    “Artık bahar geldi!” denir,
    Dallar öter yamaçları.

    Kelebekler üşer üşer,
    O mavili çiçeklere;
    Sonra yağmur gibi düşer
    O çiçekler bütün yere.

    Güzel ağaç! derim, yazık!
    Yetim kaldın bir tarafta.
    Dallar iner yere artık,
    Geçer geçmez birkaç hafta.

    Kapılırım bir sevince
    Sonu gelmez hülyalarla;
    Zümrüt dallar süslenince
    Kıpkırmızı elmalarla.

    Emin Recep GÜREL


    Fidan Dikme Zamanı

    Bak sevgiden bülbül güle naz etmiş,
    Çiçek değil mi ki kışı yaz etmiş.
    Hazan gelmiş, bak onu da tüketmiş,
    Durma artık fidan dikme zamanı.

    Bağa gül gelmiş de bağı şen etmiş,
    Yağmur olup toprağını ten etmiş,
    O gül, artık kalbimizde yer etmiş
    Durma artık fidan dikme zamanı.

    Köknar yana yatmış, cama yer etmiş.
    Kurumaya inat etmiş, diretmiş.
    Yaşı bilmem, altmış veya da yetmiş,
    Durma artık fidan dikme zamanı.

    Kimler gelip ağaçları katletmiş,
    Selvi vardı, bak onu da yok etmiş,
    Fidanlar kesilmiş, dağı çöl etmiş,
    Durma artık fidan dikme zamanı.

    Hakkı ÇEBİ



    Habibat

    Ağaç dargın
    Dal yorgun
    Tomurcuk küs bize
    İlkyazın canı sıkılıyor
    Dal kirli
    Yaprak kirli
    Çiçek kirli
    Kuşun canı sıkılıyor

    Bulut hasta
    Yağmur hasta
    Toprak hasta
    Tohumun canı sıkılıyor

    Yaprak ölü
    Çiçek ölü
    Kuş ölü
    Doğa hıçkırıp ağlıyor

    Ateş deli
    Top deli tüfek deli
    Atom bombası zır deli
    İnsan kafası düşünmüş
    Yapmış onu insan eli

    Ne pisboğaz bu savaş
    Can almaya doymuyor
    Barış ölüm döşeğinde
    Kendi çalıp oynuyor

    Ali YÜCE


    Kır Şarkısı

    Tam otların sarardığı zamanlar...
    Yere yüzükoyun uzanıyorum.
    Toprakta bir telaş, bir telaş...
    Karıncalar öteden beri dostum.

    Ellerime hamamböcekleri konuyor,
    Ne şeker şey onlar.
    Uç böcek, uç böcek diyorum,
    Uçuyorlar...

    Pan’ın teneffüsü bile
    Ilık okşamakta yüzü.
    Devedikenleri, çalılık vesaire,
    Bir âlem bu toprakların üstü...

    Behçet NECATİGİL





    Orman (Hüseyin KALABA)

    Sen insansın, o ağaçtır,
    Suya, ışığa, sevgiye
    Bir insan kadar muhtaçtır;
    Ağaçların şehri orman.

    Onu ne yak, ne sök, ne kır.
    Bir dal kopardığın zaman.
    Gizli bir sesle hıçkır..
    Her orman yurda bir ordu
    Ormanı iyi koru...

    Hüseyin KALABA






    Orman

    Orman yurdun temelidir,
    Nesillerin evvelidir,
    Her sanatın ilk elidir,
    Ormandaki varlığa bak.

    Orman memleketin süsü,
    Hem ufağı, hem irisi,
    Her dalında bir kuş sesi,
    Ormandaki varlığa bak.

    Çiçekler açar renk renk,
    Dağları süsler gülerek,
    Selleri önler emerek,
    Ormandaki varlığa bak.

    Gemi olur, suda yüzer,
    Uçak olur, gökte gezer,
    Kalem, kağıt neler yazar,
    Ormandaki varlığa bak.

    Âşık Veysel ŞATIROĞLU




    Orman

    Kestane, gürgen, palamut
    Altı yaprak, üstü bulut.
    Gel burda sen, derdi unut.
    Orman ne iyi, ne iyi,
    Aman ne iyi, ne iyi !

    Dallar kol kola görünür,
    Yaprak yaprağa sürünür,
    Kışın karlara bürünür
    Orman ne güzel, ne güzel,
    Aman ne güzel, ne güzel !

    Ormanda kuşlar, böcekler,
    Yavru ceylanlar emekler,
    Açar yedi renk çiçekler,
    Orman ne büyük, ne büyük,
    Aman ne büyük, ne büyük !

    Çamın, yaprağı dökülmez,
    Gürgenin kolu bükülmez,
    Ağaç dibinden sökülmez.
    Orman ne canlı, ne canlı,
    Aman ne canlı, ne canlı !

    İzin vermeyiz kırmana,
    Dayanamayız vurmana,
    Baltayı sokma ormana,
    Orman ne mutlu, ne mutlu,
    Aman ne mutlu, ne mutlu !

    Git, git sona varamazsın,
    Kuşak olsan saramazsın,
    Dalını koparamazsın,
    Orman ne sonsuz, ne sonsuz,
    Aman ne sonsuz, ne sonsuz !

    İlhami Bekir TEZ




    Orman

    Gölgesi serindir, havası taze,
    Yeşil yaprakları zümrüt yelpaze.
    Yazın ortasında istersen bahar.
    Bir gün ormanda kal aksama kadar.

    Tertemiz bir hava dolar içine.
    Her yer ne hoş kokar: çiçek, reçine.
    Cıvıldaşır türlü kuşlar bir yanda
    Buz gibi kaynaklar var ormanda.

    Ağaçlar uğuldar, estikçe rüzgar.
    Gönlümüze hayat verir ormanlar...
    Ormandır dağlara zümrüt bir örtü,
    Ormandır kırların en güzel süsü!...

    Orman güzellik ve zenginlik demek,
    Ormanları sevmek, korumak gerek.
    Ormansız memleket çöldür, çoraktır,
    Orman bulutlara yeşil konaktır.
    Bulutlar burada gelir oturur,
    Burada boşanır sağanaklı yağmur...

    Ormandır sulara söyleyen ninni,
    Ormandır, sulara öz anne gibi.
    Gölgelikte doğup büyür dereler,
    Yazın suyu, orman korur ve besler...

    Ormanlar yapraktan bir engin deniz,
    Burada yıkanır hava tertemiz.
    Orman sağlık, hayat dolu bir kaynak,
    Herkese bir ödev onu korumak...

    Zeki TUNABOYLU




    Orman Diyor ki

    *Bu şiir Ağustos-1997 'de Antalya'da çıkan yangını üzerine yazılmıştır.

    Adıma cilalı nutuk atanlar,
    Beni sevdiğiniz doğru değil ki...
    Her katliam sonu atıp tutanlar,
    Beni sevdiğiniz doğru değil ki...

    Tarla, bahçe, bağ dediniz kestiniz,
    Odun deyip, tomruk deyip biçtiniz,
    Çıkar için kendimizden geçtiniz,
    Beni sevdiğiniz doğru değil ki...

    Güya bizlerin de bakanı var ya,
    Hayat hakkımızı görür angarya,
    Düşmanı efendi, dostlarım parya,
    Beni sevdiğiniz doğru değil ki...

    Vurguncu emirle tayin yaptırır,
    Rüşvetçi buyurur, köküm söktürür,
    Gelen kestiriyor, giden yaktırır,
    Beni sevdiğiniz doğru değil ki...

    Terör yakar, ihmâl yakar bakarsın,
    Aptallığın cezasını çekersin,
    Beni değil, sen kendini yakarsın,
    Beni sevdiğiniz doğru değil ki...

    Katillere idam çok diyorsunuz,
    İdam etmemekle yak diyorsunuz,
    Üstelik “can kaybı yok diyorsunuz,
    Beni sevdiğiniz doğru değil ki...

    Duy bu sesi, belki bu son feryadım,
    Bir zamanlar hayat, servetti adım,
    Dalı koruyacak Sultan ararım,
    Beni sevdiğiniz doğru değil ki...

    Bağır Köylü Ozan sağırlar duysun,
    Lafta hızlı, işte ağırlar duysun,
    Çakallar, baykuşlar, sığırlar duysun,
    Beni sevdiğiniz doğru değil ki...

    Anamur, 14.08.1997
    Yazar Hüseyin Gümüş




    Ormancılar Marşı

    Ağaçların kökleri,
    Kardeş gibi toprakla.
    Senin bizce farkın yok,
    Dalgalanan bayrakla.

    Ormancıyız, keseriz,
    Seni kesen her eli.
    Vatanını sevenler,
    Ormanı da sevmeli.

    Seni candan sevmeyen
    Duygusuzdur, utansın.
    Toprak eğer vatansa,
    Sen de bize vatansın.

    İ.Hakkı SUNAT




    Ormanı Hatırlamak

    Yine bir burukluk sardı tenimi,
    Ağacı kurumuş, sararmış gördüm.
    Çiçeğin, yaprağı inmiş yerlere,
    Onu da yerinde kararmış gördüm.

    Düşündüm de kim kurutmuş yeşili,
    Aynaya bakınca kendimi gördüm.
    Sarmaşığı dolaşırken düşündüm.
    Onun da halini perişan gördüm.

    Kayalara tırmanıyor söğütler,
    Laleyi sümbüle bakarken gördüm.
    Kar yağmış ta tepelerin üstüne,
    Köknarları göğe uzanmış gördüm.

    Çaba harcamadan bir nebze bile,
    Yine de etrafında yeşili gördüm.
    Söğüt doldururken ovada çile,
    Kavağı sulayan insanı gördüm.

    Hakkı ÇEBİ




    Ormanlar

    Kuşlar öter dallarında,
    Çiçekler açar,
    Kaynaşır bağrında bin bir renk;
    Güzelliğimizdir ormanlar.
    Konuk eder yıldızları,
    Bulutları sağar,
    Temiz hava, bol güneş,
    Soluğumuzdur ormanlar.
    Okuruz ya masalları, şiirleri,
    Yazarız ya ak kağıtlara,
    İçimizde bir ırmak akar;
    Kitabımızdır ormanlar.
    Kuş, geyik, ceylan
    Ve yedisinden yetmişine dek
    Tüm insanlar
    Paylaşırız meyvelerini;
    Besinimizdir ormanlar;

    M.Güner DEMİRAY




    Sakın Kesme

    Ey hemşehri, sakın kesme! Yaş ağaca balta vuran el onmaz;
    Bu kütükler 'Nice yıldır, hiç birine kervan gelmez, kuş konmaz'
    Bunları kes, o baltanla çürümüş ağaçları yere ser.
    Bak, sizin köy şu yemyeşil koruluğun gölgesinde ne güzel!
    Gönülleri açmadadır yaprakların arasından esen yel.
    Yazık, günah olmaz mı ki, çıplak kalsın bu zümrüt yurt, şirin yel.

    Hem dünyada en birinci borç değil mi her kula,
    Bir tohumu fidan yapmak, fidanı da bir orman?
    Eğer böyle olmasaydı ne kalırdı oğula:
    'Mirasımı artır' diye öğüt veren Atadan?

    Sakın kesme! Her dalında bir güzel kuş ses versin.
    Sakın kesme! Gölgesinde yorgun çiftçi dinlensin.
    Sakın kesme! Şu verimli köye kanat, kol gersin.
    Sakın kesme! Aziz vatan günden güne şenlensin.

    Mehmet Emin YURDAKUL




    Var

    Ağacı kıskanırım
    Yemiş yüklü dalı var;
    Bahar olsun, güz olsun,
    Ne güzel masalı var.

    İmrenirim arıya,
    Petek petek balı var;
    Konduğu çiçeklerin
    Pembesi var, alı var.

    Cahit Sıtkı TARANCI



    Yurdumun Ormanları

    Yemyeşil hayat taşır,
    Yurdumun ormanları.
    Ufuklara ulaşır,
    Yurdumun ormanları.

    Yaş kesmek zulüm size,
    Hak değil ölüm size,
    Varmıyor elim size,
    Yurdumun ormanları.

    Sizi kesen kalır aç,
    Ölümde bile muhtaç,
    Kefenden önce ağaç,
    Yurdumun ormanları.

    Küçükse de yaşımız,
    Yolundadır başımız,
    Yarın can yoldaşımız,
    Yurdumun ormanları.

    Mehmet İhsan BULUR



    Zerdali Ağacı

    Havalar güzel gidiyor
    Sen de çiçek açtın erkenden
    Küçük zerdali ağacım
    Aklın ermeden

    Bak kurt gibi kalın yapılı
    Görmüş geçirmiş ağaçlara
    Küçük zerdali ağacım
    Pişman olursun sonra

    Şimdi okşar gibi hafif hafif
    Bir gün yerden yere çalar rüzgar
    Küçük zerdali ağacım
    Bakma güzel gitsin havalar

    Sallansın dalların çocuklar gibi
    Bakma güneş ısıtsın varsın
    Küçük zerdali ağacım
    Sonra donarsın

    Zemheride bahar mı olur
    Akşamları seyret anlarsın
    Sakın erkenden çiçek açma
    Küçük zerdali ağacım

    CAHİT KÜLEBİ
    [/HIDE]
    helping_never bunu beğendi.

Benzer Konular

  1. Girişimcilik Haftası Mart Ayının İlk Haftası
    Konu Sahibi Derya Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 02.Haziran.2008, 18:33
  2. Tüketiciyi Koruma Haftası 15 - 21 Mart
    Konu Sahibi Derya Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 12.Nisan.2008, 12:40
  3. Vergi Haftası Mart ayının son haftası
    Konu Sahibi Derya Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 24.Mart.2008, 10:54
  4. Yeşilay Haftası Mart Ayının İlk Haftası
    Konu Sahibi Derya Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 21.Mart.2008, 22:02
  5. Deprem Haftası 1-7 Mart
    Konu Sahibi Derya Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 8
    Son Mesaj : 19.Mart.2008, 12:52
+Sedat Yücel